GÖKDELEN TAHSİN YÜCEL

gokdelen
(0/10 Puan)

Gökdelen Tahsin Yücel

A+ A-

Eski İstanbul fotoğraflarına, resimlerine baktığım; eski Türk Filmleri’ni izlediğimde, gördüğüm yerin neresi olduğunu tahmin etmek günden güne zorlaşıyor. Toprak yollar, altyapısız evlerde yaşamaya devam etmeyelim ancak teknolojik, inşai gelişmelerden faydalanacağız diye bina yığınlarının çirkinliğine de mahkum edilmeyelim. Ama ediliyoruz. Geçenlerde bir semtte yürürken geçmişe -kendi varlığımdan da öncesine- dönmüş gibi hissettim. Sağa sola alıcı gözle baktığımda, alçak evler, az arabalı sokaklar, ağaçlar ve kapı sohbeti yapan insanları görünce neden öyle hissettiğimi anladım tabii… Eskiden apartmanlarda bu kadar daire yoktu, dairelerdeki mutfaklar diğer evlerin yatak odasını görmüyor, insanlar birbirinin özel hayatına bu kadar vakıf olmuyordu ama selam vermekten, hatır sormaktan çekinilmezdi. Şimdi nelerden imtina edildğini, ettiğimizi saysam bitmez herhalde… Hayatı kolaylaştırmaya çalışırken yaşamak zorlaşıyor. Bunların hepsinin bir sebebi vardır tabii. Bu kadar yüksek, çirkin binaların çoğalmasının, önüne geçil(e)memesinin falan… Vardır tabii…

Yıllar hızla geçer ve kendimizi bir anda 2073 yılının İstanbul’unda buluruz. Başarılı avukat Can Tezcan, arkadaşı Varol’un suçsuzluğunu kanıtlayamamıştır. Arkadaşının tutukluluğu, avukatta vicdan azabı yaratır ancak mevcut iktidarın yargıyı istediği gibi şekillendiriyor olması işlerini zorlaştırmaktadır. Tezcan’ın kafası bunlarla meşgulken, zamanın ünlü müteahhiti Temel Diker önemli bir taleple karşısına gelir. Diker’in en büyük hayali, İstanbul’u New York görüntüsüne büründürmektir. Bunun için girişimlere başlamış, birbirinin benzeri birçok gökdelen yaptırmış, hatta Özgürlük Anıtı’nın benzeri ve daha büyüğünü Sarayburnu’na inşa etmek için kolları sıvamıştır. Gelin görün ki, bahçe içindeki küçük evde oturan yaşlı bir amca, Diker’in Cihangir’I Manhattan’a çevirme projesine engel teşkil etmektedir. Ev sahibini yerinden çıkarmak için açılan dava sürdükçe, Diker’in projesi sarkmakta, hayalleri ertelenmektedir ve artık bu işe bir son vermesini ve gerekeni yapmasını Can Tezcan’dan talep eder. Eski sosyalistlerden biri olan avukat, günlerce düşünür, taşınır… Yaşlı amcayı evinden etmek istemez. Öte yandan suçsuz yere içerde olan arkadaşı Varol’u da kurtarmayı kafasına koymuştur. Ne yapmalı, ne etmeli derken, aklına bir fikir gelir; yargının özelleştirilmesi…

Bundan sonra hikaye çılgınca bir hal alıyor, her şey zıvanadan çıkıyor. Ancak yasaklanan bir kitabın elden ele dolaşmasıyla bir şeylerin değişeceği hissi okura yansıyor. Tahsin Yücel’in okuduğum ilk kitabı olmak suretiyle ‘’Gökdelen’’e büyük merak ve hevesle başladım. Distopya esintileri olan, kurgusuyla öne çıkan, dil ve üslubuyla okutan kitabı çok beğenmesem de merakla okudum. Neden çok beğenmedim? Bazı konuların çok yüzeysel geçildiğini, bazı konularınsa fazla irdelendiğini, fazla ayrıntılandığını düşünüyorum. ‘’Gökdelen’’ in basımı ilk kez 2006 yılında yapılmış. Genelde ilk kez okuduğum bir yazarın ilk kitaplarını okumayı tercih ederim ama bu sefer böyle oldu. Tahsin Yücel okumaya devam öyleyse… 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.