GÜLÜN ADI UMBERTO ECO

media56d6dddfdf8ff.png
(0/10 Puan)

Gülün Adı Umberto Eco

A+ A-

14. yüzyıl başlarında Baveryalı Ludwig, Alman Prensleri tarafından Frankfurt’ta tahta çıkarılır. Diğer yandan, Ren Kont’u ve Köln Başpsikoposu da Avusturyalı Frederick’i hükümdar ilan eder. Böylece aynı görev için birini siyasilerin, diğerini ise din görevlisinin atadığı iki imparator ortaya çıkar. Ludwig, Frederick’le savaşır ve onu mağlup eder ancak papa tarafından afaroz edilir. Ludwig ise papayı ağır ithamlarla suçlamaktadır. Fransisken Tarikatı’nın mütevazi yaşama hakkındaki telkinleri, güç ve kudret içinde yaşayan Papa’yı oldukça rahatsız eder. İmparator ise, kendi çıkarlarına yakın durduğunu düşünen Fransiskenleri desteklemektedir. Derken Ludwig, yenilgiye uğrattığı Frederick ile anlaşarak, İtalya’da imparatorluk tacını giyer.

Bu sıralarda, İtalya’nın kuzeyinde, kütüphanesiyle ünlü bir Benedikten Manastırı’nda rahipler, esrarengiz bir şekilde ölmektedir. Taç giyme töreninde Ludwig’in babası tarafından tanıştırılan Rahip Dom Adso ile eski bir sorgu yargıcı olan Baskerville’li Rahip William, olayları araştırmak üzere görevlendirilir ve manastıra doğru yola çıkarlar. Vardıklarında, Rahip Abonne tarafından karşılanırlar. Rahip William yaveri Adso ile manastırı gezmek ister. Bu gezi sırasında, kütüphanedeki bir odayı ziyaret edemezler zira, dünyanın en zengin kütüphanesindeki bu kitaplar ancak izin verilen birkaç kişi tarafından okunabilmektedir. Kütüphaneyle ilgili yaptığı araştırmalar William’ın merakını iyice kabartır. Diğer yandan ölümleri çözmeye çalışan iki rahip, bu olaylarla ilgili de araştırmalarını sürdürmektedirler. William’a göre görünen odur ki, yaşanan ölümlerin hiçbiri intihar değil, düpedüz cinayettir ve bu cinayetlerin gizlenen kitaplarla olan ilişkisi de su götürmez bir gerçektir.

Onca kitap kimsenin giremediği bir odada, keşişlerin sapkınlıklarının bilinmesini önlemek için mi, yoksa bilgiye sahip olanın iktidara da sahip olacağının düşünülmesinden dolayı mı, saklanıyordu? Onu da söyleyecek değilim. Ancak yine de biraz ipucu vermiş oldum sanıyorum. Umberto Eco’nun 1980 yılında yayımlanan, 1986 yılında ise filmi yapılan romanı, büyük beğeni toplayarak birçok dile çevrildi. Çok katmanlı bir roman olan ‘Gülün Adı’ ilk bakışta br cinayet kitabı gibi görünse de yazarın, filozof, tarihçi, estetikçi ve bir Ortaçağ uzmanı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, nasıl bir şölene tanıklık edildiğini tahmin etmek zor olmaz sanıyorum. Dom Adso’nun ağzından anlatılan hikayede, Papa ve İmparator arasındaki iktidar savaşı ve Hristiyan tarikatları arasındaki ayrılıklara da dikkat çekiliyor.

Yaşanan tüm olayların yedi günlük zaman diliminde anlatıldığı romanı, başta gözümü biraz korkutsa da, sonrasında elimden bırakamayarak, hayranlıkla okudum. Eco’nun gerçekle kurguyu harmanlayarak oluşturduğu hikaye, özellikle William ve Adso arasındaki felsefi diyaloglarla en yüksek noktaya ulaşıyor. Kitabı okurken her anlamda çok keyif aldım. ‘Baudolino’yu da beğenmiştim ama ‘Gülün Adı’ şu an için favorim. Sırada ise ‘Foucault Sarkacı’ var…

Umberto Eco sevdiğim, okumaktan keyif aldığım yazarlar arasında. Bu kadar değerli birini kaybetmek özellikle edebiyat dünyası açısından oldukça üzücü. Ancak, ben bu tip ölümlere fazla üzülen biri değilim. Yani, kişi yaşamış, kendini eğitmiş, eserler vermiş ve artık yaşlanmış. Ne bekliyoruz ki? Eco’nun biyografisine baktığımda müthiş bir entelektüel, tarihçi, bilim adamı ve filozof olduğunu, bununla da kalmıyor, tüm dünyada yankı uyandıran kitapların yazarı olarak görüyor ve okuyorum. Bir entelektüelin başka nasıl bir isteği olabilir ki, dünyayı değiştirmenin imkansızlığını kabul ettikten sonra? O yüzden, bir yazarın ölümü üzerine akbabalar gibi doluşup entelektüel ve bohem olduğunu göstermeye ve ilgi çekmeye çalışan bir takım insanları ciddiye almanın yahut onlara öfkelenmenin manasız ve zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. Bırakalım onlar orada, kendi dünyalarında yaşasınlar. Kimsenin rahatını bozmaya kimsenin hakkı yok. Bizse, güzel şeyler okuyalım, ardından güzellikler bırakanlardan olalım. İyi hatırlanmaktan başka ne kalıyor ki geriye?

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.