DÖŞEĞİMDE ÖLÜRKEN WİLLİAM C. FAULKNER

olurken
(0/10 Puan)

Döşeğimde Ölürken William C. Faulkner

A+ A-

Kitap okuma alışkanlığının –maalesef- yaygın olmadığı bir memlekette, elimden geldiğince nitelikli kitaplar seçip okumaya gayret ediyorum. Okuma alışkanlığını sadece popüler olan kitaplarla devam ettirmeyen, seçici birçok okuyucu da var… Bu insanlardan bazıları, benim gibi, kitaplarla ilgili fikir ve düşüncelerini, bazıları eleştirilerini paylaşıyor, çeşitli yerlerde yazılar yazıyorlar. Bir okuyucunun bir kitabı eleştirmesi için –bence- illa ki kitap eleştirmeni olması gerekmez. Burada benim için önemli olan kişinin üslubuna dikkat etmesi zira eleştirmen değilseniz eleştirmenmişçesine bir tavır takınmanın yakışıksız ve komik olduğunu düşünüyorum. Kitap eleştirisinin övülüp kitap tanıtımı yahut yorumlamasının aşağılanmasını hiç anlamıyorum… Gerçek bir kitap eleştirmeni olmak için kişi kim bilir ne yollardan geçip, ne eğitimler almalı, kim bilir neler neler okumalı… Ben böylesi emek verip de eleştirmen olsam, niçin kendi kurduğum bir internet sitesinde yazayım, niçin bilgi ve birikimimi daha profesyonel mecralarda, bu işin erbabı insanlarla paylaşmayayım? Eleştirmen olmak gibi bir niyetim, bir isteğim yok ama kitaplarla ilgili fikirlerimi paylaşmaktan – en azından şimdilik- keyif alıyorum… Ne yapayım yani? Bazı insanlar öyle istemiyor diye keyif aldığım bir şeyden vaz mı geçeyim? Üstelik yazılarımı, haddimi ve yerimi bilerek, bilincinde olarak yazdığımı düşünüyor ve buna inanıyorken... Özellikle sosyal medyada çokça türeyen, her konu hakkında fikir sahibi olup ahkam kesen bazı insanlara nasıl nefes almam, nasıl yemek yemem, nasıl oturmam gerektiğini sorsam, ona da uzman gibi cevap verirler…  Peki kendileri bu cüreti nereden buluyor?

Ölüm döşeğindeki Addie Bundren’ın vasiyeti, yaşadıkları yerden kırk mil uzakta olan Jefferson Kasabası’na defnedilmektir. Bunun üzerine eşi ve beş çocuğu hazırlanarak, yaşlı kadının son isteğini yerine getirmek için yola çıkar. Bilinç akışı tekniği ile yazılan romanda, yol boyunca yaşanan olay ve durumlar farklı karakterlerin ağzından, farklı bakış açılarıyla anlatılıyor. Yolculuğun başında herkesin acısı tazeyken, zaman geçtikçe  kendi dert ve kaygılarının üzerine düştüklerini görüyoruz. Kitap, her biri karakterlerin adından oluşan elli dokuz bölümden oluşmakta. Bundren Ailesi yolda birçok olay yaşar, birileriyle karşılaşır, kendi hayatları ve gelecekleriyle ilgili düşüncelere dalar yahut birbirlerini değerlendirirler… Bunların hepsini monologlar yoluyla okuyoruz. Ancak ölümünden sonra düşüncelerini duyabildiğimiz anne, Addie Bundren’a ise sadece bir bölümün ayrılmış olması dikkate değer olabilir…

Faulkner’ın ilk okuduğum kitabı ‘’Ses ve Öfke’’ de bilinç akışı tekniğiyle yazılmıştı ve ben henüz alışkın olmadığım için, okurken biraz zorlanmıştım. Virginia Woolf’un okuduğum ilk kitabında da aynı durumu yaşadıktan sonra nasıl okumam gerektiğini çözmüş, böylece okuduğumdan keyif almaya başlamıştım. Faulkner ‘da da aynı şey oldu… ‘’Döşeğimde Ölürken’’I daha bilinçli ve daha rahat okuduğumu, bu yüzden de daha çok keyif aldığımı düşünüyorum. Bence okuyucu tavsiye, öneri ve taktikleri göz ardı etmemeli ancak kendine uygun yolu kendisi bulmaya çalışmalı…

William Faulkner’ın kitaplarını okumak bence çok kolay değil… Zor okunan bir kitabı keyifli ve cazip kılan unsurlar var elbette. Faulkner okumayı sıradışı yazdığını, ufkumu açtığını düşündüğüm ve edebi anlamda keyif aldığım için okuyorum. Bu kadar yazıp çevirmenden bahsetmemek olmaz; Murat Belge’ye de bu güzel çeviri içi teşekkür etmek lazım…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.