BİR BİLİM ADAMININ ROMANI OĞUZ ATAY

media5616d76ec73ca.png
(0/10 Puan)

Bir Bilim Adamının Romanı Oğuz Atay

A+ A-

Oğuz Atay’ı ilk defa ‘Günlük’le tanıdım. Daha sonra ‘Tutunamayanlar’ı okudum ve kitabı okuduğum süreç boyunca iç dünyamda –o zamanlar adını koyamadığım-  birçok değişim oldu. Kitabın kapağını kapattığımda ben, artık eski ben değildim. Bununla birlikte ne olduğumu da/neye dönüştüğümü de henüz bilmiyordum. O andan itibaren Oğuz Atay’ın tüm kitaplarını okumaya, en kısa zamanda okumaya, karar verdim. Sırasıyla ‘Korkuyu Beklerken’, ‘Eylembilim’,’Tehlikeli Oyunlar’ ve ’Oyunlarla Yaşayanlar’ı büyük bir keyif, hüzün ve hayranlıkla okudum, bitirdim, ya da bitiremedim. Bitirseydim şayet, gelip geçerken kütüphanemden alıp, rastgele sayfalar çevirmezdim sanıyorum. Çizdiğim satırları tekrar tekrar okumazdım ezberleyene kadar. Ve daha henüz bir sene olmuşken, ‘Tutunamayanlar’ı yeniden okumaya karar vermezdim. ‘Bir Bilim Adamının Romanı’, Atay külliyatının okuduğum son romanıdır. Külliyatın son kitabıdır belki ama, Atay’ın okuyacağım son kitabı değil, olmayacak…

1911 yılında Adana’da dünyaya gelen Mustafa İnan, düşük gelirli bir ailenin çocuğudur. I. Dünya Savaşı’nın çıkması ve Fransızlar’ın Adana’yı işgal etmesiyle, herkesin olduğu gibi, İnan Ailesi’nin de geçimi zorlaşır. Babası işi nedeniyle şehir değiştirmek zorunda kalınca Mustafa, annesi ve kardeşleriyle yapayalnız kalır ve sonunda her şeye rağmen annesi, çocuklarını alarak Adana’yı terk eder ve Konya’ya yerleşirler. Defter-kitap tutmayan Mustafa, babasının gözünde gelecek vadeden bir çocuk değildir. Halbuki Mustafa’nın tek düşündüğü ailesine masraf çıkartmamaktır. Bunun yanı sıra okuldaki başarısı, öğrenme aşkı ve zekası arkadaşları ve öğretmenlerinin dikkatini çekmekte, iyi niyet ve fedakarlığıyla herkesin sevgisini kazanmaktadır. 19 yaşında babasını kaybettikten sonra Mustafa, mühendislik fakültesine başlar. En büyük arzusu bilim adamı ve öğretmen olmaktır.  Bir yandan derslerine çalışırken, bir yandan ailesine destek olmak için özel ders vermektedir. Ders verdiği lise öğrencileri arasında Jale adında, gelecekte karısı olacak genç bir kız da bulunmaktadır. Mustafa İnan, eşi Jale Hanım’la birlikte birçok badireler atlatacak, geçim sıkıntıları çekecek, tüm zengin olma yollarını reddedecek, dekan olacak, çok yönlü öğrenciler yetiştirecek, makaleler ve denemeler yazacak, bakanlık tekliflerini geri çevirerek ömrünün sonuna kadar gerek maddi gerekse sağlık sorunlarıyla mücadele edecektir.

Oğuz Atay’ın da hocası olan Mustafa İnan’ın dünyaca ünlü bir bilim adamı olma yolundaki serüvenini ve çetin mücadelesini anlatan kitap, anlaşıldığı üzere biyografik bir roman niteliğinde. Atay’ın bildik dil ve üslubu bu kitapta da okuyucunun karşısına çıkıyor. Satır aralarındaki dokundurmalar ve ironik ifadeler tam da Atay’ın tarzını yansıtmakta. Biyografik bir romanda bu iyi mi yoksa kötü mü, bilemiyorum. Kişiden kişiye değişir ancak benim hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Bir Oğuz Atay hayranı olarak aksini söylemem mümkün değil. Kabul etmem gerekir ki, objektif bakmak benim için biraz zor.

Yine karşımıza, kısıtlı imkanlar içerisinde olmasına rağmen, büyük bir sabır, sebat ve inançla hayal ve ideallerinin peşiden koşan; yılmayan, usanmayan ve kendinden ödün vermeyen bir insan çıkıyor. Yattığı hastanenin ücreti dahi ölümünden ancak üç gün sonra, zar zor ödenebiliyor Profesör Doktor Mustafa İnan’ın. Neleri iyi biliriz pek bilmiyorum ama, memleket olarak işini doğru ve dürüst bir şekilde yapmaya çalışan neredeyse hiç kimsenin değerini bilmemeyi, çok iyi biliyoruz. Neyi baş tacı edip, neyi yereceğimiz şuurunu ve muhakemesini kazanmak gerek kendim, gerekse yaşadığım ülke insanı için en büyük isteğim. Bilim adamı, sanatçı, düşünür ve edebiyatçıların çoğalması dileğiyle… 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.