MEVLANA, HAYATI-ŞAHSİYETİ-FİKİRLERİ ŞEFİK CAN

mevla
(0/10 Puan)

Mevlana, Hayatı-Şahsiyeti-Fikirleri Şefik Can

A+ A-

Bir kimseye duyulan saygı ve hürmet karşılığında bir şeyi yapma yahut yapmama anlayışı pek yaygın olmadığından, davranışlarımızı korku ve cezayla denetim altına almayı öğreniyoruz. Öyle öğretiliyor çünkü… Çünkü çoğunluğu bu şekilde yönetmek çok daha kolay. Din, sadece devletlerin değil, anne-babanın dahi çocuklarını yönetmek için kullandığı bir alet oluyor çoğu zaman. Üç yaşındaki bir çocuğun yalan söylediği için yanacağını söyleyen anne, otorite kaygısı yüzünden, çocuğuna yanacağını söyleyerek esas yalanı kendisi söylüyor. Hangisi günah? Elbette ki din dersi verecek değilim. Ben de korkutularak büyüyen çocuklardan biriyim. Fakat bundan yaklaşık on sene evvel bir gün, şiir okuyordum ve hatta özellikle aşkla ilgili olanları arıyordum. Öyle güzel bir şiir çıktı ki karşıma, kısacık, birkaç mısradan oluşuyor ama çok hoşuma gitti… Kim yazmış, kime yazmış diye araştırınca bir de baktım şiir Mevlana’ya ait. Mevlana’nın şiirlerini daha önce okumamıştım, hayatını da merak ettiğim söylenemezdi. Çünkü Allah’ı bu kadar sevmek için ancak peygamber, ermiş yahut ‘özel’ biri olmak gerektiğini düşünürdüm. Benim gibi vasat insanlarsa sadece O’ndan korkarlardı. Yani, erişemeyeceğim bir seviye için boşa kürek çekmeyi tercih etmemiştim. O dönem korku ve sevgi arasındaki ilişkiyi de irdelediğim zamanlardı ve elbette okuduğum mısralardan sonra Mevlana’nın üstüne düşmemem mümkün değildi. Düştüm de… Sonra birçok olay yaşadım, birkaç tokat yedim, ziyadesiyle düşündüm ve yaralarımı sardığım bir ara değiştim. Bütün bunlar o kadar kısa zamanda ve iç içe oldu ki ben de şaşkındım. Evvelden öylesine uzak gelen bir hissin yoluna girmiştim ve bunun için özel bir çaba da sarfetmemiştim. Bu kısa serüvende irdelediğim başka unsurlar da var ama onlar beni ilgilendiriyor. Merak ettiğimiz ve aradığımız şeyler önünde sonunda karşımıza çıkar. Ben çok yaşadım. O yüzden de buna tüm kalbimle inanıyorum. Mevlana Celaleddin Rumi’nin tüm evreni, yaratılışı, kendimi ve Allah’ı algılayış ve anlamamda bu yüzden önemli bir yeri ve hatırı vardır bende…

Elif Şafak’ın ‘Aşk’ kitabından evvel –evet okudum!- elbette Mevlana’nın hayatıyla ilgili bir şeyler okumuştum. Bir kitap popüler olunca bilgi kirliliği de çok oluyor, hepimiz biliyoruz. Bu yüzden o dönem kaynak arayışına girmemiştim. İtiraf etmek gerekirse Mevlana ve Şems’ten de gına gelmişti. Her kesimden insanın abartılı hayranlık sözleri, kimilerinin kusur bulmak için kılı kırk yarar hali yahut bir kitapla ruhu göklere yükselmiş iyi kalpli bir sürü insan üstüme üstüme gelince ben de kaçıverdim. Güvendiğim birkaç kişinin Şefik Can’ın kitaplarını önermesiyle, başka yazar arayışına girmeden tek koldan okuma yapmaya karar verdim ve ilk kez yıllar sonra Mevlana’nın hayatını tüm yönleriyle, eni konu okuyabildim. Tüm yönleriyle kastettiğim tabii ki bizlere ulaşabildiği ve anladığım kadarıyla…

Son mesnevihanlarımızdan Şefik Can’ın bu kitabı, kitaptan ziyade bir ansiklopedi gibi… İlk bölümde Hazreti Mevlana zamanında Anadolu Selçukluları’nın durumdan kısaca bahsedildikten sonra biyografisine geçiliyor. Burada doğumu, evlenmesi, Konya’ya gelişi, Şems ile karşılaşması, hayatındaki sessizlik dönemi, Mesnevi’nin yazılışı ve vefatından bahsediliyor. Yaklaşık yüz sayfa bunları okuduktan sonra Mevlana’nın şahsiyeti ve fikirlerine değinilen üçüncü bölüme geçiyoruz. Burada hayatının özellikleri, ahlak ve meşrebi, dini vecibelerini yerine getirirken nasıl hareket ettiği, güzele, dine, kadına ve şiire bakışı, Müslüman ve Gayri Müslim halkla olan münasebetini anlatan anektodlar ve diğer alimlerle olan ilişkilerini okuyoruz. Bunlar ve dahası yaklaşık ikiyüz elli sayfa sürüyor. Ardından Mevlana’nın eserleri hakkında bilgiler ve bu eserlerden seçmeler ve açıklamalarını okumak mümkün. Yazarın özellikle Mevlana hakkında bilinen yanlışları düzeltmek için çabaladığını gördüm ki haksız da sayılmaz. Bunları özellikle altını çizerek, üzerine basarak, elinden gelen her şekilde yapmaya çalışmış. Kimi zaman bilgiyle çürütürken, kimi zaman akıl yürütme yöntemine gitmiş. Şefik Can’ın bunları yazarken her cümleyi ince ince düşündüğü de belli oluyor doğrusu. Tabii Mevlana’ya olan hayranlığını da her satırda görmek mümkün. Bu kadar hemhal olunca insanın içi coşar ve elbette hisleri kalemine yansır, bunu anlıyorum. Fakat okuduğum bir biyografiyse ben, içinde duygu olmasından yana değilim.

Kitabı benim gibi bir seferde okuyabilirsiniz elbette. Ama şahsi fikrim, merak ettikçe, aklınıza bir şey geldikçe yavaş yavaş okumanız. Uzunluğu ve ayrıntılı anlatımı biraz yorabilir. İlla ki bir konu bütünlüğü olmadığı için de bir ortadan, bir sondan, bir baştan okuyabilirsiniz. Ya da bu kadar ayrıntıya girmeyi tercih etmezsiniz. Şefik Can’ın ‘Mesnevi Hikayeleri’ masamda durur. Ara sıra, gidip gelip, aklıma geldikçe okurum ve böylesi bana daha keyifli gelir. Yazarın o kitabı da ansiklopedi gibidir ve hayatındansa Mesnevileri okumak daha çok etkiler beni. Belki bu kitabını da bir yere not alanlar olur. Belki benim gibi sevgiyle korku bir arada bulunabilir mi, korku kavramından kasıt esasen nedir, sevgi nasıl bir sevgidir? Diye düşünen boş insanlar vardır. Vardır değil mi?

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.