HEBA HASAN ALİ TOPTAŞ

media5627a81195423.png
(0/10 Puan)

Heba Hasan Ali Toptaş

A+ A-

En sevdiğim yazarlardan biri olan Bilge Karasu der ki: ‘’Okur kitap arar ama, kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm.’’ Ben de gördüm, kendimde de birçok kez tecrübe ettim. Ancak, iyi bir kitabın okurunu bulması için, okuyucunun da iyi bir okur olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, takdir edersiniz ki zaman doldurmak, eğlenmek yahut kafa dağıtmak için kitapçı gezen biriyle, düşünmek, anlamak, farkına varmak için gezen biri arasında bariz farklar vardır. Biri kitaplara bakar –okuyucu- , diğeri ise kitap arar –okur-. Başka bir değişle, kitabın okuru seçmesi için okurla kitabın aynı frekansta olması gerektiğini düşünüyorum. Bundan kastım, okurun okuyacaklarına –en beklenmedik ve sarsıcı olacak olan olsa dahi- ruhen ve aklen yetkin ve hazır olmasıdır. Ruhen ve aklen yetkinlik, kişiden kişiye değişiklik gösterse de, okunan kitapların derinliği ve niteliği zaman içerisinde -hızı kişiye bağlı olacak şekilde- arttırılsa, kişinin de kendi kapasitesi dahilinde, anlayış, kavrayış ve düşünüşünün genişleyeceğini böylelikle sürekli ilerleyeceğini, evvelden ona anlaşılmaz gelen birçok düşünceyi anlayıp zaman içinde de kavrayıp içselleştirebileceğini düşünüyorum.

Yukarıda yazdıklarımdan yola çıkarak şunu ifade etmem gerekir ki; çok okuyan biri olmama rağmen, geçen senelerde, okuduğum kitapların bende bir ilerleme yaratmadğından, zihinsel ve ruhen durağan bir döneme girmemden dolayı sıkıntılı bir süreç geçirmiştim. Sanki o dönem okuduğum tüm kitapları biliyordum, aşinaydım. Şaşıramıyordum bir türlü, düşünemiyordum çünkü –kendime göre- her cümleyi, her düşünceyi anlıyordum. Tüylerimi diken diken eden şeyler okumamak bunaltıyordu beni. Şaşırmamak, sıkıyordu. İşte o zamanlar başladım Bilge Karasu ve Hasan Ali Toptaş okumaya… Ve itiraf etmem gerekir ki, bir kitap nasıl okunur, bir okurun özgürce okuması ne demektir onlarla öğrendim. ‘Bün Hüzünlü Haz’ı okurken yakamı paçamı yırtacak vaziyete gelip bitirdiğimde, Toptaş’ın kitabı ‘Saçımı başımı yola yola yazıyorum.’ Dediğini okudum ve müthiş etkilendim. Evet, kitap dediğim böyle olmalı; okurken saç baş yoldurtmalı, olmadı kafa karıştırmalı, kesinlikle bunaltmalı, şüphesiz ki içe kapatmalı. Çünkü benim iyi kitap anlayışım budur…

Eşini ve doğmamış oğlunu bombalı bir saldırıya kurban veren Ziya, altı yıl sonra, şehrin hengamesinden uzaklaşıp, kendiyle baş başa kalmak için Yazıköy’e gider. Gerçek dünyadan çok rüyalar ve fanteziler dünyasında yaşayan Ziya, askerlik arkadaşı Kenan’ın hazırladığı bağ evine yerleşir. Gördüğü rüyalar, yaşadığı çağrışımlar, anılarını hatırlaması ve çevresinde gözlemlediklerini düşünmesine, bir süre sonra da rüyaları, yaşadığı olayların bu zeminde gerçekleşmesine yataklık eder. Ziya, arkadaşı Kenan’ın ailesiyle ve köylülerle de tanışır. Ancak Kenan’ın ev meselesi yüzünden öldürülmesi ve bunun üzerine Ziya’nın arkadaşının sorumluluklarını alması ve dedikoduların çıkmasıyla birlikte, etkileyici bir son kahramanımızı beklemektedir.

Aynen ‘Bin Hüzünlü Haz’da olduğu gibi, son cümleyi okumamla birlikte, tüylerim diken diken olarak kitabın kapağını kapattım. Rüya ve gerçeklik, bilinç ile biliç dışı imgeler arasında gidip gelen kitap, yedi bölümden oluşuyor. Her bölüm birbirinden etkileyiciydi bana göre ancak sanıyorum, Ziya’nın askerliğinin anlatıldığı ‘Sınır’ isimli kısım, bazı yönleriyle biraz daha öne çıkıyordu. Toptaş’ın okuduğum üç kitabının da bir okur olarak beni geliştirdiğini hatta bana hakkı sayılır bir sıçrama yaşattığını söylemem gerekir. Psikolojik açıdan da derinlemesine bir inceleme konusu olan kitap, elbette ki Toptaş’ın müthiş dil ve üslubuyla da öne çıkıyor.

Heba olan bir hayatı, hayatları anlatan bu postmodern hikayeyi okumamak, onu heba etmek demektir. Heba olmamak için belki de heba etmemeyi bilmek, öğrenmek gerekir…

Yazımı, kitaptaki hiç unutmadığım ve üstüne onlarca yazı yazılabileceğini düşündüğüm bir alıntıyla bitirmek isterim: 'Bende gördüğün değişikliğin birazı sendeki değişikliktir.'

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.