BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT GEORGE ORWELL

media5335a6982ba1c.png
(10/10 Puan)

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört George Orwell

A+ A-

Geçen sene, yaptığım, ‘okumadan ölürsem gözlerim açık gider’ adlı çalışmamda, baktığım her ama her listede karşıma çıkan Orwell’ın bu kitabının, gerçekten de okunması gerekli olduğunu düşünüyorum. ‘Hayvan Çiftliği’ni burada daha önce paylaşmış ve yazara hayran kaldığımı belirtmiştim hatırlarsanız. Ve yine, yeniden ‘Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü okuyunca, yazara hayranlığım bir kat daha arttı!

‘Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ bir bilim kurgu kitabı. Doğu Asya, Avrasya ve Okyanusya’nın dünyaya hükmettiği, düşünmenin suç olduğu başka bir dünya anlatılmakta. Romanın baş kahramanı Winston Smith, Okyanusya’da yaşayan ve görevi, tutulan kayıtlarla oynayarak, geçmişi değiştirmek olan bir vatandaştır. Ülke, Büyük Birader adındaki parti başkanı tarafından yönetilmektedir. Emmanuel Goldstein ise halk arasında çıkan bir söylentiye göre, Büyük Birader’i devirmeye çalışan örgütün lideridir. Geçmişin sürekli değiştirildiğini, insanların beyninin yıkandığını ve tek tipleştirilmeye çalışıldığını bilen Winston, bunu değiştirmek için bir şeyler yapmak istemektedir. Ancak proleterler dışında bütün vatandaşların her adımı, devlet tarafından takip ve kontrol edilmektedir.  Aşkın yasak olduğu ve cinselliğe sadece çocuk yapmak için izin verildiği Okyanusya’da Winston, genç bir kadın tarafından takip edilmektedir. Büyük zorlukla altında görüşmeye başlayan Winston ve Julia, en sonunda proleterlerin yaşadığı yerdeki bir kitapçıda buluşmaya başlarlar ancak, kırtasiyeci ve bir düşünce polisidir ve başlarına büyük işler açılır.

Kitapların sonlarıyla ilgili bilgi vermeyi sevmiyorum, pek de yapmıyorum. Ancak okuduğum üç Orwell kitabı için de şunu söyleyebilirim ki, okuyucuyu can evinden vuran, hep son sayfalar oluyor. Kurgu hakkında söylenecek hiçbir şey yok bence, kesinlikle kusursuz! Burada yazamayacağım kadar çok, ilginç benzetmeler, düşündüren yorumlar ve farklı bakış açıları var kitapta, ki yazara hayran kalmamak elde değil. Ben, Orwell’in üslubunu da çok seviyorum. Kaç sayfalık kitaplar olursa olsun, hepsinde mutlaka her satırın okunması gerekiyor ki, hikaye havada kalmasın. Yani, benim bir türlü yıldızımın barışmadığı uzun uzadıya tasvirler yok kitapta.

Eh artık bu kadar övdükten sonra, uzun zamandır belirtmediğimi düşünerek, ‘Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü, kitap okumayı sevmeyenlerin de, ömründe bir kere bile olsa okuması gerektiğini düşündüğümü söyleyerek bitiyorum yazımı. Keyifli okumalar...

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.