HER ŞEYİN SONUNDAYIM TEZER ÖZLÜ-FERİT EDGÜ MEKTUPLAŞMALARI

media541969bd7902c.png
(0/10 Puan)

Her Şeyin Sonundayım Tezer Özlü-Ferit Edgü Mektuplaşmaları

A+ A-

Her şeyin sonunda olduğumuzu hissettiğimiz kaç zaman oldu? Acı veren sonların yükünü hafifletmek için, her sonun bir başlangıç olduğunu kaçımız düşünmedik? İnsan, öyle bir mekanizma ki ne yaşamış olursa olsun, içinde en ufak bir umut kıpırtısı olduğu müddetçe, öyle ya da böyle mücadele etmeye devam ediyor. Yaşamın kendisi hüzünlü ve bizim mutluluk diye addettiklerimiz, aslında birkaç kısa andan ibaret. Uzun bir müddet, insanın hayattaki amacının mutluluk değil, huzur olduğunu düşünmüştüm. Huzurlu olmak için gayret göstermeye başladım. Ancak hayat, siz ona birşeyler ısmarladıkça, karşınıza beklentilerinizin tam tersini çıkarmakla görevlendirilmiş gibidir. İnsan böyle bir durumda umutsuzluğa düşmeden edemiyor. Dönüp kendine bakması gerekirken, mütemadiyen hayatı suçluyor. Huzuru yakaladığımı düşündüğüm, ve bundan mutluluk duyduğum dönemde, üstüme öyle bir rehavet çöktü ki,gündelik ve yüzeysel şeyler düşünmekten, bir arpa boyu yol alamadım. Öyle bir an geldi ki, kendimden sıkıldım. Huzurlu olduğumu düşünüp, kendi dışımdaki olaylara yabancı, ilgisiz ve tepkisiz, saçma sapan bir insan oluvermiştim. Bünyem alışkın olmayacak ki, bunun farkına vardıktan sonra, düşüncelerin kafama üşüşmesi an meselesi oldu. Kafama üşüşen bütün o bitmez, tükenmez ve bir sonucu olmayan düşüncelerin beni rahat bırakmadığı ve kimi zaman huzursuz ettiği aşikardır. Ne var ki, en sonunda kendimce şu sonuca vardım; bir bitki gibi yaşamaktansa, düşünerek ve sadece düşünerek huzursuz bir huzurla, katlanabilirim bu dünyaya ancak.

Ferit Edgü, daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, benim için yarattığı karakter ve kurgularından çok, dil ve üslubuyla öne çıkan yazarlardandır. Tezer Özlü ise okuduğum kitaplarında, kurgudan uzak, kendi gözünden bir dünyayı anlatır. Fazlasıyla gerçektir o dünya. Bu iki yazarı birleştiren en önemli özellik bana göre, dil ve üsluplarıdır. Basit, kolay, anlaşılır ve aşina olduğumuz kelimeler, onların kaleminde öyle bir ruha bürünüyor, onlar öyle yaşayarak ve gerçek duygularla yazıyorlar ki, kendileri her kelimede o yükleri atarken, okuyucu her birinin ağırlığını derinden hissediyor. Böylesine hüzünlü iki dostun mektuplaşmalarını okumanın nasıl bir his olabileceğini, bilmem tahayyül edebilir misiniz? Ben söyleyeyim, hüznün keyif verdiği nadir kitaplardan. Edgü ve Özlü’nün hayata, insanlara ve olaylara bakışı, sorgulamaları, öfkeleri, ümitsizlikleri, hevesleri ve iki dostun birbirine olan desteği ve sevgisinin beni ne denli etkilediğini, burada tarif etmeme imkan yok. Özlü’nün ‘Kalanlar’ kitabının önsözünü yazan Edgü’yü, bu mektuplaşmaları okuduktan sonra çok daha iyi anladım.

Böyle kitaplar için, kolay okunduğu, kısa olduğu, insanı bir duygudan öbürüne gark ettiği gibisinden klişe ve hafif laflar etmeyeceğim. Hatta mutlaka okumanızı dahi söylemeyeceğim. Bu ve benzeri kitaplar, bana göre okuyucu tarafından seçilmez. Böyle kitaplar, okuyucuyu çağırır. Okuyucu ise, hazır olduğunda alır ve okur. Bazı şeyleri akışına bırakmak lazım bu hayatta. 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.