KIRMIZI ZAMAN MİNE SÖĞÜT

kırmızı
(0/10 Puan)

Kırmızı Zaman Mine Söğüt

A+ A-

‘’Deli Kadın Hikayeleri’’… Bundan belki beş sene evvel kitapçıda görüp adını beğendiğim, kapak tasarımı ve içindeki resimleri görünce almaya karar verdiğim o kitap sayesinde tanıştım Mine Söğüt’le. Arada bir araştırmadan, sormadan, kendiliğinden de kitap aldığım olur. Deli bir kadın mıyım? Hayır. Herkesin çılgınlıklardan hoşlandığı, her şeyi delicesine yaşamak istediği günümüzde oldukça aklı başındayım, bence… Her zaman da öyleydim, maalesef. Fakat buna rağmen yakınlarım, kendimi bildim bileli, benim normal olmadığımla ilgili konuşur, espiriler yapıp gülerler. İnsanlar sizi, kendinizi gördüğünüz gibi görmüyolar. 

‘’Kırmızı Zaman’’ kurgusu itibariyle kolay anlatılacak bir kitap değil benim için. Birbirinden farklı hayatlar süren insanların hikayelerinin anlatıldığı, öykü kitabı okuyormuş hissi yaratan ancak sonlara doğru, tüm hikayelerin birleşip bir romanı meydana getirdiğini gördüğüm sürükleyici bir kitaptı. Her bölümün başında, o bölümde öne çıkan kelime/kavramın ansiklopedik bilgisini veren Söğüt, elbette kendi yorumlarından da bir şeyler katmış, çok da güzel olmuş. Ardından yarattığı masalsı karakterlerin zamandan bağımsız ama her biri birbirinden kırmızı öykülerini yazıyor. Ne kadar masalsı bir anlatımı olsa da, romanın depresif ve sert olduğunu düşünüyorum. Zaten okuyucuyu sürükleyen de bu olsa gerek. İstanbul’un semtlerinde, morglarında, mezarlıklarında gezinip yolunuzun cellatlarla kesişeceğini düşündüğünüzde kafanızda pek de pembe bir tablo oluşmuyordur. Bu yüzden de her şeyiyle kırmızı bir roman. Kahramanları Zaman Dayı, Hüsran, balıkçı, Bolat ve Halat Niyazi ise hem içimizden birileri hem de insan olamayacak kadar gerçek dışılar.

Kitabı keyifle ve merakla okuduğumu söylemeliyim. Bazı yerlerde oturtamadığım, birbirine bağlayamadığım yerler oldu ancak keyif için okuduğumdan fazla takılmadım açıkçası. Kitabın karanlık, depresif bir havası olabilir ancak bu okuyucuyu zorlayacağı manasına gemiyor. Bence ağır okumalardan sonra iyi gelecek bir kitap. Mine Söğüt’ün müdanasız, kendiliğinden ve karamsar tarzını çok seviyorum. Özellikle bu yüzden çok seviyorum kitaplarını okumayı. Ayfer Tunç’un eski kitaplarını da bu yüzden keyifle okur, merak ederim. Tam anlamıyla olmasa da Sema Kaygusuz’un tarzında da bu tip bir esinti hissediyorum. Kadınları sürekli romantik, kırılgan, basiretsiz ve durgun göstermeye çalışanların yanında böyle kadınların vücut buluyor olması beni mutlu ediyor. Varsın deli desinler. Bu arada gerçek deliler deli olduklarını bilmezler, aklınızda bulunsun.

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.