EYLÜLÜN GÖLGESİNDE BİR YAZDI FERİT EDGÜ

eylulun
(0/10 Puan)

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı Ferit Edgü

A+ A-

Geçen gün Bomontiada’daki Ara Güler Müzesi’ni ziyaret ettim. Müze kurulmadan, Ara Güler vefat etmeden evvel de fotoğraflarının hayranıydım. Resim gibi; duygusu olan ve özellikle içinde insan olan fotoğrafları çok severim. Eski fotoğraflarsa beni oldum olası duygulandırır. Tanıdığım insanlar olmasına lüzum görmem. Kitaplarımın arasında kim olduğunu bilmediğim, sahaflardan ya da eskicilerden aldığım insanların kah yalnız, kah yabancı bir memlekette, kah bir bayram günü ya da sıradan bir günde çektirdikleri fotoğrafları vardır. Geçen hafta sonu baktığım siyah beyaz fotoğraflar ve Ara Güler müzesinde gördüklerimden sonra bir melankoli çöktü ki üzerime, kelimelerle anlatmama imkan yok! Zamanın geçmesi mi, değişim mi yoksa tanımadığım insanların bilmediğim hikayeleri mi beni etkileyen? Hepsi, tabii ki hepsi.

Ferit Edgü’nün, anlatı olarak nitelediği kitabı üç bölümden oluşmakta. I. Bölüm, ‘’Çakır’ın Öyküsü’’: Anlatıcı, çocukluğundan beri hikayeler yazar ancak çeşitli kaygı ve korkular yaşadığı için yazdıklarını yayımlatmak istemez. Hayatta hiç kimsesi olmayan, yoksul ve kambur arabacı Çakır, anlatıcının babasının yanında çalışmıştır. Emektar olmasına, onunla uzun vakitler geçirmesine rağmen tek bir fotoğrafının dahi olmaması, anlatıcının dikkatini çeker ve aklında bir fikir gelir. Çakır’ın, zamanında anlattığı anıların fotoğraflarını düşleyen anlatıcı, bu fotoğrafları betimleyerek, sadece sözcüklerden oluşan bir fotobiyografik öykü yazmaya başlar. II. Bölüm, ‘’Ara’’da, anlatıcının yıllar önce vapurda karşılaştığı ihtiyar bir adamla olan sohbeti konu edilmekte. III. Bölüm olan, ‘’Su Testileri’’nde ise, bir suç ve şiddet öyküsü çıkıyor karşımıza. İki yakın arkadaş, Kıni ve Esat, karanlık işler çeviren Fethi Baba’nın yanında çalışmaya başlar. Esat’ın kız kardeşi Zehra’ya aşık olan Kıni, arkadaşının uyarısıyla Zehra’yı da alıp kaçar. Ancak Fethi Baba, Kıni’nin kaçtığını fark eder ve Esat’ı tehdit etmeye, sıkıştırmaya başlar ve böylece, trajik olaylar baş gösterir. 

‘’Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı’’, çok kısa olmasına rağmen hem anlatım, hem biçim, hem de kurgu zenginliği ve özgünlüğü açısından dolu dolu bir kitap. Edgü okurları için bu durum o kadar da şaşırtıcı değil ancak birçok kitabını okumuş biri olarak ben, bu kitabını hepsinden daha farklı ve etkileyici buldum. İlk bölümdeki hayali fotoğrafların öyküleri çok etkileyiciydi ama kurgusundan ziyade, anlatımıyla ve okura hissettirdikleriyle… Her fotoğraf, şerit gibi okurun zihninden geçerken, Çakır’ın öyküsü sadece anlarla sınırlı olmasına rağmen bir bütünlük de oluşturmakta. Çakır’ın Öyküsünü okumak, okur olarak benim daha önce deneyimlemediğim bir şeydi, çok etkilendim! İkinci bölüm hakkında yazıp, kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum ancak çok şaşırtıcı olduğunu belirtmeliyim. Üçüncü bölümde bir kez daha hem kurgu, hem biçim, hem anlatım olarak bambaşka bir öykü çıkıyor karşımıza. Bu bölümdeki olaylar, öyküdeki tüm kişilerin gözünden, farklı açılarla ve monolog şeklinde anlatılıyor. Böylece Edgü, bir kitap içerisinde birbirinden ayrı ama birbirine bağlı üç öyküsüyle okuyucusuna, her bakımdan farklı deneyimler yaşatıyor. Söyleyin bana kaç tane yazar bunu yapabilir? 

Ferit Edgü’nün yazar olarak bende apayrı bir yeri vardır. Kendisini ilk kez, yıllar evvel tanımıştım. O zaman sene 2001’idi, şimdi 2019’dayız ve ben hala her okuyuşumda yazdıklarına hayran kalıyorum. Birkaç güne ‘’Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı’’yı tekrar okumaya başlarsam şaşırmayın…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.