KODİN PANAİT ISTRATİ

media55b0f0ce8a9e1.png
(0/10 Puan)

Kodin Panait Istrati

A+ A-

Çocukluk ve ilk gençlik yılları, kişinin yaşarken kıymetini bilmediği ancak ölene dek, hep geri dönmek istediği, özlediği, hatırlamaktan en çok keyif aldığı yıllar olsa gerek. O yıllarda yaşanan mutsuzluklar ve acılar da bir o kadar yer eder insanda… Benim gibi bir fil hafızasına sahipseniz acı ve mutsuzlukları unutmak sizin için pek de kolay olmasa gerek. Ancak kim mutlak mutluluğu bulmuş ki? Bulsa da isteyeceğimden emin değilim. Her şeye rağmen, çocukluk ve ilk gençlik yıllarımı mutluluk ve huzurla karışık bir hüzünle hatırlamayı severim, ben. Bir kitabı okumak, o kitabın yazarıyla sohbet etmek gibiyse; seneler evvel okuduğum bir kitabı yeniden okumak da biraz o senelere dönmek gibidir benim için. ‘Kodin’i ilk kez ortaokul sıralarında okumuş, hayatın ve insanların bu kadar da acımasız olmayacağını düşünmüştüm. Yanılmışım. İnsanlar kıyıcı, hayat çetinmiş. Kaçacak bir yer olmayınca mecbur, yaşamaya çalışıyoruz. İnsanlarla çevrili bu hayatta, insanca yaşamaya çalışma çelişkisi içinde…

Kitapta bulunan üç farklı öykünün ortak noktası, genç, akıllı ve temiz kalpli kahramanımız Adrien… İlk öykü olan ‘Bataklıkta Bir Gece’ , Adrien ve Dimitri Dayı arasında geçmekte. Öykü, ikinci okuyuşumda dahi aklımda yer etmese de, Adrien’i tanımak için bir giriş niteliğinde. Gelelim kitaba da adını veren ikinci öyküye… Adrien yeni bir mahalleye taşınır. Ne var ki küçük çocuk, içine kapanıklığı dolayısıyle arkadaş edinmekte sıkıntı yaşar. Konuştuğu insanlardan da arada bir Kodin adında, iri yarı, sert ve acımasız bir adam hakkında bazı söylentiler duymaktadır. Günlerden bir gün Kodin’le Adrien’in yolları kesişir ve aralarındaki arkadaşlık, kuvvetli bir dostluğa dönüşür. Adrien, Kodin’i tanıdıkça onun dostları için canını verebilecek kadar fedakar, iyi kalpli, merhametli ancak ihaneti asla affetmeyen biri olduğunu anlar. Birlikte yaşadıkları birkaç olay bu iki insanın çeşitli sınavlardan geçirir ancak hiç beklenmedik bir zamanda Kodin’in başına gelen trajik olay, mahalleyi sarsarken Adrien’i derin bir hüzne boğar. Kitaptaki üçüncü hikaye ise Adrien ile plaçinta (bir çeşit Romen keki) yapıp satan Arnavut Kir Nikola arasında geçen derin ve düşündürücü, hayata ve insanlara dair yaptıkları konuşmalardan oluşmakta. Kir Nikola’nın dükkanında çalışan Adrien, adama yardımcı olurken bir yandan da onun yaşadığı olayları, insanlarla olan ilişkilerini yorumlayışına şahit olur. Kir Nikola, ne kadar iyi bir insan olmaya çalışırsa çalışsın, insanların ön yargılarından kurtulamadığından, toplumun iyi birinin iyi olmasına izin vermediğinden yakınır. Oldukça ilgi çekici diyaloglardır bunlar.

Seneler evvel kitabı okuduğumda en çok dikkatimi çeken öykü elbette ki ‘Kodin’di. Öykünün sonunda gözyaşlarıma engel olamamış, sonraki öyküye tam anlamıyla kendimi verememiştim. Kitabı okuduğum ikinci kez, ‘Kodin’in hikayesi ve trajik sonu beni yine etkiledi etkilemesine ancak, Kir Nikola’nın Adrien ile yaptığı sohbet de bir o kadar dikkatimi çekti. Balkanların Maksim Gorki’si olarak bilinen Romen yazar Panait Istrati, daha evvel okuduğum ‘Sokak Kızı’ kitabıyla da kalbimi fethetmişti. Karakterlerin arasında geçen diyalogları, insanın görünenin ardındaki gizli taraflarını ve zaaflarını anlatması kadar, kitaplarındaki şaşırtıcı ve hüzünlendirici finaller de beni kendisini severek okumamdaki sebeplerden biri.

Istrati’nin kitapları, kitaplarındaki yerler ve insanlar güzeldir… En çok da insanları, en büyük aşkı uğruna bile arkadaşlığını feda etmeyen insanları yazmayı sever. Sonu her zaman mutlu bitmese de güzeldir bu öyküleri okumak. Zaten hayatta yaşadığımız kaç şey mutlu sonla bitiyor ki?

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.