KIRMIZI PAZARTESİ GABRİEL GARCİA MARQUEZ

media568439fe62204.png
(0/10 Puan)

Kırmızı Pazartesi Gabriel Garcia Marquez

A+ A-

Son birkaç yıldır, neredeyse her gün haberlerde izlediğimiz kadın cinayetleri, kadın-erkek demeden hepimizin kanını donduruyor. Kimi ağabeyi, kimi babası, kimi çocuğu, büyük bir çoğunluğu ise kocası tarafından öldürülen bu kadınların hepsi de, ne tesadüf ki namussuz! Namuslu/namussuz kimdir, kime denir, amacım burada bunu tartışmak değil. Ancak, bu adamların cezalarını azaltmak için, utanmadan, bu tip iftiralara başvurduğu bir gerçek. Neden? Çünkü karısını öldürdüğü için linç edilecek adam, namusunu korumak için bunu yaptığını söylediğinde, yanına kolayca taraftar toplayabiliyor. Taraftar toplamasa dahi o öfkeli çoğunluk bir anda susup, sakinleşiyor ve olayın üstü kapatılıyor. Ne gariptir ki kadını namussuz olarak yaftalayan ve adama hak veren insanlar, iftira atmayı, görmedikleri bir olay hakkında hüküm vermeyi çok namusluca bulabiliyorlar! 2015’in süper bir yıl olduğunu söyleyenler bencilliği bir kenara bırakıp, diğer olayları değil, sadece işlenen kadın cinayetlerini biraz düşünseler, yine aynı fikirde bulunabilirler mi, bilemiyorum. Keşke bütün bu cinayetler birer hikaye, birer roman olsaydı ancak değil maalesef… Marquez’in öyküsünde ise kurban bir erkek…

Bayardo San Roman, mesleğinin ne olduğu bilinmeyen ancak oldukça bilgili, zengin bir adamdır. Yeni taşındığı bölgede insanların ilgisini çekmekte ve bu durumdan rahatsız olmaktadır. Evlenmek istediğini ilan ederek dedikodulara son vermek ister. Bir gün meyhanede otururken annesiyle birlikte meydandan geçen genç bir kız görür. Adı Angela Vicario olan genç kızla evleneceğini söyleyen Bayardo’yu kimse ciddiye almaz zira adam kör kütük sarhoştur. Ancak, iki aile konuşur, anlaşırlar ve çift, görkemli bir düğünle evlenir. Evleneli henüz altı saat olmuşken, Bayardo karısını annesinin evine getirir. Angela’nın bakire olmadığını  söyleyen adam, kandırıldığını düşünerek karısını terk eder. Angela’nın erkek kardeşleri Pablo ve Pedro, genç kızı sıkıştırarak birlikte olduğu erkeği öğrenmeye çalışırlar. Angela ilk başta dirense de baskıya dayanamaz ve sonunda ağzından Santiago Nasar’ın adı çıkar fakat olayın nasıl geliştiğiyle ilgili hiçbir şey söylemez. İki erkek kardeş Santiago’nun peşine düşer. Bütün mahalle, işlenecek cinayeti bilmektedir ancak Santiago’nun, kendi için yapılan cinayet planından haberi yoktur. Kovalamaca bir süre devam eder ve sonunda Santiago, öldürüleceğini nişanlısından öğrenir.

Santiago Nasar, kitabın sonunda vahşice öldürülür. Bunu söylemekte bir mahsur görmüyorum zira kitabın henüz ilk sayfalarında genç adamı nasıl bir sonun beklediği belirtiliyor. Ne var ki aslında Santiago’nun konuyla hiç mi hiç ilgisi yok! Angela, erkek kardeşlerini başından savmak için, onlara aklına gelen ilk ismi söyleyip kendini kurtarma derdindeyi. Kendi kurtuldu kurtulmasına ama, Santiago boş yere öldü…

Marquez’in, herkes tarafından bilinen ama kimsenin engel olmadığı bir namus cinayetini anlattığı kitabı, oldukça enteresan. Niye mi? Öncelikle kitabın sonu ve konusu daha en başından belli. Herhangi bir gizem söz konusu değil ancak, cinayetin işleneceğini herkesin bilmesine rağmen sessiz kalması ve hiçbir engelleme girişiminde bulunmaması okuyucuyu gererek, gerilimi sayfalar ilerledikçe kat be kat artırıyor. Marquez’in şimdiye kadar okuduğum kitaplarının hepsinin kurgusunu ve karakterlerini çok özgün bulmakla birlikte, kaleminin farklı bir büyüsü olduğunu da düşünüyorum. Bu anlamda Marquez bana göre okunması keyifli, özel bir yazar.

Namus temizlemek için işlenen cinayetlerin düşünülmeden, suçlunun kim olduğu irdelenmeden ve kurbanın hakları gözetilmeden toplum tarafından haklı bulunması, pek de şaşılacak bir şey değil aslında. Zira bu cinayetlerin, büyük ölçüde toplumun ağzını kapatmak için işlendiğini de, faillerin ağzından birçok kez duyduk ve okuduk. Nice cana kıyıldı, nice genç cahilliklerinden ötürü hapislerde çürüdü… Bunları yazarken bir an aklıma Yaşar Kemal’in efsane romanı ‘Yılanı Öldürseler’ geldi… Esme’nin oğlunun, annesini öldürmemek için direnmesini, çevresinin baskısıyla annesine olan sevgisi arasında sıkışmasını düşünüyorum da… Yeni yıla saatler kala, pek umudum olmasa da, dileğim bu olsun; masum insanların canı yanmasın artık!

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.