BİR İDAM MAHKUMUNUN SON GÜNÜ VİCTOR HUGO

idammah
(0/10 Puan)

Bir İdam Mahkumunun Son Günü Victor Hugo

A+ A-

İdam cezasıyla ilgili farklı görüşler ve dolayısıyla tartışmalar var. Uzun süre pek konuşulmadı ancak son birkaç senedir konunun üzerine düşüldüğü gibi, idamı savunanlar ve idama karşı olanlar, olarak iki grubun oluştuğu söylenebilir. Ünlü Fransız Yazar Victor Hugo, idam cezası hakkında düşünüp, eline kalemini aldığında sadece 26 yaşındaydı. Kendisi defalarca şahit olduğu giyotin gösterisine ve halkın coşkusuna öfke duyardı. Meydandan geçtiği günlerden birinde, celladın giyotini yağladığını gördü -bu manzara bardağı taşıran son damlaydı herhalde- ve ‘’Bir İdam Mahkumunun Son Günü’’nü yazmaya başladı. Kitap 1829 yılında, yazarının adı olmadan yayımlandı. Üç yıl sonraysa, yazdığı uzun önsöz ve imzasıyla kitabını tamamladı. ‘’Bir İdam Mahkumunun Son Günü’’, ‘’Sefiller ‘’ ya da ‘’Notre Dame’ın Kamburu’’ kadar okunmadı belki ama -bana göre- en az onlar kadar etkileyici. 

19. yüzyıl Fransa’sında bir idam mahkumu, infaz gününe kadar yaşadığı duyguları, düşünceleri ve korkuları bir bir yazar. Hapis hayatı, özgür günlerine duyduğu özlem ve o günleri hatırlamanın verdiği hisler, mahkumken dış dünya hakkındaki düşünceleri ve geride bırakacağı üç kişi – annesi, karısı ve küçük kızı- hakkındaki kaygıları… Suçunu açıkça ifade etmez ama bazı ipuçlarından yola çıkarak birini öldürdüğünü anlar okuyucu. Başta durumu metanetle karşılamaya çalışsa da büyük gün yaklaştıkça mahkumun duygularında değişimler olur. Kurtulma umudu gün be gün azalır ve artık ölüm gerçeğini kabul etmek zorundadır. Kaygı ve korku doludur. En büyük yıkımı ise kızıyla görüştürüldüğünde yaşar. Ve sonunda büyük gün gelir!

Bazı filmlerde, idam cezasının uygulandığı meydanlar ve oradaki insanların coşkusunu izleriz. O heyecanlı kalabalığın arasında illa ki bir-iki kişi vardır. Onlar, olan biteni ya donuk yüzleriyle ya da ağlayarak izlerler. Hangimiz hangisine daha yakın hisseder kendini, sanırım kişinin karakterinin yanı sıra şartlar ve olaylar da bu özdeşimi etkiler. Gençliğinde kralı savunan ancak yıllar geçtikçe cumhuriyet destekçisi bir tavır sergileyen Hugo, yaşadığı dönemin sosyal sorunlarına da değindi. 1851’deki askeri darbe sonrası sürgün edildi. 1959’da af ilan edilse de ülkesine dönmedi ama III. Napolyon’un iktidardan çekilmesiyle fikrini değiştirdi. Romantizm akımının önemli isimlerinden olan Hugo, aynı akımın öncüsü kabul edilen Chateaubriand’dan etkilendi. Romanların yanı sıra, birçok şiir ve tiyatro oyunu yazarak genç yaşında üne kavuştu. 83 yaşında zatürreden öldüğünde Fransa sadece büyük yazarını değil, değerli bir devlet adamını da kaybetmişti. 

‘’Sefiller’’, ‘’Norte Dame’ın Kamburu’’ ve ‘’Bir İdam Mahkumunun Son Günü’’, ne kadar anlatılsa, ne kadar beyaz perdeye uyarlansa, ne kadar tiyatroya ya da müzikallere konu edilse de kitabı okunmadığı müddetçe hep ama hep eksik kalacaktır, bana göre. Victor Hugo, insan ruhunu öyle güzel anlıyor ve öyle güzel anlatıyor ki ben onu her okuduğumda adeta yüreğim titriyor, tüylerim diken diken oluyor. Başka hiçbir yazarın betimlemelerini, tasvirlerini okumak onunkiler kadar zevk ve acı vermiyor bana. Kendisi de pek çok acı yaşamış, ne de olsa… 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.