MURTAZA ORHAN KEMAL

murtaza
(0/10 Puan)

Murtaza Orhan Kemal

A+ A-

Çocukluğumdan beri Türk Filmleri’ni çok severim. Firuzan’ın ‘’Benim Sinemalarım’’ öyküsündeki kızı anımsayarak, belki filmlerde  yaşamadım ama dar bir çevrede büyüdüğüm için birçok şeyi filmlerde gördüm, filmlerden (ve tabii kitaplardan) öğrendim. Şener Şen’in ‘’Çıplak Vatandaş’’ filmindeki koşma sahnesi yaşıtlarımı güldürürken beni hüzünlendirir, ‘’Namus’’lu filmindeki masada göbek attıkları sahne kendi ailemi dahi sorgulamama sebep olurdu. Hülya Koçyiğit’in ‘’Kurbağalar’’ında bir kadının verdiği mücadeleye öfkelenirken, ‘’Derman’’da insanların ödediği bedellere üzülürdüm. Ve daha onlarcası… Kitaplarda okuduğumuz, filmlerde izlediğimiz olay ve kişilerin gerçekle alakası olmasa da aslında gerçekle bittabi alakası var. Şahsen, asla olmayacak bir şeyi bir insanın düşünemeyeceğini düşünüyorum. Kulağa çok mistik gelebilir ancak filmlerdeki insanların birçoğunun gerçek olduğunu, büyürken görmedik mi? 

Murtaza, mübadele sırasında, ailesiyle Yunanistan’dan Türkiye’ye göç eden genç bir adamdır. O dönemin muhacirleri bir şekilde zengin olup, birçok imkana kavuşurken Murtaza’nın, haram yememek adına, her şeyi reddedip zor bir hayat yaşıyor olması insanların dikkatini çeker. Genç adamın parada pulda gözü hakikaten yoktur zira onun aklı, şehit dayısı Hasan gibi bir kahraman, komutan olmak ve üniforma giymektir. Bu yüzden bekçilik görevini kabul eder. Tahmin edersiniz ki o güne dek boğazından haram lokma geçmeyen, kanuna ahlaka ters bir hareketi olmayan Murtaza, mahalleliye de göz açtırmaz olur. Mahalle eşrafının tadı kaçar elbette ve adamı işten kovdurmak için plan yaparlar. Murtaza işten kovulur ama komiser ona bir fabrikada gece bekçiliği (kontrolcülük) teklif eder. Murtaza çok sevinir ve yeni işine, aynı ciddiyetle başlar. Ve elbette bu sefer fabrika çalışanları adamdan yaka silktiği için müdüre şikayet edip dururlar. Ne var ki müdür her defasında Murtaza’yı korur. İşte bizim Murtaza attığı adıma dahi dikkat eder, görev aşkıyla ailesi de dahil herkesi bunaltır ve hatta bu yüzden sevilmezken, kendi çocuklarıyla ilgili hiç hoşuna gitmeyecek şeyler duyar. Hoşuna gitmemek ne demek, gördükleri karşısında dünya başına yıkılır adeta. Ama ödeyeceği ve ödeteceği bedellere rağmen geri adım atar mı? Atmaz. Neden? Çünkü; ‘’Bir vazife yüksektir namustan! Vazife sırasında görmeyecek gözün evladını, demeyeceksin ciğerparem!’’

Ya işte böyle bir adamdır Murtaza… Orhan Kemal’in en iyi romanı olduğunu düşünmüyorum ama severek okudum. Kitaptaki yalın dilden, karakter ve kurgudaki gerçekçilikten, görüşlerini direkt değil ancak olay ve kişiler aracılığıyla vermesine baktığımda, yazarını bilmesem de bu kitabın Orhan Kemal’in olduğunu tahmin edebilirdim. Murtaza görev esnasında kimseye göz açtırmazdı belki ama uyanık bir adam değildi ve çocukları da dahil herkes bunun farkındaydı. Bu yüzden hem alay konusu oldu hem de kandırıldı. Dayısına benzesin diye ilk oğlunun adını Hasan koydu ama oğlu futbola düşkündü, gözünden düştü. Ardından diğer oğlunun adını da Hasan koydu fakat o da olmadı… Bu konuda şansını çok zorladı ancak hayatın ısmarlama olmayacağını bilmiyordu Murtaza. İnsan en büyük, en sarsıcı darbeyi en hassas noktasından alır hep. O zaman bildiğimiz yolda ısrar etmeyelim mi? Ona hepimiz, kendimiz karar vereceğiz…

‘’Murtaza’’yı okurken ve şimdi yazarken de eski Türk Filmleri’nin tadını alıyorum. Gerçekçi olduğu kadar nostaljik de geliyor. Ama nostaljik olması eskimesi anlamına gelmiyor tabii. Yine olmuyor mudur böyle şeyler, yok mudur böyle insanlar? Azdır, çoktur ama oluyordur, vardır. 

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.