MİZOJİNİ, DÜNYANIN EN ESKİ ÖNYARGISI, KADINDAN NEFRETİN EVRENSEL TARİHİ JACK HOLLAND

kadından nefret
(0/10 Puan)

Mizojini, Dünyanın En Eski Önyargısı, Kadından Nefretin Evrensel Tarihi Jack Holland

A+ A-

Kadın düşmanlığı anlamına gelen mizojini (misogyny), Yunanca’daki kadın ve nefret etmek (gyne ve misein) kelimelerinden oluşturulmuş bir terim. Kadın düşmanlığı, erkeklerin kadını ikinci plana atması, Yahudi karşıtlığına benzer bir ideoloji olarak feminist teoride karşılık görmekte. Mizojini, erkeklere atfedilse de, ilginç bir şekilde, kadınlar arasında da bu görüşe meyilli olanlar var. Peki kadın düşmanlığının sebebi ne? Tahmin edileceği gibi sebebi psikolojik… Bireyin çocukluğunda, anne-babayla kurduğu ilişki, hemen her şeyde olduğu gibi, kadın düşmalığında da etkili. Kız çocuğunun babaya, erkek çocuğunun anneye ilgi duyduğu dönem olan Ödipus Dönemi’nde, ebeveynlerin yanlış tutum ve davranışları bu tip durumlara sebebiyet verebiliyor. Psikoloji kitaplarında yanlış tutum ve davranışı örnekleyecek birçok alıntıya yahut anektoda rastlamanız mümkün. Annenin, oğlunu aşağılaması, beğenmemesi ve belki yetişkin olmasına izin vermemesi ve farkında olup/olmayarak onu kastre etmesi, erkeklerin ileriki yaşamlarında kadınlardan ve daha da vahimi, dişiliği çağrıştıran her şeyden, nefret etmesine sebep olabiliyor.

Şimdiye kadar yazdıklarım, kitaptan bağımsız bilgilerdi. Öyleyse gelelim kitaba…

İrlanda’da dünyaya gelen Holland, Katolik-Protestan, işçi sınıfından bir ailenin çocuğuydu. Okuldan ne kadar nefret ediyorsa, okumayı ve kitapları o kadar seviyordu. Buna rağmen üniversite eğitimini başarılı bir şekilde tamamladı ve BBC kanalında araştırmacı olarak çalışmaya başladı. New York’a yerleştikten sonraysa daha çok politik ve sosyolojik konularla ilgili araştırmalar yaparak kitaplar yazdı. Yazarın bahsettiğim kitabı, ölümünden sonra kızı tarafından yayımlandı.

Holland’ın ailesindeki kadınlara ithaf ettiği kitap,sekiz bölümden oluşuyor. Kızı ve karısının teşekkürünün ardından, kızının önsözü ve sonrasında yazarın çocukluğundan da bahsettiği bir giriş yazısıyla kitabı karşılıyoruz. ‘’Pandora’nın Kızları’’ adlı bölümde, ayrımcılığın yüzyıllar evveline dayandığı, Antik Yunan ve Antik İsrail menşeili yaradılış öykülerinden yola çıkarak ve örneklenerek anlatılıyor. ‘’Kapılardaki Kadınlar: Eski Roma’da Mizojini’’ adlı ikinci bölümde, adından da alaşılacağı gibi, Roma’daki algının Eski Yunan’ınkinden pek de farklı olmadığına değinilirken, dönemin efsanelerinden de örnekler veriliyor. ‘’İlahi Müdahale: Mizojini ve Hristiyanlığın Yükselişi’’ ile ‘’ ‘Cennetin Kraliçesi’nden ‘İblis Kadın’a’’ adlı üç ve dörüncü bölümlerde, Hristiyanlık’ın ortaya çıkışıyla birlikte Yahudilik’ten beri gelen kadın düşmanlığının, Adem ile Havva hikayesiyle birlikte perçinlendiğinden, Antik Çağlar da göz önünde bulunurularak, mizojinin nasıl bir dönüşüm geçirdiğinden İncil ve Tevrat’tan alıntılar yapılarak sunulmuş. Geri kalan bölümlerin isimleri de şöyle: ‘’Ey Cesur Yeni Dünya: Edebiyat, Mizojini ve Modernitenin Yükselişi’’, ‘’Viktoryenlerin Sırları’’, ‘’Üstinsan Çağında Mizojini’’ ve ‘’Beden Üzerinden Siyaset’’. Holland’ın ‘’Mizojininin Anlamını Kavramak’’ adlı sonuç yazısıyla kitap sona eriyor. Bölüm başlıkları, içeriği hakkında fikir vermekte.

Bir kadın olarak kadından nefretin tarihini okumak elbette ki hoş değildi benim için. Fakat merak uyandıran, akıcı ve anlaşılır olması, içeriğini değil ama okumayı keyifli kıldı benim için. Kitapta kadına sadece cinsiyeti yüzünden önyargıyla yaklaşılması, güvenilmemesi, cadı suçlamasıyla yakılması ve daha birçok konuya değiniliyor. Ne var ki, kitaptaki ‘evrensel’ bir tarih midir? Bu tartışılır. Holland çoğunlukla Avrupa Tarihi üzerinde yoğunlaşmış ve sadece kitabın sonlarında birkaç Orta Doğu örneği vermiş. Bana kalırsa bu, kitabın konusunu evrensel yapmıyor. Öte yandan yazarın fikirleri doğrudur- yanlıştır, iyidir-kötüdür, uygundur-yersizdir bu, okurun bilgisi ve muhakamesine kalmış.

İnsanlar arasında rahat etmediğimi, tanımadığım insanları sevdiğimi ve insanların beni korkuttuğunu dürüstçe söylüyorum. Fakat ömrümde bir kez bile birinden ne cinsiyeti, ne ırkı, ne dini, ne dili, ne ideolojisi, ne de başka şeyinden ötürü nefret etmedim, çok şükür. Nefret ettiğim insan olmuşsa da bu, onun tavır, davranış yahut karakterinden kaynaklanmıştır. Ne var ki yaş aldıkça nefret duygum da kayboldu. Hepimiz, ne yaparsak kendimize yapıyoruz. Hele ki kişinin elinde olmayan şeyler yüzünden nefrete maruz kalmasını çok aşağılık buluyorum. Sevgiyle elele tutuşup hayatı karşılayalım demiyorum ama hepimiz birbirimizden farklıysak ve böyle yaratıldıysak, bunun hiç de basit olmayan bir sebebi olduğunu sezmeli ve buna göre yaşamalıyız.

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.