KÜLTÜRDEN İRFANA CEMİL MERİÇ

kulturden-irfana
(8/10 Puan)

Kültürden İrfana Cemil Meriç

A+ A-

Fransızca’ dan dilimize geçen kültür kelimesinin Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ndeki anlamı: Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü. İrfan ise, dilimize Arapça’dan geçiyor ve kelime, gerçeğe ulaştırıcı seziş anlamını taşıyor. ‘Kültürden İrfana’ Meriç’in son kitabı. Hayatının büyük bir kısmında kültürle ilgilenip, kütüphanesinin kapılarını yurdunun insanlarına açtığını söyleyen yazar, bundan böyle hakikatle ilgileneceğini, kültürden çok irfanla uğraşacağını söylemiş ama maalesef, ömrü buna vefa etmemiş. Cemil Meriç’i dünya gözüyle görmedim, ailesinden kimseyle karşılaşmadım, kitapları dışında ona ait ve dair hiçbir şeyle teşrik-i mesaim olmadı. Ne var ki, hayatıma giren hiçbir insandan ondan öğrendiklerimi öğrenmedim. Kimsenin cümleleri ufkumu onunkiler gibi açmadı. Kendisine saygının yanı sıra, vefa da duyuyorsam, sebebi bunlardır. Mezarını ziyaret etme ihtiyacını duymam da, yine bunlar yüzündendir. Ve yine bütün bunlar yüzünden, ömrünün yetmemesine üzülüyorum; kültür serisi ne çok şey katmıştı bana, irfanı hayal bile edemiyorum.

Önceki eserlerinde daha çok Doğu ve Batı yahut Batı ve Türkiye karşılaştırmalarıyla okumuştum Meriç’i. ‘Bir Dünyanın Eşiğinde’ kitabında Hint’i anlatırken yaptığı yorumlardan bir şeyler sezmiş olmalıyım ki, ‘Kültürden İrfana’ da Batı kültürü ile İslam irfanını irdelediğini okuduğunda hiç şaşırmadım. Meriç, gerçek bir entelektüel. Kelimeleri ustalıkla kullandığı gibi, ben kendisini oldukça zarif de bulurum. Buna rağmen aynı zamanda, öfkeli ve hırçın bir adamdır. Fakat bu durum, onu olay ve durumlara eleştirel ve mümkün olduğunca nesnel bakmaktan alıkoymamıştır hiçbir zaman. Ya da benim dikkatimi çekmedi, bilemiyorum. Meriç, Batı’nın sahip olduğu bilgiyle Doğu’yu hiçbir zaman düzelemeyecek bir coğrafya olarak tanımlaması; bunun neticesinde Doğu’nun küçümsenmeyi ve hakir görülmeyi kabul ederek kendisine kurban muamelesi yapmasını kabul edemez. Ve hemen akabinde, bana göre, çok yerinde bir eleştiride bulunur; Batı’yı tanımadan, dillerini bile öğrenmeye tenezzül etmeden tartışmak ve ilerlemek nasıl mümkün olabilir? Batı’yı tanımadan ve okumadan konuşan çok bilmişlerin boş güvenleri de Meriç’i bir hayli sinirlendirir. Haksız mı?

Batı, İslam’ı, İslam bilginlerini tanımadı. Peki ya İslam coğrafyası’nda olup da, İslam irfanından bihaber olanlara ne demeli? Meriç, sadece bu kitabında değil, diğer kitaplarındaki birçok yerde öfkesini dile getirir; kendi kültürünü, edebiyatını, sanatını bilmeyen insanlara… Yazara göre kültür; kaypak, katı ve tek yönlü bir kelime. İrfan ise düşüncenin bütün kutuplarını kucaklamakta. İrfanın ilk adımı, önce kendini tanımak. Ona göre Batı, kültürün vatanı, Doğu ise irfanın.

Bu topraklarda yetişen en kıymetli yazarların içinde bana göre başı çekecek isimdir Cemil Meriç, Yazdıklarına katılırsınız ya da katılmazsınız bunun bir önemi yok. Meriç için de olmazdı sanıyorum. Ama onun yazdıklarını okumanın, kişinin hem aklında hem ruhunda yeni kapılar açacağına kesinlikle inanıyorum. Öte yandan önyargılı olup, sanki ondan daha çok okumuş, yazmış, düşünmüş gibi her cümlede bir açık yakalamak isteyecekler okumasın. Karşıt fikirlerin zenginliğinden hoşlanmayanlar Meriç’in hiçbir kitabından bir şey anlamaz. Bu konuda kompleksleri olanlara Meriç’in hiçbir kitabı da yaramaz. Bu fikir adamının hayatı zaten önyargı ve yalanları bir yana bırakmayı, okuma ve düşünmeyi, karşıt fikirlere kulak tıkamanın yanlışlığını anlatmaya çalışarak geçmiş. Sene 2016, herkes evrene olumlu mesaj yollama derdinde ama kimse önyargılarından kurtulamıyor. Her kitap herkese göre değil vesselam… 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.