GERMİNAL EMİLE ZOLA

media55532c30744e9.png
(0/10 Puan)

Germinal Emile Zola

A+ A-

13 Mayıs 2014, saat 15:00 sıralarında Manisa’nın Soma ilçesindeki kömür madeninde bir patlama oldu. Vardiya değişimi sırasında çıkan yangında 787 işçimiz yer altında kaldı. Türkiye Cumhuriyeti’nde en çok can kaybıyla sonuçlanan iş kazası olarak kayıtlara geçen olayda, 301 madencimiz hayatını kaybederken 100’e yakını yaralandı. Soma yangının alevleri havalandı, tüm milletin bağrına düştü, yaktı. Türkiye kapkara oldu… Bu sadece üzüntünün karalığı değildi, utancındı da… Çizmeleri kirletmesin diye sedyeye uzanmayan madencinin,  bağrı yanan ananın, babasının eve gelmesini bekleyen evladın utancıydı. Diğer hiçbir olaya benzemiyordu bu sefer. Sen, ben demeden hep beraber kahrolduk, utandık. Ancak aynı duyguları paylaşmanın, bu faciaları ortadan kaldırmadığının da farkındayız. Bir şeyler yapılması, bir şeyler yapmak lazım. Bir milleti daha fazla kahretmemek, utandırmamak için.

Genç bir göçebe işçi olan Etienne, önceki işi olan makinist şefliğinden kovulduktan sonra Fransa’nın kuzeyindeki bir maden şehrine gelir. Burada tanıştığı Maheu, genç adamla arkadaş olur ve ona, kalacak yer ve bir iş bulmasında yardımcı olur. Madende çalışmaya başlayan Etienne, Maheu’nün kendi gibi madende çalışan kızı Catherine’e aşık olur. Ancak bu aşk, Chaval adlı madencinin Catherine’e zorla sahip olmasıyla son bulur. Zor çalışma şartları, geçim sıkıntısı, hayatlarındaki karmaşıklıklar, sefalet, hastalıklar derken, iş verenin aldığı kararla maden işçileri iyice zor durumda kalır. Bir süredir aşırı sol görüşlü kitaplar okuyarak, Rus göçmen Souvarine ile dostluk kuran Etienne, madencileri greve ikna eder. Fakat bu grev polis ve asker tarafında sert bir şekilde bastırılır. İşçilerin bazıları grevde ısrar ederken, bazıları çalışmaya geri dönmüştür. Sefalet ve kayıplar, eskisinden daha beter vaziyettedir. Çalışmaya dönen işçiler arasında Catherine ve Chaval de vardır. Etienne her ne kadar çalışmamak için dirense de, Catherine’i gördüğünde onunla birlikte tekrar madene iner. Ancak, Souvarine’in yapacağı sabotaj yüzünden bu iki aşık madenin dibinde mahsur kalacaktır.

Emile Zola’nın en iyi eseri olarak kabul edilen roman, yazarın üslubu ve etkileyici tasvirleriyle öne çıkmakta. Kitabı okurken, bir okuyucu olarak kalmanın imkanı yok. O işçilerle birlikte madene iniyor, onlarla birlikte çalışıyor ve asansörle yukarı çıkarken, onlarla birlikte sizin de gün ışığından gözleriniz kamaşıyor. Madencilerin özel hayatlarında yaşadıkları ise insanı derinden etkileyecek türden. Fakat, burada dikkat çekmem gereken bir şey varsa o da asla duygu sömürüsü yahut abartı olmadığı. Düşünüyorum da, bu hikayeyi başka biri yazsaydı sömürecek onlarca şey bulabilir, bunu da sonuna kadar kullanırdı.

Soma Faciası’ndan sonra haftalarca televizyonda haberlerini izledim. Üzüldüm, öfkelendim, kahroldum. Mağdur olan yüzlerce insanı anlamaya çalıştım. Ancak, bu kitapla anladım ki, onları anlamanın yanından bile geçememişim. Kitabı okurken, özellikle madencilerin nasıl yaşadığı, nasıl çalıştığından bahsedilen bazı yerlerde, aklımın ve hafsalamın  almadığı bir çok şey karşısında donup kaldım. Bu tip faciaların kökten çözümü nedir, bilmiyorum. Bilmesi için ülkeyi yöneten birileri var başımızda. Ancak sadece bilmek yetmiyor, yapmak için. Yapmak için sağduyu ve vicdana da ihtiyaç var sanıyorum.

Bugun aslında Maksim Gorki’nin ‘Ana’ adlı romanı hakkında yazacaktım ancak  bu vesileyle bir kez daha vefat eden ve yaralanan vatandaşlarımızı anmak istedim. Böyle utançlar unutulmamalı ancak, vefat eden maden işçilerimizin ailelerinin içine bir nebze ferahlık istemekten de kendimi alamıyorum. Bugün ilk defa okuduğum ve çok etkilendiğim bir cümleyi paylaşmak istiyorum: Karanlıklar içinde çalıştınız, nurlar içinde yatın…

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.