İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ CHARLES DİCKENS

media54b7577fa0e4f.png
(10/10 Puan)

İki Şehrin Hikayesi Charles Dickens

A+ A-

Charles Dickens denilince aklıma gelen ilk şey, ortaokulda İngilizce ödevi olarak okuttukları ancak benim sadece göz gezdirdiğim ‘Great Expectations’ (Büyük Umutlar) kitabıdır. Aslında kitaptan çok, zorla okutulmasından duyduğum sıkıntı ve İngilizce öğretmeninin saplantılı ve takıntılı bir halde, ısrarla sözlü yapacağını söylemesinden kaynaklanan kaygımı ve bunalmamı hatırlıyorum. Üzerinden seneler geçmesine rağmen, daha yeni Dickens okuyor olmam muhtemelen bundan kaynaklanıyor. Şu yaşımda bile ‘İki Şehrin Hikayesi’ni okurken, ödev yapıyormuşum gibi hissetmem ve kitabın içine giremeyip sadece aklen anlamaya ve kavramaya çalışmam, bu konudaki yargımı kuvvetlendirdi. Kuvvetli bir hafıza ve gereksiz bir hassasiyete sahip olunca, çocuklukta yaşanan en basit olay bile yetişkin hayatına tesir ediyor. Bu yüzden severim Sigmund Freud’u. Bana kendimi ‘normal’ hissettirir. Bu arada, merak edenler varsa, o sözlü hiçbir zaman yapılamadı.

Dr. Manette, aristokratlar yüzünden18 yıl suçsuz yere hapis yattıktan sonra serbest kalmış, kötü şartlar yüzünden dengesi bozulmuş, Defarge ailesine ait Paris’teki bir meyhanede sürekli ayakkabı tamir etmektedir. Defarge’lerin meyhanesi, Paris’teki ihtilalcilerin merkezidir. Lucia ise aslen Fransız olmasına rağmen, senelerdir Londra’da yaşamaktadır ve Dr. Manette’in babası olduğunu bilmemektedir. Aile dostuyla yaptığı Paris seyahatinde babasıyla tanışır ve birlikte Londra’ya dönerler.  Charles Darney ise, Fransa’da yaşayan aristokrat bir ailenin oğludur ancak aristokratlardan nefret etmektedir. Londra’ya dönüşlerinden yaklaşık beş sene sonra, İngiltere aleyhine casusluk yapmakla itham edilen bu genç adamın yargılanmasında bulunan Dr. Manette ve Lucia, Fransa’dan döndükleri sırada vapurda Darnay’le tanışmış olduklarını hatırlarlar. Başarılı avukat Sydney Carton, Darnay’i yargılanmaktan kurtarır ve iki genç adam sık sık Manette’lerin evini ziyaret etmeye başlarlar. Bu ziyaretler, Carton ve Darney’in Lucia’ya aşık olmasına sebep olur. Lucia ise seçimini Darney’den yana kullanır. Evlendikten birkaç sene sonra, Fransa’da ihtilal patlak verir ve hapishanedeki mahkumlar serbest bırakılır. Bu sırada Lucia ve Darney’in kızları altı yaşındadır. İhtilalciler Darney’in ailesini cezalandırmış, aileden bir tek Charles Darney hayatta kalmıştır. Ailesinin zarar verdiği kişilere tazminat vermek için Paris’e giden Darney burada tutuklanır. Dr. Manette, Carton ve Lucia, Draney’i hapisten kurtarmak için çabalarlar ancak, Darney idama mahkum edildiğinde çözüm bulan tek kişi Sydney Carton olur.

İlk sayfadan son sayfaya kadar hiç temposu düşmeyen, değme aksiyon/macera kitabına taş çıkaracak mükemmel bir kurgu... Keşke Dickens’a karşı kafamda oluşmuş bazı ön yargılar bulunmasaydı da, hikayenin içine daha çok girebilseydim. ‘İki Şehrin Hikayesi’, Charles Dickens’ın 1859 yılında bir dergide, 31 hafta boyunca, bölümler halinde yayımlanmak üzere yazdığı, tüm zamanların en meşhur edebiyat eserlerinden biri. Ardı arkası kesilmeyen olaylar ve akıcı üslup sayesinde keyifli ve kolay bir şekilde okunuyor; olayların karışıklığı ve karakter fazlalığına rağmen asla okuyucunun zihni bulanmıyor. Genelde kitapların sonlarını hissederim, bazen bilirim, çok ender olarak okuduğum bile olur. Ama bu kitapta ters köşeye yattığımı belirtmek isterim. Bana göre kitaba yakışan, etkileyici bir finaldi.

Soylular tarafından ezilen Fransız köylüsünü ve devrimin ilk yıllarında soylulara gösterilen şiddetin, başarılı bir kurguyla okuyucuya sunulduğu tarihi ve dönem romanı olan ‘İki Şehrin Hikayesi’ni okumasaymışım, evet, çok şey kaybedermişim. Şimdi sırada ‘Büyük Umutlar’ ve ‘David Copperfield’ var… Bazı insanlar ön yargıları yıkmak için çabalamaya değer. Bazılarıysa, olduğu gibi kalabilir, uzak olmak şartıyla…

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.