MUTLU OLMA SANATI BERTRAND RUSSELL

mutlu
(0/10 Puan)

Mutlu Olma Sanatı Bertrand Russell

A+ A-

Britanyalı filozof Bertrand Russell, soylu bir ailenin oğlu olarak 1874 yılında dünyaya geldi. Henüz bebekken babasının ölmesi üzerine, onu ve ağabeyini babaannesi büyüttü. Russell, özel eğitmenlerden ders aldı ve büyüdükçe birçok konuda ailesiyle ters düşmeye başladı. 1890’da, Cambridge’deki Trinity College’a girdi ve matematik diplomasını en iyi dereceyle aldıktan sonra felsefeyle ilgilenmeye başladı. Alys Smith ile evlenen Russell, geometri üzerine konferanslar verdi, iktisat öğrenmek için Almanya’ya gitti. Döndüğünde üniversite’de ders vermeye başladı. Önceleri idealizmden yanayken, Trinity College’de öğretim üyesi olduktan sonra, empirizm ve pozitivizmi benimsedi. ‘’Anlam ve Doğruluk Üzerine Soruşturma’’, ‘’İlimden Beklediklerimiz’’, ‘’Matematiğin İlkeleri’’, ‘’Maddenin Analizi’’ adlı yapıtlar ortaya koydu. Pasifizmi benimsedikten sonra daha bir çok eser yazan Russell, para cezasına çarptırılıp altı ay hapis yattı. Eşinden boşandı ve Dora Black ile evlendi. Sovyet Rejimi’ni eleştiren yazılar yazdı. Bu sıralarda siyasal etkinliklerini sürdürdü ve büyük eserler vermeye devam etti. Savaş yanlılarının düşüncelerinin yargılanması ve savaşın önlenmesi için ‘’Russell Mahkemesi’’ni kurdu. Hayatının son demlerine kadar dolu dolu yaşadı. Öldüğünde 98 yaşındaydı…

Russell’ın ‘’Mutlu Olma Sanatı’’ bir kişisel gelişim kitabı olarak nitelendiriliyor. Bu türde kitap okumam, bilirsiniz. Sevmem de… Birkaç kere okuduğumda değil kişisel olarak bir nebze gelişmek, bayağı gerilediğimi hissetmiştim. Bu kitabı felsefe rafından, Russell’ın ismini gördüğüm için  aldım. Yoksa kitabın ismi de beni cezbedecek gibi değil, bilakis itici bulurum böyle başlıkları. Ama Russell işte… Üzerine çok okuyup çalışmasam da, ‘’Logicomix’’ adlı çizgi romanda kendisine büyük sempati duymuştum. Öyleyse okuyabilirdim. Kişisel gelişim kitabının böylesi olsundu. Zaten diğer kitaplarını anlamam zor olabilirdi. Kitabın arka kapağında ‘’Deyim yerindeyse, ‘Mutlu Olma Sanatı’ kişisel gelişim vaat eden popüler bir felsefe kitabıdır.’’ Yazıyor. Popüleri bir kenara koydum ve felsefe kitabı olarak okumaya başladım.

Kitap iki ana kısımdan oluşmakta; Mutsuzluğun Nedenleri ve Mutluluğun Nedenleri. Bu kısımlarda; İnsanlar Neden Mutsuz Olurlar?, Can Sıkıntısı ve Heyecan, Günah Duygusu, Çekememezlik, Kamuoyu Korkusu, Mutlu Olmak Hala Mümkün müdür?, Sevgi, AileÇaba ve Kabullenme gibi başlıklar bulunuyor. Kitabın kısacık önsözünde Russell, amacını o kadar güzel anlatmış ki insan, içeriği merak etmeden edemiyor. Zira kendisi, kendi deneyim ve gözlemlerinden yola çıkarak, okuyucuyu düşündürüp mutlu olma yolunda kendilerine rehberlik etmeyi umut ettiğini yazmakta. Yani, umut tacirliği yapmadan, hiçbir iddiada bulunmadan –bence- gayet mütevazi bir şekilde, diliyor sadece. Bu tavırları seviyorum ben…  Russell’ın düşünceleri size uyar ya da uymaz, bilemem ama asla boş vaatlere yer vermeden, gerçekçi bir şekilde değinmiş konulara. Kitabın çevirisini de başarılı buldum. Gayet basit, akıcı ve anlaşılır bir kitap. Hayata bakışımı değiştirmedi belki, kitabı bitirdikten sonra müthiş aydınlanmalar yaşamadım ama içe dönük bir insan olduğumdan, kendi payıma düşünecek birçok şey buldum.

Kitaptan birkaç cümle paylaştığımda bazı kişiler, cümleleri çok basit bulmuşlardı. Elbette olabilir. Russell çok basit şeyler yazabilir. Beğenilmeye de bilir. Ancak dilerim 2018 senesinde, eleştirme üslubumuzda güzel gelişmeler yaşar, aşağılamanın bir aşağılık hissetme belirtisi olduğunu unutmayız. Kitaptan işaretlediğim cümleleri paylaşmadan evvel, Russell’ın birkaç kitabını önermek istiyorum ancak belirtmem gerekir ki henüz beni-muhtemelen- aştığı ve aşacağı için hiçbirini okumadım, o yüzden fikir belirtmeyeceğim. Bunlar; ‘’İkarus Ya Da Bilimin Geleceği’’, ‘’Varolşçunun Bunalımı’’, ‘’Politik İdealler’’,  ‘’Rölativitenin ABC’si’’ ve ’’Mantıksal Atomculuk Felsefesi’’. Daha zor metinler okumak isteyenler bunlara bir göz atabilirler. Keyifli okumalar...

 

‘’Tipik olarak mutsuz kişi, gençliğinde gönül doyumundan yoksun bırakılmış, doyamadığı bu şeyi diğer doyum biçimlerinden daha önemli görür olmuş, böylece hayatına tek taraflı bir yön vermiş, aynı zamanda o doyum için gerekli girişimlerde bulunmak yerine bütün dikkatini doymak üzerinde toplamıştır.

 

Buna göre, kişi öylesine çaresiz bir durumdadır ki, gönül doyumu aramak yerine, bu eksikliğini unutabilmek için eğlenceye yönelir; kendisini ‘zevk’e verir. Yani daha sorumsuz yaşayarak hayatı çekilebilir hale getirmek ister.

 

Ancak şunu unutmaktadır ki, istediklerimizin bazılarını elde edememek mutluluğun ayrılmaz bir koşuludur.

 

Sosyal basamaklar yükseldikçe heyecan isteği daha fazla şiddetlenir.

 

Akıllı insan, sorunlarını gerektiği zaman düşünür; başka zamanlarda ise başka şeyler düşünür; gece hiçbir şey düşünmez.

 

Birisinin keyfli olup olmadığını anlamanın belki de en iyi yolu, sofra başındaki davranışlarını incelemektir.

 

Açlığın besinle ilgisi neyse, hoşnutluğun yaşamla ilgisi odur.

 

Olağanüstü ustalık kazanıp bu hünerini rahatça gösterebilecek duruma gelinceye ya da artık daha fazla ilerleyemeyeceğini anlayıncaya kadar herkes işini yapmaktan zevk duyar.’’

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.