BOZKIRKURDU HERMANN HESSE

bozkirkurdu
(0/10 Puan)

Bozkırkurdu Hermann Hesse

A+ A-

Harry Haller ellili yaşlarda, şiir, müzik ve felsefeyle ilgilenen aynı zamanda kitap yazan, Mozart ve Goethe uzmanı yalnız bir entelektüeldir. Kapıldığı derin depresyon ve topluma duyduğu öfke sebebiyle, arkadaşının tavsiyesi üzerine seneler evvel ziyaret ettiği şehre, geçici bir süre için yerleşir. Burada geçireceği öğrenim süreci, Harry’i sıkıntılarından kurtaracaktır. Aynı bedende hem insan hem de bir bozkırkurdu yaşattığını düşünür Haller… İnsan tarafı eğitimlidir, sorumluluklarını yerine getirir; sanat, edebiyat ve felsefeyle ilgilenir; hayat standartlarını içinde yaşadığı toplumla paralel tutar. Kurt tarafı ise vahşidir, kuşkucu ve güvensizdir. Bu yüzden Haller, içinde bulunduğu dünyaya, topluma, gerekliliklere ve değişime yabancıdır. Dünyaya düşmüştür ancak onun bir parçası olamamıştır. Bir akşam, gittiği bir lokantada  Hermine adlı genç bir kadınla tanışır. Kimi zaman fahişelik yapan bu kadın, Haller’a dans etmeyi, gülmeyi ve yaşamayı öğreten deneyimler yaşatır. Haller, Hermine’nin dediği her şeyi büyük bir dikkatle dinler ancak bir gün onu öldürmek zorunda olacağını da söylemeden edemez.

Harry Haller bir gün uyuşturucunun etkisiyle, ruhundaki resim salonuna girer ve hermafrodit sevgilisi Hermine’yi başka biriyle görmeyi kaldıramadığından onu kalbinden bıçaklar. İdam edileceğini düşünürken, suçu karşılığı, sonsuza dek yaşama ve gülünerek aşağılanma cezasına çarptırılır. Neden mi?  Çünkü sevgili kahramanımız olan her olaya ve olguya hoşgörüsüzce davranmış, her şeyi fazla ciddiye almış ve ona saçma sapan gelen durumlara gülüp geçmeyi, sadece ciddiye alınması gereken şeylere önem vermeyi bilememiştir. Ne var ki, şimdi oyunu kuralına göre oynamak için bir şans yakalamıştır.

Hermann Hesse’nin 1927 yılında yayımlanan kitabında, anlaşıldığı üzere, Harry Haller’ın yaşadığı buhranlardan bahsedilmekte. İnsan ve bozkırkurdu olarak nitelediği karakterinin iki yönü, kitap boyunca savaşım halinde. İntihar düşüncesiyle yaşayan, acı çeken bir adam Haller. Romanın ilk bölümü, Haller’ın ev sahibesinin yeğeninin ağzından anlatılır. Bozkırkurdu hakkındaki kişisel izlenimleri okuyucuya aktarılır. İkinci bölümde ise, Haller’ın yaşadıklarına dair notlarını okuruz. Üçüncü bölüm bir analiz niteliğindedir; kahraman kendini okur, duygu ve davranışlarını analiz eder. Bunun yanı sıra yazarın ve roman kahramanının isimlerinin baş harflerinin aynı olduğuna dikkat edersek (H.H.) kitapta otobiyografik öğelerin olduğunu da söyleyebiliriz belki. 

‘Bozkırkurdu’ Hesse’nin okuduğum ikinci kitabı ve birçok yönüyle –bence- daha önce okuduğum ‘Siddhartha’dan oldukça farklı. Kitabın geneline depresif ve karamsar bir hava hakim olsa da, öyle bir sonla karşılaşıyor ki okur, Hesse’nin şu sözü ister istemez doğrulanıyor: ‘’ (…) okurlarımın çoğu Bozkırkurdu’nun öyküsünün insanı kemiren bir hastalıktan ve bunalımdan söz ettiğini ama tüm bunların ölüme ve yokolmaya değil, tersine iyileşmeye yönelik olduğunu anlarsa kendimi mutlu hissedeceğim.’’

Kendimde hoşnut olmadığım bir yönümü sorsalar, ilk anda aklıma gelecek ve hiç tereddüt etmeden söyleyeceğim şey, her şeyi fazla ciddiye almamdır. Harry’den daha çok sevdiğim, beni daha çok etkileyen birçok roman kahramanı oldu. Fakat Harry’nin ruh haliyle, hiçbir şeye gülüp geçemeyen kendim arasındaki benzerlik, bu kahramanı asla unutamayacak olmamda etkili olsa gerek… Harry, ömür boyu ona gülecekleri bir cezaya çarptırıldı. Eğer böyle gider, kendimi eğitemezsem, korkarım ki bana çok uzun gelen bu dünya hayatının bir andan ibaret olduğunu gördüğümde, onu bu kadar ciddiye aldığım için telafisi olmayan bir pişmanlık yaşayacağım. İnsanın neyi ciddiye alıp neye gülüp geçeceği de bir olgunluk, olmuşluk meselesiymiş. Yaşadıkça anlıyorum. 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.