AKİF'E DAİR DÜCANE CÜNDİOĞLU

media55252090719b5.png
(0/10 Puan)

Akif'e Dair Dücane Cündioğlu

A+ A-

Sanatçıları ve edebiyatçıları düşünürken, onların mesleğindeki başarılarıyla şahsiyetlerini hep farklı yerlere koyarım. Bir edebiyatçı şayet önemli bir eser koymuşsa ortaya, dini, cinsel tercihi yahut zaaflarına kafam takılmaz. Tamamen okuduğum metne kitlenirim. Bir yazarı sevmem için illa ki yaşayış tarzı yahut görüşlerimin örtüşmesini beklemem. İyi bir sanatçının bu sebepler yüzünden harcanmasına da öfkelenirim. Hele ki Türkiye’den zar zor sanatçı ve edebiyatçı çıkarken, çıkan bir avuç insanın da bu şekilde harcanmasına gönlüm razı olmaz, olamaz. Başarılı eserleri, sırf yazarıyla görüşleri örtüşmüyor diye yerin dibine sokanları da oldukça sığ buluyorum. O kadar sığ buluyorum ki tartışmıyorum bile. Böyle insanların varlığı belki de bazılarınızı şaşırtmıştır ama emin olun böyle çok insan var. Hem de bayağı var, kendi kulaklarımla duyuyorum. Kitaplarımın üstüne bile yemin edebilirim, o kadar yani…

Dücane Cündioğlu bu kitabında, bu sefer de kıymetli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u anlatmış. Şiirinin arkasına saklanan, vatan- millet için yazan, Hakk’tan başka mevcuda inanmayan Mehmet Akif’i… Kur’an’ı tefsirinden, İstiklal Marşı’nı yazmasına, kendisi hakkında yapılan yorumlardan, hakkında bilinen yanlışlara ve şiirlerinde yapılan sadeleştirme hatalarına kadar bir çok konuya değinilmesine rağmen, kitabın sadece 175 sayfa olması beni oldukça şaşırttı. Cündioğlu’nun yazacak daha çok şeyi olduğu kesin ancak bir okuyucu olarak bu kitabı çok yararlı bir giriş kitabı niteliğinde bulduğumu söylemeliyim. Bir biyografinin en önemli yerleri alınmış da özeti yapılmış gibi hissettim ve büyük bir ilgi ve hüzünle okudum.

Kitabın ikinci bölümü olan ‘akif’in çocukları’ kısmında ise gözyaşlarıma hakim olamadım. Mehmet Akif Ersoy’un oğlu, Emin Akif Ersoy’un yaşadıkları ve yaşadıkları karşısındaki hali beni çok etkiledi. Daha önce ne duymuş, ne de bir yerde okumuştum. Açıkçası, Mehmet Akif’le ilgili bir şey de okumamıştım daha önce ama severdim kendisini. Bazen böyle şeyler yaparım; birini tanımadan, sadece hislerime binaen sevdiğim olur. Kitapta, sadece vatan-millet için yazan Akif’ten değil, kendisi için yazan Akif’ten de bahsedilmesi, yani perdeyi aralayıp arkasında neler olduğuna bakmak da etkiledi beni. Hep etkiler zaten. Cemil Meriç’i de Jurnal’lerinden sonra daha başka sevmemin sebebi de bu olsa gerek.

Geçen hafta İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Dücane Cündioğlu’nu protesto edenler arasında bu yazımı okuyan var mıdır şu an, merak ediyorum. Yoktur ya, yine de söylemeden geçemeyeceğim; bir insanı överken de yererken de, hele ki protesto ederken, protesto ettiğiniz konuyu o kişinin ağzından dikkatlice dinleminizi ve ardından iyice düşünmenizi öneririm. Hatta varsa birkaç kitabını da okursanız ne ala! Neticede protesto ciddi bir iştir ve sanmıyorum ki hiçbir protestocu komik duruma düşmek istesin…

‘Akif’e Dair’ i tavsiye ederim, okuyun, okutun. Aynı fikirdeyseniz de okuyun, değilseniz mutlaka okuyun. Neyi savunduğunuzu yahut neyi eleştirdiğinizi bilmeniz açısından…

 

‘’Çünkü Akif’i Akifçilerden, Atatürk’ü Atatürkçülerden koruyan bir ciddiyete davet yasası yok ülkemizde.’’

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.