BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT FRİEDRİCH NİETZSCHE

media54e5fbb224e55.png
(0/10 Puan)

Böyle Buyurdu Zerdüşt Friedrich Nietzsche

A+ A-

Memlekette vuku bulan olaylar, kitap okumak da dahil olmak üzere, bütün istek ve motvasyonumu alıp götürdü. Bugün yazacağım yazıyı tam dört gündür düşünüyorum. Kitabın ağır olması ve beni aşması ayrı bir konu ancak, kelimeleri bir araya getirerek bir cümle kurmaya çalışmak bile zulüm gibiydi. Buna rağmen, bugün sabahın ilk saatlerinde fırtınanın sesiyle uyandığımda, aklımda yazacağım yazı vardı. Henüz gazeteler gelmediği ve televizyon açmadığım için, ülkede yaşanan fırtınanın içine giremedim. İnsanlığımızı nerede unuttuk ve heybemize neleri doldurup yolumuza devam ediyoruz bilmiyorum ama bildiğim tek şey, vatandaşların, alınacak adil kararlarla vicdanlarının bir an evvel rahatlatılması gerektiği.

Nietzsche felsefesinin ana kitabı ve düşüncelerinin en yüksek düzeye eriştiği olgunluk dönemi eseri olan kitap, dört ana bölüme ayrılır. Dört ana başlık altındaysa toplam seksen üç alt başlık bulunmakta. Kitaba hakim olan iki fikir; her şeyin yeniden dünyaya geleceği ve insanüstünün macerasıdır. Nietzsche, yarattığı insanüstü için meşhur İran filozofu Zerdüşt’ü sembol olarak seçmiştir ki, bu konu kitabın esasını oluşturur. Zerdüşt, fiziksel sağlığın ve olgunlaşmış bir iradenin temsilidir. Dağlarda uzun zaman yaşadıktan sonra, artık kendisine acı veren fikirlerini insanlarla paylaşmak isteyen Zerdüşt, şehre iner ve orada ilk defa kalabalığa seslenir. Ancak, kalabalık adamın sözlerine gülüp geçer. Bu olaydan sonra Zerdüşt tekrar dağa çıkar ve orada telkinlerini kalabalığa değil, havariler bulup, teker teker yapmaya karar verir. Ona göre bir kitleyi harekete geçirmek ancak böyle mümkündür. Böylece fikirlerini öncelikle üstün insanlar olarak addettiği kişilerle paylaşmaya başlar. Ancak onlardan da pek memnun kalmaz. Ona göre, insanüstü olarak tanımladığı grubun cemiyete hakim olması için, üstün insanların da yok olması gerekmektedir. Zerdüşt, insanüstünü tanımlarken; dostluk, kadın, erkek, terbiye, inanç, yönetim ve daha nice konularda, kendine ait fikirlerini paylaşır. Halka hitap ettiği ilk cümlesi ise şöyledir: ‘’Ben size insanüstünü öğretiyorum. İnsan, aşılması lazım gelen bir şeydir. Onu yenmek için ne yaptınız?’’

Alman dilinin gelenekçi söyleyiş tarzının dışına çıktığı söylenen anlatımıyla, fikir ve felsefe kitabı değil, sert üsluplu,edebi bir eser olarak kabul ediliyor ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’. Nietzsche’nin 1883-1885 yılları arasında kaleme aldığı esere, başından sonuna kadar bir şiir havası hakim. Alaycı ve iğneleyici üslubuyla da dikkati çekiyor. Yazar Nietzsche olunca, takdir edersiniz ki her cümlenin üstüne düşünmek gerekiyor. Okuyucu bazılarını kavrayabilirken, bazılarını nadasa bırakıyor. Bu anlamda eser, hayatın çeşitli evrelerinde tekrar tekrar okunacak, her okunduğunda, okuyucunun yeni şeyler keşfetmesini sağlayacak bir kitap.

Ben kitabı ilgiyle okudum ve beğendim. Bir çok şey düşünüp, keşfettiğimi söyleyebilirim. Ne var ki, yazılanları gerçekten anlayabilmek için bilmem kaç fırın ekmek yiyip, kitabı bilmem kaç kez daha okumam gerekir, farkındayım. Nietzsche’yle aynı inancı paylaşmamam onu okumama engel teşkil etmiyor. Öte yandan, son zamanlarda aynı dine mensup olduğum insanların büyük bir kısmının tavır, davranış ve sözlerini anlayamıyor, sürekli kendimle çelişiyorum. Dinin tek olduğu kesin ancak, etrafta dolanan binbir türlü yorumu var maalesef. İnancımı kimseden saklamamama rağmen, beni tanıyan insanlarla okuduğum kitapları pek paylaşmam. Okuduğum kitapları genelde okumamış ve sadece kulaktan dolma bilgilerle yorum yaptıklarından, keyfim kaçıyor ve ön yargılardan bunaldığım için ister istemez öfkeleniyorum.

Bu yazıyı okuyan genç arkadaşlara tavsiyem, okuduğunuz her kitabın her satırını düşünün, sorgulayın. Düşünüp sorguladığınız sürece, hiçbir kitaptan korkmanıza gerek yok. Nietzsche’nin inanmanın karşısında olmasının en büyük sebebi ise, sorgulamadan kabul edildiği içindir. Benim bu hayatta şüphe etmeyeceğim tek ve yegane şey ise inancımdır. Onun dışında her şey sorgulamaya ve şüphe etmeye açıktır benim için. Ve bütün kitapları okuma isteğim, bir tek kitabı anlamak içindir. 

Nietzsche’nin insanüstü tanımlarını okurken, çok şey düşündüm durdum. Ve altını çizdiğim bazı satırlar;

‘’Yalnızlık: Bu, dünyanın en kadim asaletidir. Bunu herkese verdim, onları bir maksatla kölelikten kurtardım.

Kadında kadınlığı bulmak için, gerçek erkeklik lazımdır.

Yakınlarınızı kendiniz gibi seviniz ama evvela kendinizi seven insanlar olunuz.

Şerefiniz soy sopunuzdan değil, gideceğiniz yoldan gelmeli.

Kendisini ondan daha fazla küçümseyeni görmedim: bu da bir yüksekliktir.’’

Bu satırları yazarken, bir anda aklıma Dücane Cündioğlu’nun Nietzsche hakkındaki sözleri geldi. Şu an hangi kitabındaydı hatırlayamıyorum ama internetten bulup okumanızı öneririm. Bir ara ben de okuyacağım.

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.