MİLLENİUM SERİSİ; EJDERHA DÖVMELİ KIZ, ATEŞLE OYNAYAN KIZ, ARI KOVANINA ÇOMAK SOKAN KIZ STİEG LARSSON

media533a73fa22f12.png
(0/10 Puan)

Millenium Serisi; Ejderha Dövmeli Kız, Ateşle Oynayan Kız, Arı Kovanına Çomak Sokan Kız Stieg Larsson

A+ A-

Bu, muhteşem üç kitaplık Millenium serisini birbirinden ayrı düşünmek, yazmak istemedim. Çünkü her kitapta başka bir konu anlatılmasına rağmen, bu üç roman birbirinden ayrılmayacak, ayrı okunamayacak şekilde bir bütün oluşturuyor.

Bundan iki sene evvel, çok satılanlar reyonunda ilgimi çekip, serinin ilk kitabını almıştım. Genelde birkaç kitap satın alır, canım hangi tarzı ne zaman isterse, o zaman okurum. Yanılmıyorsam ilk kitap birkaç hafta kitaplığımın ‘okunmamışlar’ kısmında bekledikten –sonradan beklettiğime çok pişman olacaktım!- sonra, yaz tatilinde okumaya karar vermiştim.

Kitabın ilk 200 sayfasını itiraf ediyorum ki biraz ite kaka okudum. Aslında önemli ayrıntılardan bahsediliyordu ama ben o zaman farkında değildim. Öte yandan, biraz sıkılmama rağmen ileride sürükleyici şeyler olacağına dair bazı hislerim de vardı. Daha çok Mikael Blomkvist adlı bir gazetecinin başına iş açan olayla ilgili ayrıntılara yer verilmişti. Ve derken, favori roman karakterlerimden biri olan Lisbeth Salander’ın ortaya çıkmasıyla, hikaye beni  serinin son kitabının, en son sayfasına dek esir aldı adeta! Cabbar gazetecimiz ve asosyal ancak zeki hackerımızın –ki kendisinin hayranıyım!- bir cinayet araştırması sebebiyle bir araya gelmesiyle birlikte olaylar iyide iyiye kızışmaya başladı.  İlk kitabı bitirdiğimde, hikayenin özgünlüğü, hikayelerin birbirleri arasındaki bağlantılar, karakterler, yaşanan olaylar, hepsi beni çok etkilemişti ve ikinci kitabı beklerken zaman geçmedi sanki.

İkinci kitabı okumaya başladığımda, daha ilk sayfalardan itibaren hipnotize oldum. Mikael’in hayatı düzene girmiş ancak Lisbeth için işler oldukça karışıktır. Ve ilk kitaptaki olaylar neticesinde, Lisbeth’e yardım borcu olduğunu düşünen Mikael boş durmayacaktır. İkinci kitapta daha çok Lisbeth’in çocukluğuna dair şeyler öğreniyoruz ki, bence bu, ilk kitaptaki çarpık ilişkilerinin, bazı uyumsuz davranışlarının ve karakterinin sebeplerini öğrenmemize olanak sağlıyor. Ve kitap öyle bir yerde bitiyor ki, gel de üçüncüsünü okuma!

Üçüncü kitap hastanede başlıyor. Lisbeth, görüşme yasağı olan bir hastanede yatıyorken, bakalım ikinci kitapta suçlandığı konu üzerine kendini aklayabilecek mi? Dürüst olmak gerekirse, üçüncü kitabın bazı kısımları biraz sıkıcıydı. Ama yine de sizi kitaptan koparmıyor ya da motivasyonunuzu bozmuyor. Mahkeme sahnelerini oldum olası sevmişimdir, kitapta da o bölümler çok hoşuma gitti. En sonunda bütün olaylar çözülüyor ancak sanki daha başka olaylar da başlayacakmış gibi bir hava da sezinlemedim değil. Yani dördüncü bir kitap daha ortaya çıkarsa, hiç şaşırmam!

Stieg Larsson, diliyle, kurgusuyla, seçtiği karakterlerle, benzerlerinden çok farklı hikayesiyle ve hikayelerdeki entrikalarıyla kelimenin tam manasıyla harikalar yaratmış! Kitapların kalınlığı sizi korkutmasın zira en uzun ve kendime göre sıkıcı bulduğum en son kitabı bile üç günde okudum!

Polisiye romanları seviyor ve hala Millenium Serisi’ni okumamışsanız, üzgünüm ama ‘Polisiye roman okuyorum.’ Demeyin, ve bu kitapları ölmeden evvel, bir an önce okuyun...

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.