HUZUR AHMET HAMDİ TANPINAR

media5477796c6bcfd.png
(0/10 Puan)

Huzur Ahmet Hamdi Tanpınar

A+ A-

Hayat herkes için zor, çetin ve acımasızdı. Bazıları için daha çok… Ve insan, mutlu olmaya çabalayarak boşa kürek çekiyordu. Yakaladığı küçük mutluluklarla hayata tutunuyor, bu mutluluğun uzun ve sürekli olmasını istiyor ama bir türlü beceremiyordu. Bu dünyanın hamurunda yok mutluluk. Yaşamın kendisi, saf bir hüzün. Önceleri kabul etmese de insan yaşadıkça, gördükçe, düşündükçe farkına varıyor. Bu hayatta mutlu olmak için uğraşmak, beyhude bir çabadan ibaret sadece. Kendini değiştirdiği gibi insan, doğayı ve evreni de değiştirmek, kendi isteklerine göre dönüştürmek istiyor. Dünyanın hamurunda hüzün var. Bunu kabul etmeli ve bir şekilde, hayata razı olmalı, başka çaresi yok. Belki kısa mutluluklardan ziyade, biraz daha uzun süreli hislere ihtyacı var insanın. Ne gibi mi? Mesela, huzur…

Küçük yaşta babasını, ardından da annesini trajik bir şekilde kaybeden Mümtaz, Adana’daki yakınlarının yanında bir süre kaldıktan sonra İstanbul’a gelerek, İhsan ve karısı Macide’yle birlikte yaşamaya başlar. Bu iki insanın sevgisi ve ilgisi, Mümtaz’ın yeni hayatına kısa sürede alışmasına sebep olur. Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Avrupa’da eğitimini tamamlayan Mümtaz, İstanbul’a dönerek, fakültede asistanlık yapmaya başlar. İhsan’ın hastalığı sebebiyle Macide’ye yardım etmek için, evin işlerine yardımcı olur. Ada vapurunda Nuran’la tanışan Mümtaz, ondan oldukça etkilenir. Nuran daha önce evlenmiş, kocası metresiyle birlikte kaçınca, kızı Fatma’yla tek başına kalmıştır. Fatma, bu iki insanın yakınlaşmasından memnun olmasa da, Nuran ve Mümtaz sık sık görüşmeye başlarlar. Mümtaz derin ve temiz bir aşkla bağlanmıştır Nuran’a. Yaptığı evlenme teklifine olumlu yanıt gelse de, Nuran işleri yavaştan almaktadır. Her şeye rağmen nikah kıyılır ve sıra düğün hazırlıklarına gelir. Bu sırada, Nuran’ı eskiden beri seven Suat’tan bir mektup gelir. Suat, tuttuğunu koparan, hırslı bir insandır ancak rahatsızlığından dolayı senatoryumda yatmaktadır. Nuran, Suat’ın mektuplarını Mümtaz’a da gösterir. Başta, mektuplar yüzünden karamsarlığa düşen Mümtaz, Suat’ı önceden tanımasına rağmen, kızmak yerine ona ilgi duymaya başlar. Bir akşam, Nuran ve Mümtaz’ın da bulunduğu bir yemeğe katılan Suat, garip bir şekilde ortamdan ayrılır. Misafirlerin gidişinin ardından yürüyüşe çıkan Mümtaz ve Nuran, dönüşte evin ışığının yandığını görünce şaşırırlar. Eve girdiklerinde gördükleri felaket sahnesi sonrasında, bu iki insanın hayatı birden bire değişecektir.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlayacak olmasının tedirginliğiyle, Cumhuriyet aydınlarının kültür karmaşası yaşadığı bir dönemde yaşanan gel-gitli bir aşkın ve bir varoluş sorununun kitabı ‘Huzur’. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 1949 yılında, yayımlanan kitabında hikaye, eşsiz İstanbul tasvirleriyle de öne çıkmakta.

Doğu-batı arasında kalmış insanların hikayesinin işlenişine bakıldığında, ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne benzese de, Tanpınar bu kitabında çok daha hüzünlü ve huzursuz bir kurgu yaratmış. Kitap seri okunuyor ancak okuyucu, hikayenin ağırlığını çok iyi hissediyor. Hikaye her ne kadar Mümtaz ve Nuran’ın aşkı etrafında dönüyor gibi görünse de bana göre, yazarın ölüm, insanlar, medeniyet, hastalık ve hayat üzerine paylaştığı, müthiş bir derinliğe sahip olan fikirler daha çok öne çıkmış. ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde kullanılan kara mizaha, yazar bu sefer hiç başvurmamış. Önce güldürüp,  güldürdüğü şeyin ehemmiyetini sonradan hissettiren bu hikayeyle, her şeyi tüm gerçekliği ve vuruculuğuyla direk okuyucuya ulaştıran ‘Huzur’ arasında bu manada oldukça fark var.

Ahmet Hamdi Tanpınar, benim çok sevdiğim ve çok özel bulduğum yazarlardan biridir. Okuduğum iki kitabında da, yarattığı karakterlerin psikolojik tahlillerini yapışını, düşüncelerini ve onları okuyucuya sunuş şeklini, dil ve üslubunu çok ama çok sevdim. Şiirleri ise, en az kitapları kadar derin ve etkileyiciydi. Roman boyunca huzuru bulmaya çalışan Mümtaz, ne yazık ki bu emeline vakıf olamadı. En başta yazdıklarımla burada çelişiyor değilim. İnsan esas, huzuru bulmak için çabalamalı. Ancak, hiçbir şey sonsuza dek sürmüyor bu hayatta. Öte yandan, huzursuzluğun huzuruna daha çok inanırım ama şimdi anlatmaya başlasam uzun sürer. Belki başka bir gün…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.