DALGALAR VİRGİNİA WOOLF

dalgalar
(0/10 Puan)

Dalgalar Virginia Woolf

A+ A-

Woolf’un ilk olarak ‘Mrs. Dalloway’ adlı kitabını, şaşkınlık ve kafa karışıklığı içerisinde okumuştum. Alıştığım ve beklediğim bir kurgusu yoktu. Oldukça karışık gelmişti ve okurken zorlanmıştım. Bitirdiğimdeyse kendimi kötü hissetmiştim açıkçası. Böylesine iyi bir yazarın romanından –neredeyse- hiçbir şey anlamamış olmam, zihinsel kapasitemi tekrar gözden geçirmeme sebep olmuştu. Derken, bilinç akışı tekniğiyle yazılan birkaç kitap daha okuduktan sonra problemin zihnimden ziyade, alıştığım kalıplardan kaynakladığını anladığımda, Woolf’u nasıl okumam gerektiğini de çözdüm. Bu tip kitapları zihni rahat bırakarak, cümleleri bir olaya ya da neden bağlamadan serbestçe okumak lazım, kanımca… Yani, başka bir deyişle, özgür olmak lazım.

Okuduğum beşinci Virginia Woolf kitabı olan ‘Dalgalar’ için şunu söylemem gerekir ki, bu kitabı okumak pek de kolay değil. Ne kadar yazarın yabancısı olmasam da, bu düzyazı- şiir şeklinde yazmış olduğu romanı okurken zorlandığımı itiraf ediyorum. Üç erkek ve üç kadının, çocukluktan başlayıp, yetişkin ve yaşlılık dönemlerinin anlatıldığı, dış dünyanın sadece kahramanların gözünden betimlendiği, zaman ve mekandan bağımsız, bir olay örgüsüne göre değil, ritme uyarak yazılan bu kitap, Woolf tarafından iki yıl içerisinde üç kez yazılmışsa, benim tek seferde anlamam ve o ritme uyum sağlamam pek de olası değil diye düşünüyorum. Tercümesinden okununca ne kadar anlaşılıyor bilmiyorum ama söylenilene göre Virginia Woolf, bu kitabını şiir gibi yüksek sesle okuyup, dalga seslerini çağrıştıracak şekilde kaleme almış. Hİkayede belirli olan neredeyse tek şey, güneşin gökyüzünde değişen konumu… Öyle ki, bu birbirinden farklı üç kadın ve üç erkeğin, kendine has özellikleriyle tek bir insanı temsil ettiği dahi söylenebilir.

Bence Virginia Woolf okumak her defasında farklı bir serüven. Merak uyandırıyor, heyecanlandırıyor, etkiliyor ama yolculuk pek de kolay sayılmaz. Bunun yanı sıra, ölüm şekli ve intihar tarzının da beni çok etkilediği aşikar. O yüzden kendisine hem bir okur, hem bir hemcinsi, hem de insan olarak hayranlıkla birlikte merhamet duyduğumu da söylemeliyim. Acıma değil, ve fakat merhamet...

Kendi adıma, ‘Mrs. Dalloway’ gibi ‘Dalgalar’ı da bir kez daha okumayı düşünüyorum. ‘Kendine Ait Bir Oda’ tarz olarak daha farklıydı, çok severek okumuştum. ‘Deniz Feneri’ de serbest çağrışım tekniğiyle yazılmıştı ve o kadar hüzünlü gelmişti ki bana, kitabı her hatırladığımda duygulanırım. ‘Bir Yazarın Güncesi’, Woolf’a daha da ısınmama ve yazdığı kitapların hepsini okumak istememe sebep olmuştu ki, bu kitabı özellikle yazarlık yolunda ilerleyenlere tavsiye ederim. Herkes, her yazarı sevmek ve okumak zorunda değil. Ama değerli yazarların ipini tek kitapla çekmeyin. Biraz üstüne gidin, tabir-i caizse kastırın. Ben, özellikle son yıllarda, böyle birçok yazar kazandım. Gönlüm isterdi ki, Virginia Woolf’un bu kitabı için daha derin yorumlar yapayım. Bu sefer olmadı, umarım ikinci okuyuşuma…

 

''Düşünüyorum da bedenlerimiz çıplak gerçekte. Şöylece kaplanmışız düğmeli bez parçalarıyla ve bu kaldırımların altında kabuklar, kemikler, sessizlik var.

Yalan söyleyen dilleri, seğiren yüzleriyle bu adamlar, kadınlar arasında aşağı yukarı yuvarlanmaya tutsağım, dalgalı denizde bir mantar gibi. Yaban otlarından bir şerit gibi her kapı açılışında ötelere savruluyorum. Süpüren ve kayaların en son kıyılarını aklıkla dolduran köpüğüm ben, ben burada, bu odadaki kızım da.

Nasıl acılı bir şey hatırlanmak, yatıştırılmak, insanın kişiliğindeki saflığın bozulması, karıştırılması, öbürünün parçası olması.''

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.