OKUMANIN TARİHİ ALBERTO MANGUEL

okuma
(0/10 Puan)

Okumanın Tarihi Alberto Manguel

A+ A-

Bizler okumayı her ne kadar kitap yahut yazılı bir şeyi okumak gibi düşünsek de, aslında insanoğlu henüz yazı icat edilmeden de okuyordu. Okumak sadece, gördüğümüz harflerin birleşiminden hece, hecenden kelime, kelimelerin oluşturduğu cümlelerden bir anlam çıkartmak olmasa gerek. İnsanlar kuşların göç etmesinden tutun rüzgarın esme yönüne, karıncaların hareketinden nehrin rengine kadar birçok şeyi gözlemleyerek ,yani okuyarak, pratik hayatlarına yön veriyorlardı. Güvenlik, beslenme ve geçim kaygılarının olmadığı zamanlardaysa kendi varlıklarına yönelik düşünüyor, evreni okumaya çalışıyorlardı. İnsanın kendisini ve çevresini incelemesini, somut ve soyut kavramlar üzerine düşünmesini, evreni anlamlandırma/anlamsızlaştırma çabasını birer okuma olarak değerlendirdiğimden, okuma ve insan tarihinin birbirine paralel olduğunu düşünüyorum. Ne var ki, son yıllarda insanlar sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmaktan, hazır bilgilerle ezbere yaşamaktan, ne istediği basın ve medya tarafından belirlenmekten olsa gerek ne kendilerini ne de dünyayı pek fazla gözlemleyemiyor, okuyamıyorlar. Bir anlama ulaşma isteğinden çok günü kurtarma çabasında olmak, ne kadar eğitim alınırsa alınsın, ne kadar diploma sahibi olunursa olunsun maalesef tam anlamıyla bir tatmin sağlamıyor. Ya da tam tersi, öyle uzun zaman sonraya, öyle büyük hedefler koyuluyor ki bu sefer de yaşanan an, yaşanamıyor. Demek istediğim şu ki, okuma eylemini sadece kitap, gazete, dergi yahut ansiklopedi okumak diye düşünmek dar birbakış açısı olabilir. Eğer biz, modern çağ insanları, doğayla birlikte yaşıyor, kendimizi ve çevremizi daha özgürce gözlemeleme ve okuma şansına sahip oluyor olsaydık, belki de bu kadar kitap okuma ihtiyacı hissetmezdik.

Alberto Manguel, adından da anlaşıldığı gibi kitabında okumanın tarihini, kendi kişisel hayatından da örnekler vererek irdeliyor. Eski zamanlarda yazılı kehanetlerin geleceği okumak için kullanılması, okunacak kitapların asla bitmeyecek olması, gözlüğün icadı ve kullanılışının okuma tarihindeki yeri, sansürün tarihi, kitap çalmak, baskın kültüre bir tepki olarak edebiyatın kullanılması, kitabın varlığının okuyucu üzerindeki gücü, kitap yapım malzemelerinin çağlar içerisindeki değişimi, kitap yakma ve kitap okunacak mekanlar gibi bazı konulara değinilirken, Borges’ten Cervantes’e, Bacon’dan Shakespeare’e kadar birçok edebiyatçının da adı kitapta geçiyor. XII. Yüzyılda kitaplar, zenginlik belirtmek için sergilenirken, çağımızda kitaplıklar yahut kitaplık etkisi yaratan duvar kağıtları birer seçkinlik göstergesi olarak sunuluyor. Bunda şaşılacak bir şey yok zira son yıllarda, içinde ne yazdığının önemi olmaksızın, her kitap, okuyucusunu entelektüel bir seviyeye taşıyor. Bu da kişide, herkes gibi olmaklığa karşı bir duruş, bir farklılık ve seçkinlik yaratıyor. Manguel öğrendiği hemen her şeyi, küçük yaştan itibaren, okuyarak elde ettiğinden bahsediyor kitabında. Aynı zamanda, üzerine düşen ve kendisiyle fazlaca ilgili ailesinin tepkisini çekmeden, kitaplar sayesinde kendine bir alan açtığını uzun uzun anlatıyor. Hatta babasıyla karşılıklı oturdukları halde, Küçük Alberto’nun ne okuduğu ve düşündüğünden habersiz oluşu, onu içten içe güldürüyor. İlgi çekici onlarca bilgi olmasına rağmen aklımda kalan en net şeyin son yazdığım iki cümlede karşımıza çıkıyor olmasının sebebini tahmin ediyor olmalısınız.

1948’te Arjantin’de dünyaya gelen Manguel, İngilizce, Almanca ve İspanyolca bilmekte. Öğrencilik yaptığı sıralarda -yaklaşık 15-16 yaşlarında- o dönem görme zorluğu yaşayan Jorge Luis Borges’e dört sene boyunca kitap okudu. Aman ya Rabbi! Değil değerli bir yazara, kitap düşkünü birine bile kitap okuma fırsatım olmadı benim… Mukadderat! Mayısın son haftası Pera Müzesi’nde bir video izledim. Yeşillik, ağaçlar ve çiçekler arasında tek kat, beyaz ahşap bir ev, Evin duvarları boydan boya kitaplık. Kitaplıkta Borges’ten Austin’e, Shakespeare’den Dickens’a –görünüşe bakılırsa hepsi bayağı eski basım- birçok yazarın kitabı bulunuyor. Ama öyle böyle değil… Kitaplıktan arta kalan duvarlarda enfes tablolar var. Antika aksesuarlar da cabası. Kah kitapların arasında, kah çalışma masasında, kah şömünenin önünde aynı adam görünüyor: Alberto Manguel! Kıskançlık iliklerime kadar nüfus etmişken, izlediğim videodaki evin Manguel’e ait olduğunu anlamam biraz zaman aldı tabii…

‘Okumanın Tarihi’ özellikle okumayı, kitapları, kütüphaneleri, kitap kokusunu ve okumaya dair her şeyi sevenler için hem ilgi çekici, hem aydınatıcı, hem de sürükleyici bir kitap. Ben de severek ve ilgiyle okudum ama gelin görün ki o ev aklımdan çıkmıyor. 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.