BİR DÜNYANIN EŞİĞİNDE CEMİL MERİÇ

media56fd6555e9639.png
(0/10 Puan)

Bir Dünyanın Eşiğinde Cemil Meriç

A+ A-

İnsanın bazı şeyleri anlayabilmesi ve oturtabilmesi, en azından oturtmak adına girişimde bulunması için, bazı kriz dönemleri geçirmesi gerektiğini düşünürüm. Kiminin dönüm noktası, kişisel hayatında yaşadığı olay ve durumlarken kimininki çevrenin ve toplumun etkisiyle oluşabiliyor. Gezi Parkı olaylarını asla unutamayacak olmam da bundan kaynaklanıyor olsa gerek… Senelerdir arkadaşım dediğim her kesimden insanın birbirinin üzerine aç kurt gibi saldırması, ağza alınmayacak laflar ve küfürlerle kendi gibi düşünmeyenleri aşağılaması, sağduyulu ve anlayışlı sandığım birçok insanın terbiyesizliği karşısında yaşadığım şoku sanırım ömrümün sonuna kadar unutamayacağım. Bir tarafa entegre olmadan muhattap kabul edilmemem, kendimi anlatamamam ve aynı dili konuştuğum insanları bir türlü anlayamamam, insanlardan uzaklaşmama ve kendime dönüp sorgulamama sebep oldu. Bunlardan ilk kez bahsetmiyorum. Ne zaman Cemil Meriç’in adı geçse, aklıma hep o bunalmalarım, konuşacak aklı selim birilerini aramam ve bir anda içine düştüğüm yalnızlık gelir. ‘Bu Ülke’ ile imdadıma yetişen, beni düştüğüm o tek kişilik kuyudan bir hamlede çıkaran bu kıymetli düşünce adamını, her defa derin bir muhabbetle anarım. Durduğum yerden eminsem onun sayesindedir. Fikirlerimi, onu okuyarak cesurca konuşabildim. Yine, onu okuduktan sonra değer verdim düşüncelerime. Anlayacağınız, bir yazardan, bir düşünürden ötedir benim için. Bir kere hakkı vardır üzerimde…

‘Bir Dünyanın Eşiğinde’, Meriç’in en sevdiği kitabıymış. Kitapta Hint düşüncesini, inançlarını, tarihini, mitolojisini ve felsefesini şiirsel bir dille anlatıyor. Diğer eserlerinde de doğu ve batı kültürlerine dikkat çeken Meriç, bu kitabında batı ve Hint’i daha ayrıntılı ve açık biçimde kıyaslayarak, doğunun batı üzerindeki etkilerine, doğu kültürünü batı kültüründen ayıran noktaları okura sunmakta. Meriç’in, Hint’e olan hayranlığını neredeyse her cümlesinde görmek mümkün. Batı hayranlarının karşısına kusursuz bir Hint çıkarıyor ancak amacı, asla batıyı yermek değil. Meriç, Hint düşüncesinin daha canlı ve daha sıcak olduğu kanaatinde. Batının yükselişini ise doğunun ruhuna bağlamakta. Kitabın ilerleyen bölümlerinde Hint edebiyat tarihini irdeleyen yazar, konu üzerine incelemelerini okura sunuyor. Hint kutsal metinleri, şiirleri, efsaneleri ve destanlarını değerlendirken, son bölümde Sanskritçe, yeni Hint dilleri ve Dravit dilleri edebiyatlarından seçilen metinler yer almakta.

Hindistan’a gitmedim. Yemekleri dışında, zamanında izlediğim birkaç Bollywood filmini de saymazsak, Hint’e ve kültürüne yabancıyımdır. İşin açıkçası, son zamanlarda moda olduğu için ne bir Hintli düşünürü merak ettim ne de meditasyon tekniklerini. Popüleritesi geçsin diye bekliyorum, geçmiyor. İnsanlar hunharca içini boşaltıyor… Okuduğum bölümde daha çok Batı Felsefesi çalıştığımız için, Hint Felsefesi’nin üzerinden şöyle bir geçip ayrıntıya girmiyoruz. Bu açıdan Meriç’in kitabı benim için oldukça tatmin ediciydi. Çok sistematik bir anlatımdan söz edemeyecek olsam da, özellikle destan ve efsaneleri okurken büyük keyif aldım. Yazar’ın üslubu genelde didaktiktir, jurnallerinde kimi zaman hüzünlü kimi zamansa öfkeli bir adam vardır. Bu kitabında ise Meriç, edebi yönüyle de öne çıkıyor. Hint’e duyduğu muhabbetten mi bilinmez, metinleri bir başka yorumlamış. Okuması oldukça keyifli…

Düşünce ve fikirlerimi farklı kitaplar okumak suretiyle düşünerek oluşturmaya çalıştım hep. Kulaktan dolma bilgilere ise şüpheyle yaklaştım. İnsanların çoğuna olan güvenim büyük ölçüde sarsıldığından, doğru ya da yanlış- iyi ya da kötü, referansım hep kitaplar oldu. Kitaplar, insanlar gibi hayal kırıklığına uğratmıyor… O yüzden bütün popülizm antipatime rağmen, Cemil Meriç’in kaleminden Hint’i okudum. İyi ki de okumuşum! Onun sayesinde okuma sırama bazı Hintli düşünürlerin kitaplarını koydum, Gandhi’yi okudum… Ve tabii ki günümüz Hint hayranlarının bakış açısıyla pek bir bağlantı göremedim. Sonra düşündüm; yaptığı meditasyonlarla, vegan yahut vejetaryenliğiyle ya da kendine göre ‘felsefesi’yle –felsefe öyle, sana bana göre olmaz ya, neyse- hava atan, atmaya çalışan –nasıl bir hava atmaksa!-  kaç kişi bu kitapları okumuştur ki? Kaç kişi merak etmiştir gerçek anlamda? Ve tabii ne kadarı gerçek anlamda özümseyebilir? Acaba memleketiminbohemveveganveruhunukötülüklerdenarındırarakevrenepoizitifenerjiyollayangüleryüzlüyogiveyoginilerinin Meriç’in bu kitabından haberi var mıdır ki? Amuda kalkmak mı zor yoksa okuyup yüzleşmek mi? Gönül ister ki her ikisini de yapabileyim ama, şu an içim elinden ancak okumak geliyor vesselam…

Uzun lafın kısası Cemil Meriç, okunası kitaplar yazmıştır. Okurunu asla boş çevirmez. Düşünmeye teşvik eder hem de her türlü bakış açısından… Öfkeli adamdır, acımasızca eleştirir icabında. Farklı düşüncelere kulak tıkamanın tehlikesine dikkat çeker hep. Kitaplarıyla öğretip düşündürttü, günlükleriyle dert ortağı oldu… Onu okuyanlar iyi bilir, hep okunmayacağını ve anlaşılmayacağını düşünüp hayıflanır satırlarında. Anlayabiliyor muyum yahut ne kadarını anlayabiliyorum bilemiyorum, sevgili Cemil Meriç. Ama okuyorum, çok şey öğrendim, öğreniyorum senden. Meriç’in kabri Karacaahmet Mezarlığı 8. Adada. O kısımda her zaman bulunan gönüllü bir amca vardır, mezarları sular. Sorarsanız, size bütün kitaplarını körken yazan o ünlü adamın yattığı yeri gösterecektir. Ne bileyim, aklınızda bulunsun…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.