BİR DİNOZORUN ANILARI MİNA URGAN

dinozor
(0/10 Puan)

Bir Dinozorun Anıları Mina Urgan

A+ A-

Çok sevdiğim, uzun zamandır tanıdığım ve güvendiğim birinin, bundan yıllar evvel Buket Uzuner’le yazarlık üzerine sohbet etme şansı olmuş. Ben, bir şeyler yazmak istediğimden ama nereden başlayacağımı bir türlü bulamadığımdan, yazarlık eğitimi almak istemediğimden bahsedince konu açıldı. Kendisi de Uzuner’e benzer bir soru sormuş. O da, yazarlığa başlamanın en iyi yolunun öncelikle kişinin anılarını yazması olduğunu söylemiş. Hayatımız sadece bizim yaşadıklarımızdan ibaret değil. Hayatımıza giren onlarca insan ve her birinin de kendi hikayeleri; bu kişi ve hikayelerinin ise bizim yaşamımızda birtakım etkileri var. Bu anlamda anılarımı yazarken, bir anıdan bir kitap, bir andan bir öykü, bir kişiden yola çıkarak koca bir roman yazabileceğimi düşününce umutsuzluğum azaldı. Fakat insanın hayatını, anılarını yazması gözüktüğü kadar kolay değil. Daha basit görünen bu ilk adımı atmayı aylardır başaramıyorum. Öyle mi yazsam, böyle mi yapsam diye düşünürken haftalar geçti. Fazla düşünmekten eyleme geçemiyor, eyleme geçemedikçe sadece yapacağım iş hakkında değil, hayatla ilgili de motivasyonum azalıyor. Hemen her konuda böyle olmak iyice yoruyor beni. Bu yaz, anılarımı yazmakla ilgili ilk adımı atmayı düşünüyorum ama, bakalım…

Mina Urgan’ın büyük ses getiren, bir dönem herkesin elinde gördüğüm kitabı hakkında fazla ayrıntıya girmeyi düşünmüyorum. Zira çoğunuz okumuş, okumayanlarsa illa ki bir şeyler duymuştur. Daha çok yaptığı çevirilerden ve önemli eserlere yazdığı önsözlerden tanıdığım Urgan’ın yolu önemli yazarlarla kesişmiş, kadın olarak birçok mücadele vermiş, türlü sıkıntılara göğüs gererek evlatlarına annelik yaparken ne kariyerinden ne de prensiplerinden ödün vermemiş. Bunlarla gurur duyduğu yazdıklarından anlaşılıyor. Haksız mı? Bence, değil. Görüşüne katılayım ya da katılmayayım, seçtiği yolda istikrarla yürüyen, sebat eden inatçı insanlar, benim için hep ilham kaynağı olmuştur. Bu anlamda Mina Urgan’dan birkaç şey öğrendiğimi belirtmem gerekir. Bunun yanı sıra, kendim gibi yaşamayan, düşünmeyen, benim hayat tarzıma, inancıma ve prensiplerime muhalif insanlara karşı nasıl bir üslup kullanmamam gerektiğini de sayesinde tekrar gözden geçirdim. Zira kendisinin yorumlarındaki bazı ifade ve kelimeler gözüme de kulağıma da nahoş geldi. Belki kendisi gibi ‘aydın’ bir insan olsaydım, böyle düşünmez, daha farklı bir gözle bakardım. Ancak belli ki ben henüz o kadar çağdaşlaşamamış, ilerleyememiş, aydınlanamamışım…

Dücane Cündioğlu, ‘Arasokakların Tarihi’ adlı kitabında ‘Bir Dinozorun Anıları’nı bir hayli yeriyor, eleştiriyordu. Ben ona katılmıyorum. Bu, sadece haddim olmadığından değil, bir okur olarak da Cündioğlu gibi düşünmediğimden… Öte yandan, Urgan’ın bu kitabını yere göğe koyamayanların da abarttığı kanaatindeyim. ‘Bir Dinozorun Anıları’, elimden bırakmadan, keyifle okuduğum bir anı kitabıydı. Ne eksik, ne fazla… Bana kattığı en önemli şeyse; kitabı okuduğumdan beri yabancı dilde kitap okumanın üzerine daha çok düşüyorum artık. O önsözler, kolay yazılmıyor olsa gerek. 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.