MUTSUZ ÇOCUKLARIN TANRISI JALE DEMİRDÖĞEN

media5446126918a9b.png
(0/10 Puan)
1 Yorum

Mutsuz Çocukların Tanrısı Jale Demirdöğen

A+ A-

Görüştüğüm herkesin, hatırımı sorduktan hemen sonra kitap tavsiye etmemi istemesi ve bunu bir arama motoru becerisiyle yapmamı beklemesi, kitapları ne kadar sevsem de, benim için artık sıkıcı bir hal almaya başlamıştı. Yakın arkadaşımın ısrarlı teşvikiyle, yaklaşık iki sene önce bir blog açtım. Sonra nasıl oldu bilmiyorum, gösterilen ilgi ve alaka sayesinde birkaç yerde yazmaya başladım ve nihayetinde blogu, şu anda ziyaret etmiş olduğunuz internet sitesine dönüştürmeye karar verdim. Bana keyif veren bir iş yapsam da, canımı sıkan şeyler olmuyor değil. Çevremden ve sosyal medyadan, kitap eleştirisi yaptığım şeklinde yorumlar var. Öncelikle ben, kitap eleştirmeni değilim dolayısıyla kitap eleştirisi yapmıyorum. Bir kitabı eleştiricek bilgi, birikim ve eğitime sahip değilim. Olsaydım dahi, bunları bir eleştiri aleti olarak kullanmazdım. Bana göre, yazılan her kitap (her kitap), verilen emek göz önüne alındığında değerlidir ve ben onlar hakkında eleştiri yapmayı değil, fikirlerimi paylaşmayı tercih ederim. Dolayısıyla ben, kitap eleştirisi yapmıyor, okuduğum kitaplarla ilgili fikirlerimi paylaşıyorum.

Berat, küçük yaşta annesini kaybetmiş ve hiç sevmediği babasıyla yaşamak zorunda kalan yakışıklı bir gençtir. Babasıyla birlikte kasabaya yerleştikten sonra, gittiği okulda Aras’la tanışır ve yakın arkadaş olurlar. Gülce ve Arya’nın da içinde olduğu bu dörtlü grubun, bir süre sonra yediği içtiği ayrı gitmez. Henüz dile dökülmemiş aşk ve kıskançlık duyguları, kimi zaman grup üyelerinin gerginliğine sebep olsa da, görünürde her şey yolundadır. Ta ki, deniz kazasına kadar… Kasabada denize girmeye giden dörtlü, oldukça eğlenirken Berat, kayanın üzerinden atlamak ister ancak suyun derinliğini hesaplayamaz. Neticede, sakat kalır ve her türlü tedaviyi reddederek, kendini tekerlekli sandalyeye mahkum eder. Bu olay grubun diğer üyeleri için de büyük bir travmadır ve uzun yıllar birbirlerini görmemek üzere ayrılırlar. Ne zaman ki Berat’ın tuttuğu günlük ortaya çıkar, işte o zaman, konuşulmamış, konuşulmaması gereken ve senelerce birikmiş sırlar, öfkeler ve aşklar ortaya çıkar. Ve bütün bunlar, eski dostların tekrar bir araya gelmesine sebep olur.

Kitap gayet güzel başlamıştı. Yazarın gizemli anlatımı, bende oldukça merak uyandırdı. Yalnız, yukarıda yazdıklarımla, bu gizeme birazcık da olsa açıklık getirmiş olabilirim, üzgünüm. Yazarın, başarılı bir kurgu ve ilgi çekici karakterler yarattığını düşünsem de, kitabın yarısından sonrasını çok ama çok zor okudum. Konu itibariyle zaten depresif olan kitap, yazarın bazı tekrarları ve bana göre duyguları tasvir edişindeki aşırılık sebebiyle sıkıcı ve bunaltıcı bir hal almaya başladı. Öyle ki, en acıklı sahneye bile üzülemez oldum. Okuduğum yüzlerce kitabın içinde, çok daha acıklıları olmasına rağmen, belki de ilk defa duygularımın sömürüldüğünü hissettim. Yıllardır severek dinlediğim, Michael Jackson’ın ''Billie Jean'' şarkısından neredeyse nefret edecek vaziyete geldim. Yine de, gerek yazarı ilk defa okuyor olmaktan kaynaklanan saygıdan, gerekse yazar hakkında yapılmış yere göğe sığmayan övgüler sebebiyle kitabı bitirdim. Beklediğim bir sondu, şaşırmadım. Yazarın isabetli tespitleri ve duygusal bazı cümleleri, bana göre kitaptaki zorlamaların içerisinde kaybolmuştu. Bundan ötürü de gerekli dikkati çekmiyorlardı.

Bir yazar, kitabını yayımlatıyorsa şayet, ortaya koyduğu metni insanların beğenisine sunuyordur ve dolayısıyla olumlu-olumsuz bütün yorumlara açıktır, diye düşünüyorum. Öte yandan bir okuyucu, okuduğu kitabı beğenip beğenmemekte, yorumlarını -nezaket kuralları çerçevesinde olmak şartıyla-belirtmekte özgürdür. Bu şartlar dahilinde yorum yapan bir okuyucuyu hadsizlikte suçlamak ise oldukça saçmadır ve esasen hadsizlik budur, bence.

Yine de, ismiyle dikkatimi çeken ancak çeşitli sebeplerden ötürü beklediğimi bulamadığım kitabı, genç arkadaşların beğenebileceği fikrindeyim. Bense, Jale Demirdöğen’in diğer kitaplarını okumak için uzun bir süre beklemeyi düşünüyorum.

Benzer Kitaplar
1
YORUMLAR
Yorum Yaz
Ceren2121
10.02.2016 20:01

Söylediklerinize harfiharfine katılıyorum rmeğe saygıdan dolayı çok zorlanarak bitirdim. Sanki edebiyat bölümünü yeni bitirmiş bir aceminin bütün hünerlerini gösterme çabası gibi çok zorlama olmuş bir kitap

* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.