DEĞİŞEN KAFALAR THOMAS MANN

media56431ff4c4ea8.png
(0/10 Puan)

Değişen Kafalar Thomas Mann

A+ A-

İnsan bedeninin nasıl mucizevi bir sistem olduğu, hemen hemen herkesi etkiler. Etkileyicidir de… Ama beni asıl etkileyen, fizyolojik özelliklerden çok insanın psikolojik yapısı olmuştur her zaman. Bir yönüyle insanın kafasından da bahsetmiş oluyorum belki. Olayları algılayış, yorumlayış şeklindeki farklılıklardan tutun da, hafızası, unuttukları/hatırladıkları yaşantıların onlardaki etkileri, neden unuttukları/hatırladıkları, rüyaları, jestleri, dil sürçmeleri ve daha aklıma gelmeyen bir sürü şey üzerine çok küçük yaşlardan beri düşünür, insanları bu yönüyle farkında olmadan incelerdim. İçe kapanık çocuk alışkanlığı… O zamanlar, çevremde psikolojiye önem verilmez hatta dalga geçilirdi. Sonra yıllar geçti… Değişen dünyaya ayak uydurmakta sıkıntı yaşayan insanoğlu bir yolla psikolojiye merak sarmaya başladı. Son zamanlarda ruhu dinlendirmeye yönelik yapılan fiziksel egzersizlerden tutun da, klasik psikolojinin kötü ve içi boş bir taklidi olan yeni yöntemlere kadar, insanlar kendilerini rahatlatacak birçok yolu denemekteler. Ne var ki, iş popülerse şayet oyuna dahil oluyorlar… Yani maksat, gerçek manada bir farkındalık yahut anlam arayışı değil. Çünkü yapmakla, bir eylemde bulunmakla bir şey değişmiyor. İlk adımı kafayla atmak lazım. Kafa değişmedikçe, olan diğer değişikler eğreti kalır, sırtır insanın üstünde. Dürüstçe itiraf edelim; her şey kafada…

Brahman soyundan gelen bir tüccarın oğlu olan Şridaman, genç yaşta olmasına rağmen oldukça bilgili, hayat hakkında derin yorumlarda bulunabilen, çelimsiz, göbekli, ince ruhlu genç bir adamdır. Nanda ise demircilikle uğraştığından atletik vücutlu, güçlü ve yakışıklıdır ancak yaptığı iş ve ailesi sebebiyle, Şridaman gibi bilgili değildir. Bu iki genç adam ayrı kastlara, farklı kültürlere ve farklı fiziksel ve ruhsal yapılara sahip olmalarına rağmen çok iyi arkadaştırlar. Günlerden bir gün, iki genç nehrin kenarında sohbet ederken, genç ve güzel bir kızın nehirde yıkanmasına tanık olurlar. Bu güzel kız Sita’dır. Şridaman, Sita’ya aşık olur ve Nanda’nın da desteğiyle güzel kızla evlenir. Ancak Sita, uzakta yaşayan ailesini ziyaret etmek istemektedir. Bunun üzerine Nanda, Şridaman ve Sita yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuk esnasında, karşılarına bir tapınak çıkar ve Şridaman, dua etmek için girdiği bu tapınakta öylesine ruhsal bir coşkunluk yaşar ki, kafasını keserek kendini tanrıya kurban verir. Uzun süre tapınağın dışında Sita ile bekleyen Nanda, endişelenip tapınağa girer ve yerde yatan arkadaşını görünce, o da kafasını keserek kendini öldürür. Bir süre sonra tapınağa giren .Sita gördükleri karşısında dehşete düşer ve intihar etmek ister ancak Karanlıklar Tanrıçası Kali, bu intihara karşı çıkar ve ona bir yardımda bulunur: Sita, gövdelerinden koparılmış başları, bedenlere yerleştirecek böylece iki adam tekrar hayata dönecektir. Büyük bir heyecana kapılan Sita, denileni yapar. Ancak kafaları farklı bedenlere yerleştirmiştir.

Thomas Mann’ın bir Hint efsanesinden yola çıkarak yazdığı öykü, asıl bundan sonra başlıyor. Nanda’nın atletik vücuduna sahip olan Şridaman, Sita’nın gözünde artık tam manasıyla istediği erkektir. Zira Sita, aslında içten içe Nanda’nın fiziksel özelliklerine hayrandır. Ancak, Şridaman’ın yaşam tarzı ve kafa yapısı aynı olduğundan, zaman içerisinde fiziği de eski haline dönmeye başlarken, Nanda’da da aynı durum gerçekleşir.

İnsan vücudunun bütünlüğüne, biri olmadan diğerinin varlığından pek de söz edilemeyeceğine ve kafa ile vücudu birbirinden bağımsız düşünülmeyeceğine dikkat çeken hikaye, benim son zamanlarda okuduğum kitaplar içinde en etkileyicilerinden biriydi. Thomas Mann’ı ilk kez bu kitabıyla tanıdım. Dil ve üslubundan o kadar etkilendim ki, diğer kitaplarını da aldım ve bazılarını okudum. Ancak bu kitabından aldığım tadi diğerlerinden alamadım.

‘Değişen Kafalar’ı okumanızı kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ediyorum. Elimden bırakamadan, birçok cümleyi birkaç kez okuyarak, büyük bir merakla bitirdim kitabı. Mann’ın fikrine katılsam da, zannımca ben yine –kitaptaki öyküden de yola çıkarak, anladığım kadarıyla- her şeyin insanın kafasında bittiğine, bedenin de önünde sonunda ona ayak uydurduğuna inanıyorum. Ne demişler, ön tekerlek nereye, arka tekerlerek oraya…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.