ENGEREĞİN GÖZÜ ZÜLFÜ LİVANELİ

engerek
(0/10 Puan)

Engereğin Gözü Zülfü Livaneli

A+ A-

Sıcak iklimi seven ve daha çok Afrika’da görülen engerek yılanı, ortalama iki metre boyundadır. Yassı ve geniş kafa yapısına sahip olup, üst dişlerinin bulunduğu kısımda zehir kesesi vardır. Avının yanına gelmesini bekler, onu zehirler ve koklayarak ölüsünü bulur. Isıya duyarlıdır. Metrelerce uzaklıktaki bir fareyi bile algılayabilir; avını, yerde bıraktığı ısıdan takip edebilir. Bazı türleri öldürücüdür. Doğurgandır ve genellikle geceleri avlanırlar.

Osmanlı Dönemi’nde padişah, tüm şehzadeleri bir odada toplayarak öldürtür. Ancak biri, annesinin yardımıyla kaçar ve bir odaya kapatılır. Bu odada yıllarını geçiren şehzadeyi ölüm korkusu sarar ve evhamlı, hasta bir adam oluverir. Ancak tahta çıkması gerekmektedir. Doğduğu topraklardan koparıldıktan sonra hadım edilip, İstanbul’da köle pazarında satılan Habeşli, sarayda harem ağası olarak görevlendirilir. Harem ağası, zaman zaman gel gitler yaşasa da padişahını taparcasına sevmektedir. Fakat Habeşli’nin gönlünde bir tek padişahı yoktur. Hadım edilmiş olsa da o, Gülbeden’e kalpten bağlıdır. Padişah, Valide Sultan’ın oyunları yüzünden zindana kapatılır ve ona yemek götürme görevi harem ağasına verilir. Sevdiceği Gülbeden ve sevgili padişahı aynı zindandadır artık. Harem ağası, padişaha her yemek götürüşünde ona hikayeler anlatır ve kurtulacağına dair ona ümit verir. Bu durum zamanla öyle bir hal alır ki artık ikisinin arasında herhangi bir hiyerarşiden söz edilemez. Padişah, elini eteğini öpen Habeşli’nin anlatacağı hikayelerin esiridir artık… Harem ağası, padişahın tutsaklığına üzülerek onu zindandan, kendini de saraydan kurtarmak için çözümler bulmaya çalışır. Fakat günlerce zindandan çıkmak için yalvaran, dualar eden padişah artık çıkmak istememektedir. Valide Sultan onu zindandan çıkarmak istediğindeyse, herkesi büyük bir sürpriz beklemektedir. 

Livaneli’nin bu kitabında olaylar, Habeşli harem ağasının gözünden anlatılıyor. Habeşli’nin padişahına olan hayranlığının ardından kendini onunla denk ve hemen sonrasında ondan üstün hissetmesi; yeni padişahın gelişiyle eski padişahını tarihe gömmesi, güç ve makam şakşakçılarının durumunu gözler önüne seriyor. Ne var ki harem ağasının da kendine göre sebepleri yok değildi. Bana göre kitabın en ilgi çekici kısmı, padişah ve harem ağası arasındaki güç dengelerinin değişimi ve bunun iki kişinin de düşünce ve davranışlarına yansımasıydı. Livaneli, okurda merak uyandıran hikayeyi gayet akıcı bir dille kaleme almış. Kahramanların adlarını açıklamayarak, bence, dikkati kişilerden ve olaylardan ziyade durumlara ve bu durumlar çerçevesinde, insan halet-i ruhiyesine çekmek istemiş. Peki romandaki padişah kim? Genel intibaya göre sözü edilen padişah, I. İbrahim. Sultan İbrahim, ‘’Deli İbrahim’’ olarak da biliniyor. Üç yaşında babasını kaybettikten sonra ağabeyi II. Osman’ın yeniçeriler tarafından öldürülmesine tanık oluyor. Ardından, ağabeyi IV. Murat’ın diğer kardeşlerini öldürdüğünü görüyor ve yirmi sene kadar kafes hayatı yaşıyor. Tahta çıktığında birtakım psikolojik sorunları olduğu göze çarpıyor. Birçok olay yaşanıyor ve Sultan İbrahim, boğularak öldürülüyor.

Zülfü Livaneli’nin ‘’Engereğin Gözü’’ kitabı, bir tarih kitabı olarak okunmamalı. Fakat tarihin arka planda olduğu bu hikayeyi okumak keyifliydi. Zülfü Livaneli favori yazarlarımdan değil, kitaplarını aman aman beğenmiyorum. Yazarlığına methiyeler düzemeyeceğim ama romanlarını okumayı seviyorum. Kitapları yokken şarkılarını dinlerdim de ben…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.