BİR ÖZYAŞAM ÖYKÜSÜ MAHATMA GANDHİ

media572afe02f2ea9.png
(0/10 Puan)

Bir Özyaşam Öyküsü Mahatma Gandhi

A+ A-

‘’Ben. günahlarımın sonuçlarından kendimi kurtarmaya çalışmıyorum. Günahın kendisinden, daha doğrusu günah düşüncesinden kurtulmak istiyorum. Bu amaca varmadıkça da, tedirginliğimle yetineceğim.’’

Mohandas Karamçand Gandi, 1869 yılında Porbandar’da doğar. Oldukça varlıklı ve kültürlü bir ailenin üçüncü oğludur. Çekingen, sessiz ve içe kapanık olmakla birlikte, derslerinde başarılı sayılır. Yedi yaşına gelene dek iki kez nişanlanır fakat, nişanlandığı kızlar öldüğü için bu evlilikler gerçekleşmez. 13 yaşına geldiğinde ise, kendisiyle yaşıt Kasturba Makhanj ile evlenir. Gandi o zaman henüz lise öğrencisidir. Yapılan bu evlilik, adeta evcilik oyunu gibidir. Gandi, evlilikle ilgili kitaplar okuyarak ideal bir koca olamaya çalışırken, çok sevdiği karısını da ister istemez üzer ve hırpalar. Her şeyi okuyup araştırarak öğrenen genç adamın karısının, bilgisizliğini giderme konusundaki bu kayıtsızlığı, Gandi’yi şaşkına çevirir. Yıllarca, uğraşsa da bu konudaki çabaları boşa çıkar. Genç adam bir yandan eş olmaya çalışırken, bir yandan da yetişkin olma yolunda ilerlemektedir. 16 yaşındayken babasını kaybeder. Ardından Ahmedabad’daki okulda mutlu olamayınca, avukat olmak üzere Londra’ya hukuk okumaya gider. O sırada henüz ilk çocuğu birkaç aylıktır ve bu tercihi yüzünden kasttan kovulur. İngiltere’de yeni bir yaşama başlayan Gandi, alışkanlıklarını ve karşılaştığı yenilikleri dengeli bir biçimde yürütmeye çalışır. O sıralarda zihnini ve ruhunu eğitmenin yolunun, bedeni de eğitmekten geçtiğini keşfederek, perhizler yapmaya başlar. Dinlerle tanışır ve bunları inceler. Derken Bombay’e döner ve ardından başka bir şehirde kendine özel bir yazıhane açar. Fakat işler pek de beklediği gibi gitmez. Kendini topluluğun hizmetine adar ancak burdaki esas amacı benliğini algılamak isteğidir.

Yukarıda yazdıklarım sadece bir kronolojiden ibaret. Arada atladığım bazı noktalar olmuş olabilir. Gandhi, özyaşam öyküsünü 1925 yılına kadar anlatıyor kitabında. Yaşadığı olaylar ışığında, daha çok ruhsal gelişimine dikkat çekiyor. Gelenek görenekleri sebebiyle edindiği alışkanlıkları sorgulamaktan asla korkmamasına rağmen oldukça çekingen bir portre çizmekte. Özeleştiri yapmaktan yüksünmeyen tarzı ise ders verir nitelikte. Gandhi’nin bakış açısını bazıları fazla iyimser bulsa da, bence önemli olan vardığı sonuç değil, bu yoldaki terbiye ve çabasıdır. Sadece bedeni, sadece aklı yahut sadece ruhu eğitmek değil, insanı bir bütün olarak algılayarak, onu her yönden eğitmek ve yükseltmeyi düstur edinmiş. Bunun için seçtiği yöntemler –etyemezlik gibi- kimine uyar kimine uymaz, bence önemi yok, ancak kendini keşfetmek ve eğitmek isteyen kişiler için düşündürücü nitelikte.

Çok sürükleyici, heyecan dolu yahut ilginç bir hayat olduğunu söyleyemem. Fakat Gandhi’nin, kendi nefsi için verdiği savaşımı dikkate değer, hatta takdire şayan buluyorum. Yazımın başında paylaştığım ve kitaptan yaptığım alıntı, aslında Gandhi’nin hayata bakışını, prensiplerini de ortaya koyuyor. Anlayacağınız Gandhi, fit olmak için perhiz, karizmatik görünmek için meditasyon yapmıyor, araştırmalarını entelektüel görünmek için yapmadığı gibi… Kitabında bulunmayan ancak sonrasında Hindistan için yaptığı girişimler ve mücadeleler de nüfuz edinmek için olmasa gerek. Bilmem anlatabildim mi? Ne var ki, kendisi bu hoyrat dünya için fazla zarif bir direnişçiydi.

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.