KÜÇÜK PRENS ANTOİNE DE SAİNT-EXUPERY

media56209acd6515c.png
(0/10 Puan)

Küçük Prens Antoine de Saint-Exupery

A+ A-

‘’Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: “Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı.” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm.” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.’’

Daha önce ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı ikinci okumamda yazdığım yazıda da belirttiğim gibi, büyüdükçe kirlendiğimizi ve maalesef sığlaştığımızı yüzümüze çarpan bir kitap ‘Küçük Prens’.  Değer verdiğimiz ve önemsediğimiz şeyler sözde ve özde o kadar farklı ki birbirinden, insan denen şey çelişkiler içinde çırpınmaktan, gerçekten yaşamaya vakit bulamıyor. Yaşadığımızı zannederek yaşıyoruz. O yüzden de günler müthiş bir hızla geçiyor ve biz ‘Bugün ne yaptım?’ sorusuna nitelikli cevaplar veremiyoruz.

Anlatıcı bir pilottur ve uçağı arızalanınca Sahra Çölü’ne zorunlu iniş yapmak durumunda kalır. Uçağını tamir etmeye çalışırken karşısına Küçük Prens çıkar ve ondan, kendisi için bir koyun çizmesini ister. Küçük Prens B612 Asteroidi’nde yalnız yaşamaktadır ve hep bir arkadaşa ihtiyaç duyar. Tek arkadaşı gezegeninde yetiştirdiği güldür. Küçük Prens, başka gezegenlerde neler olduğunu, gülüne daha iyi bakabilmek için nelere ihtiyaç duyabileceğini anlamak için bir yolculuğa çıkar. Kralın otorite arzusu, sanatçının kendini beğenmişliği, iş adamının hırsı ve fenercinin hiç soru sormadan ve öğrenmeden her denileni yapması Küçük Prens’i şaşkına çevirmiş, hiçbir gezegende aradığını bulamamıştır. Son gezegene yaptığı yolculukta karşılaştığı coğrafyacı, Küçük Prens’e Dünya’ya gitmesini söyler. Böylece Küçük Prens, yedinci yolculuğunu Dünya’ya yapar. Prens’in geldiği yer Afrika’daki Sahra Çölü’dür ve pilotla burada karşılaşır. Küçük Prens, sekiz gün boyunca, yaşadığı maceraları, gezegenlere yaptığı seyahatlerde gördüklerini, Dünya’ya ve Dünya insanına ilişkin düşüncelerini pilotla paylaşır. Böylece ikili arasında, Küçük Prens’in hep hayalini kurduğu dostluk doğar. Ancak gerçekte olduğu gibi, hikayede de, güzel şeyin ömrü az olur.

Küçük Prens’in seyahat ettiği gezegenlerde gördükleri ve gelişen diyaloglar esasen, yetişkinlerin hayatına yapılan acı ama gerçek eleştirilerdir. Dünya’nın en çok satan ve okunan kitapları arasında yer alan ‘Küçük Prens’, Exupery tarafından New York’ta bir otel odasında kaleme alınmış. Yazarın çizimleriyle renklendirdiği kitap ilk defa 1943 yılında yayımlandı ve yazar, kitabı dostu olan Leon Werth’in çocukluğuna adadı.

‘Küçük Prens’I ilk kez 10 sene evvel okumuştum. Çok beğenmiş ve sevmiştim şüphesiz. Ancak seneler sonra yeniden okuduğumda beğenmek ve sevmekten öte, çok etkilendim. Hatta çok canımın acıdığını, çoğu zaman gözlerimin dolmasına engel olamadığımı da söylemem gerekir. Buna binaen, kitabın iyi olmasının yetmediğini, okurun da hazır olasının önemini, kitabı gerçekten içselleştirmedeki yerini göz ardı etmememiz lazım. Hazır olmaktan kasıt sadece bilişsel olmasa gerek… Bence bir kitabı okurken esas önemli olan duygusal olarak hazır olmaktır ki, bunun için de insanın biraz acı çekmiş ve bu acıları kabullenmiş olmak gerekir ki, bu da bir yönüyle kişinin kendini kabullenmesiyle paraleldir diye düşünüyorum.

Beni en çok etkileyen diyalog, Küçük Prens ile tilki arasında geçendir. Şimdi, ekranın hemen yanında o diyaloğu tekrar tekrar okurken, her seferinde tüylerim diken diken olup, gözlerim doluyor. Özellikle Fransız ekolünden gelenlerin sosyal medyadaki bio.’larında sıkça gördüğüm; ‘’On ne voit bien qu'avec le cœur ; l'essentiel est invisible pour les yeux.’’ yani ‘’En iyi yüreğiyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez.’’ Sözü oldukça manidar. Kimin ne anladığı, ne kadar içselleştirdiği beni ilgilendirmez, bilemem de, ancak sanabilirim ancak her halukarda, hava basmak için dahi kullanılıyor olsa bile, iyi bir eser asla eskimez ve değerinden bir şey kaybetmez, vesselam…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.