MOTTO DÜCANE CÜNDİOĞLU

motto
(0/10 Puan)

Motto Dücane Cündioğlu

A+ A-

Dücane Cündioğlu’nu ilk kez, Gezi Olayları sonrasındaki yorumlarıyla tanıdım. Ardından konuk olduğu programlardaki gündem ya da gündem dışı birçok videosunu seyrettim. Alıştığımın dışında bir tutumu olduğunu düşünmüş, kendini eğitmek ve geliştirmekteki azmine gıpta etmiş, bununla birlikte sanata ve felsefeye olan ilgi ve bilgisinden çok ilham almıştım. Kitaplarını okudukça bakış açım genişledi, çok şey öğrendim ve düşündüm. Bu fikirlerimde herhangi bir değişiklik yok ancak özellikle son zamanlarda, sosyal medyadanın onu da olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Anlatmak istediği şeyler 140 kelimeyle ifade edilemediğinden mi bilemiyorum, insanların çoğu zaman nahoş tepkilerine maruz kalıyor. Önceleri bu tip yorumlara cevap vermeyen Cündioğlu, halka yüksekten bakmasıyla suçlanınca sanıyorum, kendi tarz ve üslubundan ödün vermemeye çalışarak yanıtladı bu yorumları ama yine de basit tartışmalarda bulunmak durumunda kaldı. Yaşanan bazı olaylardaki yorumlarını kimi zaman ben de anlamakta güçlük çektim. Bunları, kendisinin kafa karışıklığından kaynaklandığını düşünmektense, kendi anlayış ve kavrayışımdaki yetersizliğe verdim. Şahsen, ben Dücane Cündioğlu’nun o eski, soğukkanlı halini arıyorum.

Motto, İtalyanca’da özdeyiş, slogan anlamına geliyor. Kitap, adından da anlaşılacağı gibi, Cündioğlu’nun kimi zaman sosyal medyada, kimi zaman da kitaplarında paylaştığı özdeyiş kokan cümlelerden oluşmakta. Ben kitabı elime aldığımda büyük bir hayal kırıklığı yaşadım… Yazarın diğer birçok kitabını okuduktan sonra beklentim; yine üstüne birçok araştırma yaptıktan sonra, düşüncelerini paylaştığı bir konu ya da konulardan oluşan, sanat, felsefe, din ve biraz da gündem konularıyla harmanlanmış denemelerdi. İlk intibamın etkisinde kalmamaya çalışarak okumaya başladım. 130 sayfalık kitapta yaklaşık kaç motto var bilemiyorum ama neredeyse daha önce okumadığım yahut konuk olduğu programlarda duymadığım hiçbir sözünü bulamadım. Başka bir deyişle, ben zaten daha önce bu sözleri ya kendi ağzından duymuş ya da kendi kaleminden okumuştum. Hepsini tekrar okumak benim için vakit kaybıydı. Ancak Cündioğlu’nu ilk kez okuyacaklar keyif alabilirler belki, bilmiyorum. Kendisi uzunca bir zamandır hayatının kitabını yazdığından, bunun da zaman alacağından ve çok çalıştığından bahsediyordu. Sanırım birkaç ciltlik kitaptan, İslam ve felsefeyle alakalı bir konudan bahsetmişti. Bu bilgide ufak birtakım yanlışlarım olabilir. Sanıyorum üzerinde çalıştığı kitabının yayımlanmasına daha zaman olduğundan, yayınevi ya da Cündioğlu ara açılmasın diye böyle basit bir yola başvurmuş. Bana göre maalesef popülarizmin tuzağına düşmüş. Elli sayfa kitabı okumaya üşenen insanlar, bir sayfada ortalama 3-4 cümle görüp kitabı bitirince, okumuş sayıyor kendini…

Her zaman söylüyorum, eleştirmen falan değilim, kitaplar hakkındaki yorumlarımı kendi kapasitem dahilinde araştırarak ve düşünerek yapıyorum. Bu konuda ne bir kaygım ne de bir hırsım var. Ama evet, bir okuyucu olarak birtakım düşünce, istek, beklenti ve yorumlarım var elbette. Bu yüzden de Dücane Cündioğlu’na bu kitabı yakıştıramadığımı açıkça yazıyorum. Keşke yazılarını merakla takip eden, sadık okuyucularını da biraz düşünüp, onların önüne böyle kolaya kaçılmış bir kitap çıkarmasaydı. Böyle bir kitap çıkaracaksa da, o cümleleri her yerde paylaşıp, ne dediğini bile anlamayan insanların ağzına sakız etmeseydi… Hepimiz insanız, kimi zaman bazı zaaflarımıza yenik düşebiliriz. Birtakım kaygılarla da hareket edebiliriz. Bu durum, her zaman, kişinin değerinden kaybettirmez. Bunu da unutmamak lazım. Payıma düşen yine, Cündioğlu’nun okumadığım birkaç eski kitabında… 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.