DO SESİ FERİT EDGÜ

dosesi
(0/10 Puan)

Do Sesi Ferit Edgü

A+ A-

‘’Azla yetinmeyi bilen okur için bir okuma eylemi…’’ yazıyor, kitabın arka kapağında. Adı her geçtiğinde, Ferit Edgü’nün kitaplarını çok sevdiğimi, değindiği konulardan ve konulara değiniş biçiminden çok etkilendiğimi belirtirim. Değişik tarz ve biçemler kullanmasına rağmen okunduğunda, o satırları yazanın Edgü olduğunun hissediliyor olması, yazarlığına bu kadar saygı duymamın başka bir nedenidir. Alışılmış kalıplara sıkışıp kalmaması açısından da keyiflidir Edgü okumak. Bana göre -,özellikle- öykü severlerin atlamaması gereken yazarlarımızdandır.

Yazarın 2002 yılında yayımlanan, ölüm ve yaşam üzerine minimal öykülerin bulunduğu kitap, dört bölümden oluşuyor. Bunlar; Ölüm Öyküleri, Yaşam Öyküleri, Saçma Öyküler ve Geçişler. İlk bölümde, anlaşılacağı gibi, ölümün çeşitli yüzlerine değinir yazar. İkinci bölümde, yaşamın güzelliklerinden bahsederken hayatta kalmanın zorluklarına da dikkat çeker. Üçüncü bölümde, saçma olmaktan ziyade absürd, ironik ve hiciv barındıran öyküler bulunur. Dördüncü ve son bölümdeyse yine absürd ve diğerlerinden farklı olarak teatral bir öykü çıkar karşımıza.

Yazarın ilk kitapları daha uzun öykülerden oluşurken, günümüze yaklaştıkça, yukarıda da belirttiğim gibi, hem biçemde yapılan değişiklikler hem de dildeki sadeleşme okurun dikkatini çekiyor. Edgü, evvelki bazı kitaplarında minimal öykü denemelerinde bulunmuştu. Ben de bu tarzla ilk kez onun sayesinde tanışmış, çok sevmiştim. ‘Do Sesi’nde öyküler artık deneme olmaktan çıkıyor, arı, olgunlaşmış ve rafine bir şekilde okura ulaşıyor. Mümkün olduğunca az kelimeyle çok şey anlatılabileceği, ve hatta –bence- asıl meziyetin bu olduğunu göstermesi açısından oldukça dikkat çeken metinler var kitapta. Ancak, elbette her zaman olduğu gibi, kitap hakkında abuk sabuk eleştiriler de görmek mümkün. Ben eleştirmen değilim, otorite hiç değilim. Olmak gibi ne bir amacım, ne de isteğim var. Eğer bir yazar, sanatçı ya da yönetmen emek verdiği bir işi insanlara sunuyorsa, yapılacak eleştirileri de göze almalıdır. Bunu da sonuna kadar savunurum. Amma velakin Ferit Edgü gibi bir yazar için ‘Yazacak bir şey bulamamış kısa kısa bir şeyler karalamış, bence gereksiz.’ gibi bir yorum yapılmaz, yapılmamalı. Hele ki o kısa kısa bir şeyler karalamak denen şey, bir tarz ve bir türse… Herkesin bazı yanlışları, gafları, bir takım cahillikleri olabilir, benim de olmuştur ve olacaktır. Fakat bütün bir kitap bu şekilde kaleme alınmışsa, bir zahmet araştırılsın, soruşturulsun. Zira böyle ezbere yapılan yorumlar da bana göre gereksiz. Ama işte gereksiz olması, karşıma çıkmasına engel teşkil etmiyor maalesef.

Ferit Edgü’nün resme olan istidadı bana göre metinlerine de yansır her zaman. Uzun uzun betimlemelere girmeden kocaman bir tablo sunar okuruna, hem de en ince ayrıntısına kadar. Yeni şeyler denemekten çekinmeyen, cesur bir yazar portresi çizer. Sadece, sırf bu yüzden bile değeri hakeder bence. Azla yetinmeden kasıt, kelime azlığıysa, evet öyküler azı sayıda kelimelerle anlatılıyor. Ancak hissettirdikleri o kadar da az değil…  

 

‘’İnsanoğlu

Ormanda tüfeğini doğrulttuğunda karşısında

bir hayvan değil de, bir insanoğlu gördüğünde

şaşırdı:

Sen de nerden çıktın, diye sordu, tüfeğini indirirken,

İşte buradan, deyip, bıçağını yüreğine sapladı

çalılıkların arasından çıkan o insankardeşi. ‘’

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.