MARİLYN, AŞK... ÖLENE DEK ALFONSO SİGNORİNİ

media5335a2197e82a.png
(0/10 Puan)

Marilyn, Aşk... Ölene Dek Alfonso Signorini

A+ A-

Bundan aylar evvel, ‘Marilyn’le Bir Hafta’ filmini izlediğimde, Michelle Williams’ın performansına hayran kalmış, filmdeki nostaljik ortamlar, kıyafetler, saç modelleri bile beni çok ama çok etkilemişti. Uzun zamandır o çocuksu, sempatik ve aynı zamanda bir o kadar da çekici bu kadının hayranı olmama rağmen, aslında onu hiç de tanımamış olmama, hayatı hakkında hiçbir şey bilmememe şaşırıp, kitapçının yolunu tuttum. Gözüme ilk çarpan da, ‘Biyografi’ reyonundaki, Alfonso Signorini’nin yazdığı Marilyn biyografisi oldu ve hiç zaman kaybetmeden okumaya başladım...

Nedense çok ünlü, zengin ya da popüler olan insanların, sorunsuz, mutlu ve rahat bir hayatı olduğu düşünülür hep. Ya da, ailesinin hep arkasında durduğu, destek gören, mutlu ailelerin çocuklarının hep başarıya ulaştığı, isteklerini elde edebildiği düşüncesi vardır. Bunları inkar etmiyorum, muhakkak ki böyle insanlar da vardır. Ancak ben, nedense mutsuz bir ailede büyüyen, destek görmeyen, aşağılanan insanların ekseriyetinin, belki de kendi hayatlarından bir şeylerin yitip gitmesi uğruna dahi, isteklerine ulaştığını, başarılı olduklarını düşünüyorum. Zengin ya da popüler insanların mutlu yaşadığı inancının da oldum olası karşısındayımdır. Çünkü hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu düşünürüm hep...

O güzel, çekici, bütün dünyanın hayran olduğu kadın, Marilyn Monroe, yani gerçek adıyla Norma Jeane, ruh hastası bir annenin, sevgisiz, şefkatsiz, örselenerek ve adeta bir yetim gibi büyümüş, acılı bir çocuğudur.  Daha gencecik yaşında zorla evlendirilmiş, kumsalda otururken bir gazeteci tarafından keşfedilerek başlamıştır macerası... Mankenlikten figüranlığa, oradan da dünya starlığına uzanan hikayesini heyecanla; annesinde hiçbir zaman tatmin edemediği sevgi açlığını, aşık olduğu erkeklerde arayan ve hep hayal kırıklığı yaşayan, etrafında milyonlarca hayranı olmasına rağmenki yalnızlığını ve çaresizliğini ise üzülerek okudum. Ama nedense şaşırdığımı söyleyemeyeceğim. Marilyn Monroe’nun fotoğraflarına her baktığımda, o dişiliğin altında hep bir çocuksu, bir sevimli yüz görürdüm ben. Meğer geçirdiği, zor, tatmin edemediği ve tam manasıyla yaşayamadığı çocukluk yıllarının izleri varmış gözlerinde. Ve yaşadığı bunca hayal kırıklığına, yalnızlığa ve boşluğa dayanamayarak, biraz da ruh sağlığı yerinde olmayan bir ailenin üyesi olmasının da etkisiyle, girdiği bunalımdan kurtulamayıp, gencecik yaşına intihar etmiştir...

Alfonso Signorini, Marilyn’nin hayatını, okuru sıkmayarak, son derece akıcı ve açık bir biçimde anlatmış. Okurken kişinin aklında hiçbir soru işareti bırakmıyor. Yakında kendisinin, ‘Chanel’ adlı kitabını da okumaya başlayacağım. Biyografi sevenlere ya da Marilyn Monroe hayranlarına muhakkak tavsiye diyor, yazımı, kitabın da ana fikri olabilecek, kendisinin bir sözüyle noktalamak istiyorum;

"Şöhret harikadır ama soğuk bir gecede ona sarınamazsınız."

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.