ÇAĞIMIZIN NEVROTİK KİŞİLİĞİ KAREN HORNEY

cagimizin-nevrotik-kisiligi
(0/10 Puan)

Çağımızın Nevrotik Kişiliği Karen Horney

A+ A-

Kitaplarımı sahaflardan, butik kitapçılardan yahut internet üzerinden almayı tercih ederim daha çok. Zaman zaman popüler kitapçılardan da aldığım olur ama oralara daha çok reyon gezmeye, insanların ne tür kitapları incelediklerini izlemek için gidiyorum. Geçenlerde, kitap almayacak olmama rağmen meraktan, malum dükkanlardan birine girdim. Önce yeni çıkanlar, sonra çok satanlar bölümlerine bir göz gezdirdim. Ardından dükkanın en yoğun bölüme gittim, insanların görevlilere sorduğu kitapların isimlerine kulak kabarttım. Ardından kasaya doğru seyirttim ve ödeme yapanların hangi kitapları aldığını görmeye çalıştım. Sonra sıkıldım, çıkıp gittim… Gençlerin aldığı vampir kitaplarını bir kenara bırakırsam, büyük bir çoğunluk kişisel gelişim türü ve mistik öğretilerin olduğu kitapları tercih ediyor. Hatta bu kitapları alanların yine büyük bir kısmı, tek kitapla yetinmeyip en az üç taneyle kasaya gidiyorlar. Bu tür kitapları okumak benim için bir sabır adeta bir tahammül imtihanı. Ancak neyi eleştirdiğimi bilmek için zaman zaman okumam gerekiyor. O zamanlarda da Freud, Jung ve Geçtan gibilerin kulaklarını çınlatmadan duramıyorum. Ne mutlu ki kitap yazmışlar, bizler –azınlık da olsak- alıp okumuş yahut arkadaşımıza hediye etmişiz; aldığım en güzel hediyelerden biri, bugünki yazının konusu…

Alman kökenli Amerikalı psikanalist Karen Horney, Neo-Freudyen ekolün temsilcisi olarak görülüyor. Freud, kişilik ve nevrozların oluşumunda biyolojik ve dürtüsel etkenlerin üzerine düşerken; Horney, daha çok sosyal ve kültürel etkenlere dikkat çekmekte. ‘Çağımızın Nevrotik Kişiliği’ her ne kadar 1930’lu yıllarda yazılsa da, güncelliğini yitirdiğini söylemek pek de mümkün görünmüyor. Her birey, kişiler arası ilişkileri kontrol etme, başa çıkma yöntemleri geliştirir. Ancak nevrotik insanlar bu stratejilerden kendilerine en uygun olanı seçip hayat boyu, her alanda, sonuna kadar kullanılar. Kendileri içinde bulunduğu sıkıntılı durumun pek farkında olmazlar ancak çevresindeki insanlara zarar verirler.

Horney’nin kitabı onbeş  bölümden oluşmakta. İçerik hakkında fikir vermesi açısından konu başlıklarını paylaşmak istiyorum; Nevrozların Kültürel ve Psikolojik İçerimleri; ‘Çağımızın Nevrotik Kişiliği’nden Bahsetme Sebepleri; Kaygı; Kaygı ve Düşmanlık; Nevrozların Temel Yapısı; Nevrotik Duygusal Yakınlık İhtiyacı; Nevrotik Duygusal Yakınlık İhtiyacının Diğer Özellikleri; Duygusal Yakınlık Elde Etme Yolları ve Reddedilmeye Yönelik Hassasiyet; Nevrotik Duygusal Yakınlık İhtiyacında Cinselliğin Rolü; Güç, Prestij ve Mülkiyet Arayışı; Nevrotik Rekabetçilik; Rekabetten Geri Çekilmek; Nevrotik Suçluluk Duyguları; Nevrotik Acı Çekmenin Anlamı; Kültür ve Nevroz.

Nevrotik bir insanla, nevrotik olmayan insan arasındaki en temel fark şu olsa gerek; ilki yaşadığı çatışmaları reddeder ve yok sayarken, ikincisi bu çatışmaların az-çok farkındadır ve bunları anlamaya çalışır. Horney’e göre, çatışmalarımızın temel kaynağı, bencil  itkilerimiz ile yasaklayıcı bilincimiz arasındadır. Ve tahmin edeceğiniz gibi, bu çatışmalar çocukluk çağından itibaren baş gösterir. Kitapta verilen örnekler oldukça açıklayıcı. Yazarın üslubu da okumayı hem kolaylaştırıyor hem de keyifli bir hale getiriyor. Bu anlamda, psikoloji hakkında fikri olmayanlar bile, bence yazılanları gayet rahat anlayabilirler. Ben kitabı elimden bırakamadım. Karen Horney’I ilk kez okudum ve neredeyse Freud okuyormuş gibi keyiflendim.

Böylesi değerli ve yetkin kişilerin kitaplarını okuduktan sonra, kişisel gelişim kitaplarında yazanların, bunların tıpkısının aynısının farklı tarzda söylenmişi olduğunu çabucak anlayabilirsiniz. Ancak insanlar sanki yeni bir şey söylüyormuş, yepyeni bir kuram ve teknik geliştirmiş gibi, çaldığı fikri satıyor, okumayan insanlar da bunlar yeni şeylermiş gibi, seminerlere gitmekten, kitapları almaktan kendilerini alıkoyamıyorlar. Çılgınlığın başka bir şekli… Sorunun kökenine yeterince inilmediği, sebep tam manasıyla anlaşılmadığı için, insanlara sadece neyi, nasıl yapması gerektiğini dikte eden bu kitaplar, bir süre sonra insanların bunalıma girmesine, umutsuzluğa düşmesine neden oluyor. Halbuki, kısa zamanda netice almak için yazılmıştı bunlar… İnsanın ‘olma’ serüveni, bu kadar basit ve sıradan bir yolculuk değil, olamaz da… Sadece kitap okumak yetmiyor. Ne okuduğumuz, ne düşündüğümüz, kendimizde ne farkettiğimiz, nelerle yüzleştiğimiz, nelere tahammül edebildiğimiz, nelerin üstesinden gelemediğimiz, neleri kabul edip neleri reddetiğimiz ve daha aklıma gelmeyen bir sürü şey, ömür boyu sürecek ve asla tamamlanmayacak bir süreç,. Senelerdir yazı yazıyorum, her yazımda kişisel gelişim kitapları okumak yerine psikoloji kitabı okumanızı rica etmekten bıkmadım ama yoruldum. Belki bu sefer birilerinin aklında soru işareti bırakmışımdır.

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.