BİR ELİN SESİ VAR ANTHONY BURGESS

media5540b698b7bac.png
(0/10 Puan)

Bir Elin Sesi Var Anthony Burgess

A+ A-

Hayatı anlamlandırmaya çalışan biri olmadığımı düşünsem de, hayatın anlamsızlığındaki anlamı kavramaya çalışmakla, yine de hayata bir anlam kazandırma çabası içerisinde olduğumu görüyorum. Sanırım, yaşamak için bunu yapmaya gerek duyuyor insan. Herkesin yaşama verdiği anlam farklı. Kimi bunun üzerine düşünür, kimi düşünmez. Ancak bana göre anlam, maddi bir zemine oturduğu sürece tehlikededir çünkü kaybedilmesi yahut değersizleşmesi daha kolaydır. Bu yüzden derin düşünmek gerekir. Ya da bunu düşünen insanları dinlemek gerekir ki, bizim de düşüncelerimiz harekete geçsin. Bence hayattan, ancak onun hakkında derin düşünerek keyif alınabilir. Buna rağmen, düşünen insanın yalnızlığı göze çarpar. Eğlenen, yiyen, içen, giyen, seyahat eden, elindeki imkanlarla dünyayı değiştirebileceğini düşünen kısacası, sadece tüketen insanların arasında huzur bozan parazitler gibidir onlar. Konuşmasalar, yazmasalar hatta ölmüş bile olsalar, sadece bir zamanlar var olmuş olmalarıyla bile bir rahatsızlık sebebidirler. Ne diyeyim, iyi ki varlar!

Janet, sıradan bir kadın olduğu gibi, hayata bakışı ve onu yorumlayışı bakımından da oldukça sığdır. Bilgisizliğinin sebebini okulda verilen kötü ve yetersiz eğitime bağlayan genç kadının en büyük eğlencesi televizyondur. Kocası Howard ise fotoğrafik bir belleğe sahip, entelektüel bir adamdır. Birbirine oldukça zıt görünen bu çiftin çocukları yoktur zira Howard, dünyanın tekin olmadığını düşünmekte, her an çıkabilecek yeni bir savaştan bahsetmektedir. Genç adam, katıldığı bir bilgi yarışmasında fotoğrafik belleği sayesinde, yüklü miktarda para kazanınca çift, hem zengin hem de ünlü olur. Bu vesileyle, Amerika’ya seyahate çıkarlar. Howard’ın amacı elindeki parayla dünyanın değişip değişmediğini tecrübe etmektir. Ancak Janet, gelecek kaygısı içinde olmakla birlikte, paranın getirdiği imkanları, sosyal statülerindeki değişiklik de olmak üzere, sonuna kadar kullanmaktadır. Bu anlamda da genç çift, birbirinden ayrılırlar; Howard, yaşamak için parayı harcamak isterken, Janet, sahip olduğu imkanlardan eksik kalmamak için paranın bir kısmını ayırmak istemektedir. Bu duygu ve düşünceler çemberinde ve yaşadıkları olaylar sonucunda hayat, yine aynı hayattır. Para, aslında hiçbir şeyi değiştirmemiştir ve Howard’a göre artık tek bir çözüm vardır…

Anthony Burgess, doktoru kendisine ameliyat edilemez bir beyin tümörü tanısıyla bir yıldan az bir ömrü kaldığını söylediğinde, ilk karısı Lynne ardından geçim sıkıntısı çekmesin diye bir sene içerisinde beş buçuk adet kitap yazdı. Ne var ki, doktorun teşhisi yanlış çıktı ve Burgess tanınan bir yazar olmakla birlikte elliden fazla roman ve kitaba imzasını attı. Britanya’daki soğuk savaş döneminde yazdığı ‘Bir Elin Sesi Var’ kitabında ise modern insanın tüketim kültürüne sert bir gönderme yapmakta. Doğadan, üretmekten uzaklaşan; materyalizmin, tüketimin ve kapitalizmin  esiri olarak yitip giden insanları betimleyerek, onların daha iyi yaşamak için ellerinde ne varsa verip, geriye hiçbir şey alamadıklarına dikkat çekiyor.

Çoğu insanın ‘Otomatik Portakal’la tanıdığı Burgess, bu kitabında da kurgu, karakterler, dil ve üslup açısından ustalığını konuşturuyor. Ancak, benim her iki kitapta da en çok ilgimi çeken yazarın kullandığı dil ve üslubu… Değindiği konuların hassasiyeti ve kullandığı metaforlar göz önüne alındığında, zor okunması beklenen kitaplar, yazarın müthiş anlatımıyla su gibi akıp gidiyor.

Anthony Burgess, bana göre hakettiği değeri göremeyen, gerektiği kadar tanınmayan ve maalesef az okunan bir yazar. En azından etrafımda gördüğüm kadarıyla böyle. Tam da bu yüzden, özellikle genç arkadaşlara Burgess’ın her iki kitabını da şiddetle tavsiye ediyorum. Benimse yolum uzun, yazarın okuyacağım daha çok kitabı var…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.