ANNE FRANK'İN HATIRA DEFTERİ ANNE FRANK

media559da03dbae33.png
(0/10 Puan)

Anne Frank'in Hatıra Defteri Anne Frank

A+ A-

Şimdilerde durum ne bilmiyorum ama, özellikle doksanlı yılların başında günlük tutmak, anket defteri ve hatıra defterlerine yazı yazdırmak bir hayli popülerdi. O defterlere gözümüz gibi bakardık. Hayatın getireceklerinden habersiz, saf ve ufacık dertlerimizi dünyanın en büyük problemi görür yaşadığımız olayları sırdaşımız olan günlüklerimize kelimesi kelimesine kaydederdik. Bir çoğumuz kalbimiz kadar temiz sayfalara yazdıklarımızı seneler sonra okuyunca gülüp geçiyor olabilir ancak, bazı günlüklerin yıllar sonra birer tarihi döküman haline gelmesi de mümkün. Anne Frank’te olduğu gibi…

Hollandalı Yahudi bir ailenin ikinci kızı olan Anne, Hitler’in Yahudileri toplama kampına götürdüğü günlerde, babası Otto Frank’in iş yerinin arkasında bulunan gizli bir evde ailesi ve başka bir aileyle birlikte yaşamaya başlar. Babasının 13. yaş gününde ona hediye ettiği günlük, genç kızın rahatça içini dökebildiği tek yerdir. Anne, ‘Arka Ev’ diye adlandırdığı evde yaşadığı olayları ve hislerini gün be gün yazmaya başlar. İki ailenin de hiçbir mahremiyeti olamadan iç içe yaşadığı bu evde saklanmak ve dikkat çekmemek için, fertler bin bir türlü sıkıntıya katlanırlar. Hava almak için cam açmak, sesli gülmek, rahatça yıkanmak hatta bir süre sonra karın doyurmak bu insanlar için tatlı birer hayal olmaya başlar. Bir de üstüne Yahudilerin toplama kamplarına götürüldüğünü ve ölümleri duydukça iyice umutsuzluğa düşerler. Anne, başta çocukça duygularla günlük tutarken, radyoda dinlediği bir konuşmadan sonra yazılarını, gelecekte  yaşadıklarını anlatacağı kitabı için bir basamak olacak şekilde yazmaya başlar. Uzun bir umutsuzluk döneminin ardından, İngiltere’nin çıkarma yapması Yahudiler arasında umut doğmasına sebep olsa da, Frank’lerin yaşadığı yerin ihbar edilmesiyle aile, dağılma tehlikesinden kurtulamaz.

Anne Frank’in 1942-44 yılları arasında tuttuğu günlük II. Dünya Savaşı sırasında yaşananları çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Hem de gencecik bir kızın gözünden… Beğendirme kaygısı olmadan, samimi, gerçek ve masumca yazılan günlükte, yaşanan olayların gölgesinde, genç bir kızın yetişkin olma yolundaki çaba ve iniş çıkışlarına da şahit oluyoruz. Kitabı İngilizce’den okuduğum için Türkçe çevirisi hakkında herhangi bir yorumda bulunamıyorum. Ama kitap hem tarihi bir belge niteliği taşıdığından, aynı zamanda da hiçbir kaygı gütmeden yazıldığından oldukça ilgimi çekti. Bu tip tarihi olayların bu kadar içten ve samimi yazıldığına pek şahit olmadığım için Anne Frank’in günlüğünün benim için ayrı bir yeri oldu. Keşke bazı yazarlar kar amacı gütmeksizin ajitasyona başvurmadan, yaşanan olayları okuyucuya ulaştırabilseler…

Anne Frank, uzun süre içine düştüğü umutsuzluktan, tuttuğu günlüğün sonuna doğru sıyrılıp, önündeki günlere büyük bir heves ve umutla bakıyor, planlar yapıyordu. Kitap tam da bu noktada nihayete erdi… Ne var ki hayatın, Anne ve ailesi için başka planları vardı. Aile ihbar edildikten sonra, fertlerin hepsi toplama kamplarına dağıtıldı. Anne, bulunduğu kampta tifüsten öldüğünde sadece on altı yaşındaydı. Babası Otto Frank ise, kamptan kurtulan ailenin tek ferdi olarak yakın çevresinin de baskısıyla, kızının günlüğünü basmaya karar verdi. Böylece günlük altmış dile çevrildi ve birçok listede okunması gereken kült bir kitap olarak yerini aldı. Acaba Anne, bu kadarını hayal etmiş miydi?

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.