KARA KİTAP ORHAN PAMUK

kara
(0/10 Puan)

Kara Kitap Orhan Pamuk

A+ A-

İnsanlar birbirlerine sataşmayı çok seviyor, ben ve benim gibiler de etrafı izleyerek yeni şeyler keşfediyoruz. Meğer lafı gediğine koyan (!) ne lafazan insanlar varmış memlekette. Ne yetenekler, ne hazırcevaplar, ne bilirkişiler, ne hatipler, ne ne ne neler varmış da çok şükür, sosyal medya sayesinde, kendilerinden haberdar olduk. Hayatımda duymadığım, hiçbir kitapta okumadığım enteresan kelimeler, yeni jargonlar öğreniyorum sayelerinde. Biraz daha sabır göstersem kim bilir neler öğreneceğim ama bende takat yok maalesef. O yüzden de böyle kendi çapımda takılıyorum. Yaklaşık 5,5 senedir kitaplar hakkında yazıyorum. Eleştirmen değilim, olmayı da düşünmüyorum. Eleştirmenliği kitap yazmaktan, okumaktan, düzeltmekten ve kitapla alakalı olan her şeyden daha zor görüyorum çünkü. Bugün kitap eleştirmeni olmayı kafama taksam, her şeyi bir kenara koyup günümün en az sekiz saatini bu işi öğrenmeye, okumaya, araştırmaya, kendimi eğitmeye ayırırdım ve önümdeki birkaç seneyi gözden çıkarırdım. Ne var ki, sonrasında hakkıyla yapıp yapamayacağımdan emin olmadığım bir işe başlamayı da istemiyorum. O yüzden gittiği yere kadar böyle devam etmeyi uygun görüyorum. Yeterince açıklayıcı olmuştur sanırım.

İstanbul’da avukatlık yapan Galip, karısı Rüya tarafından terkedilir. Rüya’yı bulmak için gidebileceği yerleri tahmin ederek şehri dolaşmaya başlar. Üzgün ve yorgun olan Galip’in kafası da karışıktır. Karısının, üvey kardeşi Celal’le olduğundan şüphelenir. Onu görmek ister ancak bir gazetede fıkra yazarı olarak çalışan Celal de ortada yoktur.  Şüphelendiği iki kişinin de ortada olmaması Galip’I tedirgin eder ve bir şeyler bulmak maksadıyla araştırma yapmaya başlar. Bu araştırmalar sırasında eline, Celal’in İstanbul tarihi ve sokakları hakkında yazdığı düşünce yazıları da geçer. Yazıları teker teker okuyan Galip, bir süre sonra Celal gibi yaşarsa karısını bulabileceğini düşünür. Celal’in gizli evini bulur, oraya yerleşir. Onun gezdiği sokaklarda gezer, ziyaret ettiği dükkanlara uğrar.  Bir süre sonra onun kıyafetlerini giymeye başlar. Yetmez, köşe yazılarını yazar.  O artık Galip değil, Celal’dir. Fakat elbette herkes kendisidir, başkası olamaz. Galip de Celal olmadığını kötü bir deneyim yaşayarak görecektir.

Galip karısına ulaşmak için eski kocasını arar, İstanbul’u didik didik eder, eski tanıdıklarıyla konuşur, Celal’in yazılarını kılı kırk yararak okur ve bana sorarsanız en sonunda biraz kafayı üşütür gibi olur. Celal gibi davranmasının altında, küçüklüğünden beri amcasının oğluna duyduğu hayranlık da vardır belki. Celal, hem Rüya’nın üvey kardeşi hem de Galip’in amcasının oğludur. Ben bu denklemi kurmakta en başta biraz zorlandım. Açıkçası çok da gerek görmedim çünkü romana hakim olan kasvetli ve gizemli havaya kapılmayı tercih ettim. Neden ve niçinlere cevap bulmak yerine, Galip gibi hissetmeye, onunla birlikte hareket etmeye çalıştım. Ama ne mutlu ki Galip olup çıkmadım.

‘’Kara Kitap’’ adının çağrıştırdığı gibi kara bir kitap. Bence Orhan Pamuk’un okuduğum en iyi kitabı. 1985-1990 yılları arasında yazılmış, çeşitli dillere çevrilerek birçok okura ulaşmış. Çoğu okurun aksine ben kitabın sıkıcı ve bunaltıcı olduğunu düşünmüyorum. Kasvetli, karanlık ve düşündürücü olabilir ki ben de böyle kitapları severim zaten.

Ne zaman Orhan Pamuk’la ilgili bir paylaşımda bulunsam, bazı insanların linç girişimlerine maruz kalıyorum. Orhan Pamuk benim babamın oğlu değil. Değil iki çift laf etmişliğim, televizyon ve gazete dışında yüzünü görmüşlüğüm yoktur. Kendisini tanımam, etmem. Orhan Pamuk’un kitaplarını beğendiğim için birilerinden para da almıyorum. Yeni  kitaplarını heyecanla bekleyen biri olmadığım gibi, hayranı da değilim. Ancak, burada kitaplar hakkındaki düşüncelerimi yazıyorsam, beğenmediğim şeyleri yazdığım gibi beğendiklerimi de yazarım. Burada Orhan Pamuk’un kişisel yaşamı ve şahsiyeti hakkında değil, kitapları hakkında yazıyorum. Bilmem anlatabildim mi? Öte yandan ben insanlarla bire bir konuşmadan, fikirlerini dayandırdığı kaynakları bilmeden, gözünün içine bakmadan onların şahsiyetleri hakkında bir kanaatte bulunmaktan hoşlanmam, kimseye de tavsiye etmem. Orhan Pamuk benim için sadece bir yazardır. Canım ister okurum, ister okumam. İster beğenirim, ister beğenmem. Siz de ister okursunuz, ister okumazsınız. İster beğenirsiniz, ister beğenmezsiniz. Kime ne?  Size ne? Bana ne? 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.