MARTHA FREUD, DAHİNİN KARISI KATJA BEHLİNG

media5335ad3254d82.png
(0/10 Puan)

Martha Freud, Dahinin Karısı Katja Behling

A+ A-

Hayatını okuduktan sonra bir şahsiyete hayran olmanın pek riski yoktur. Ancak hayranı olduğunuz bir şahsiyetin hayatını okumak riskli olabilir. Çünkü insan, hayran olduğu kişinin kusurlarını görmek istemez, onu hep mükemmel olarak tahayyül eder. Hayranı olduğunuz kişinin zaaflarını, öfkelerini ya da kötü yönlerini okuduğunuzda hayal kırıklığı yaşama oranınız yüksektir. Ben örneğin, sevdiğim bazı yazarları sosyal medyada takip etmekten kaçınıyorum. Yazdığı şeylerden olumsuz yönde etkilenme ve sonra, kitaplarından uzaklaşma ihtimaline karşı kendimi koruyorum güya. Öte yandan, ne yaparsa yapsın, ne yaşamışsa yaşasın, eserlerinden asla vazgeçemeyeceğim yazarlar da var tabii. Martha Freud’u okumamın sebebi ise, kendisi pek merak ettiğim için değil. O’nun gözünden Sigmund Freud’u, babalığını ve nasıl bir eş olduğunu merak ettiğim için. İnsanın başına ne gelirse, meraktan gelirmiş derler…

Martha Bernays, Emmeline ve Berman Bernays’in ikinci kızı olarak, 1861 yılında dünyaya gelir. Oldukça dindar bir ailenin kızı olan Martha, orta halli bir hayat sürerek büyür. 1882 yılında Sigmund Freud’la, onun evinde tanışır. Normalde misafirlerin yanında oturmayan Freud, Martha’nın bulunduğu ortamda, sohbete dahil olmakta, bir taraftan da Martha’yı incelemektedir. Kısa süre içerisinde Freud, Martha’ya aşık olur. Martha’nın ailesi, Freud’un maddi durumunun yetersizliği ve inançsızlığı sebebiyle pek gönüllü olmasa da, ikili nişanlanır. Dört senelik nişanlılıkları süresince mektuplaşmaları, değme edebi aşk romanlarına taş çıkarır cinstendir. Freud, akademik hayatındaki, tabir-i caizse ‘cool’ tavrına karşın, aşk hayatında oldukça tutkulu ve kıskançtır. Martha ise, Freud’a duyduğu aşktan olsa gerek, onu sabırla beklemekte, bütün isteklerini yerine getirmektedir.  1886 yılında evlenen çiftin altı çocuğu olur. Martha, kocasının rahat çalışabilmesi için çocuklarının ve evin bütün sorumluluklarını almış, bana sorarsanız ‘süper’ bir kadındır. Freud’un diş fırçasına macun sürüp, dişlerini fırçalaması için hazır etmesi gibi enteresan isteklerini karşılayan, ve yine, Freud’un çalışırken mutlak sessizlik istemesi ve altı çocuk ve onların bitmeyen hastalıklarıyla uğraşan Martha’nın bunu sağlayabilmesi mucize gibi birşey olsa gerek. Yahudi ırkından oldukları için kaçmak zorunda olmaları, maddi imkansızlıklar ve geliştirdiği kuramlar sebebiyle Freud’un yerden yere vurulması ve ardından hastalığı, Freud Ailesi’nin pek de rahat bir yaşam süremediklerinin en belirgin göstergesi olsa gerek.

Son derece akıcı, açık ve sade bir dille yazılmış bir kitap. Kolay okunuyor, sıkmıyor. Sıksa da, ben sıkılmazdım o ayrı. Freud’u sevdiğim beni takip edenlerce biliniyor, o yüzden objektif bir yorum yapamayabilirim. Freud’un titizliği ve düzen takıntısı beni şaşırtmadı ama bu kadar tutkulu bir aşık olması hele hele, Martha’nın buz pateni yaparken düşünce bacağının açıldığını duyunca kıskanması ve bu sporun ona uygun olmadığını, bir daha yapmamasını yazdığı mektubu okuyunca çok şaşırdım. Öte yandan, Martha’nın evini ve çocuklarını, Freud’dan tek bir yardım ya da destek almadan, onca zorluğa rağmen çekip çevirmesine, işleri bittiğinde kocasına çalışmalarında yardım etmesine ise hayran kaldım! İşin içinde başka duygular var mıdır bilmem ama, dışarıdan bakıldığında bu kadar fedakarlığı ancak delicesine aşık bir kadın yapar sanıyorum.

Bizleri, geliştirdiği kuramlarala hayrete düşüren ve kendine hayran bırakan, psikoloji dünyasında çığır açan Freud’un başarısında, eşi Martha’nın da payı yok mu sizce?

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.