ORTA ZEKALILAR CENNETİ ZÜLFÜ LİVANELİ

ortazeka
(8/10 Puan)

Orta Zekalılar Cenneti Zülfü Livaneli

A+ A-

Bazı şeyleri anlamak zor oluyor. Okulu birincilikle bitirmek, birkaç diploma sahibi olmak, görgülü ve eğitimli bir ailede büyümek, zeki yahut seçkin olmanın da bir etkisi olmuyor bazen. Öğrenmek, anlamak değildir. Anlamak da olmak değil… Öte yandan hepsinin birbiriyle bir bağı da var elbette. Bu bağı sağlayan en önemli unsur da düşünme olsa gerek. Düşünmeyi pek sevmiyor, boş buluyoruz. Düşünenlerin çoğu da esnek düşünmüyor, her şeyi bir kalıba sokmaya çalışıyor yahut bir şey hakkında bir kanıya vardıysa ona bir daha asla dokunmuyor, olduğu gibi bırakıyor. Esnek düşünmek, kaypaklık yahut ikiyüzlülük demek değildir. İnsan an be an değişir, dönüşür. Yaş aldıkça olgunlaşır ya da bu beklenir. Düşünceler de böyledir; zamanla değişebilir, dönüşebilir ve olgunlaşır… Kişinin düşüncesi, eylemini işine geldiği gibi, rahatça yapabilmesine elverişli olması için değişiyorsa buna kaypaklık; çeşitli nedenlerden ötürü başkalarına olduğunun dışında görünmek için değişiyorsa, riyakarlık denebilir. Düşünen insan düşüncelerinin sebeplerini, fikirlerinin değişim yahut dönüşüm nedenlerini bilir. Bir insanın tüm fikir ve eylemlerinin doğru ya da yanlış olmadığını da bilir. Kendindeki birtakım hata ve çelişkilerin de farkındadır çünkü… Okuduğu, dinlediği, gördüğü şeyleri akıl ve ruh süzgecinden geçirmeye çalışır. Farklı düşüncelerden korkmaz, zihnindekilerin dışında bir şeyle karşılaşınca panik yapmaz. Kişiliğine, düşüncelerine bir saldırı hissetmez çünkü öncelikle anlamaya çalışır. Anlayamadığımız şeyleri kötülemek yerine anlayamadığımızı itiraf etmek daha hakkaniyetli, yerinde ve yakışır olacaktır. Bir resim, bir kitap, bir müzik ya da bir insan, bir düşünce…

‘’Orta Zekalılar Cenneti’’ ilk kez 1991 yılında yayımlanmış. Yazarın 2010 yılında yayımlanan ‘’Sanat Uzun, Hayat Kısa’’ adlı kitabında bulunan denemeler, 1991 yılında yazdıklarıyla yeniden derlenerek 2015 yılında tekrar basılmış. Kitaptaki denemlerde sanattan edebiyata, siyasetten toplumsal yaşama, kültürden eğitime, tarihten savaşa bir çok konuya değinilmiş. Livaneli’nin fikirleri düşündürdü beni, hemfikir olduğumuz yerlerde ise şaşırdım. Üslubunu da beğendim. Yer yer ironi var ama dalga geçme değil; eleştiri var ama aşağılama değil; öfke var ama saldırı değil… Ya da benim hissettiklerim bu yönde… Yazar, orta zekalı olarak betimlediği insanların özelliklerini kitabında saymış. O yüzden de, dünyadaki insanların çoğunun IQ seviyesinin bilmem kaç olduğunu, dolayısıyla insanların hemen hepsinin orta zekalı olduğunu söylemek bir ileri zekalılık göstergesi olmayacaktır. Bu tip durumlarda biraz daha soyut düşünmek belki daha yerinde olabilir… Kurgu sanarak aldığım kitabın deneme yazılarından oluştuğunu gördüğümde bayağı hayal kırıklığı yaşamıştım. Fakat kitabın ortalarına geldikçe okumak keyifli bir hal almaya başladı. Hiç düşünmediğim şeyler düşündürttüğünü, yeni şeyler keşfettiğimi ya da yeni kararlar verdiğimi söyleyemem ancak önceden sadece romanlarını okuduğum bir yazarın denemelerini okumak değişik bir deneyim oldu. Hoş, kendisini yazarlığından önce ,90’lı yıllarda henüz küçücükken, şarkıcılığıyla tanıyordum ya…

Bazı insanlar düşüncelerinin uyuştuğunu düşündüğü yazarları okumayı sever. Bazıları da düşüncelerinin uyuşmadığını düşündüğü yazarları okumayı tercih eder. İfade ettiğim gibi, bu bir tercih meselesidir ve kimi zaman sürprizlere gebedir. Kimse okuma tercihini sormak zorunda olmadığı gibi, beğenisini de kimseye göre yapmak zorunda değildir. Fikirlerini beğendiği insanlarla dahi her konuda aynı fikirde olması gerekmez. Aynı fikirde olduğu insanları sevmesine de lüzum yoktur. Ama her halukarda üsluba dikkat etmek gerekir değil mi? Biraz akıl, biraz vicdan, biraz muhakeme… Dilde ise biraz nezaket, biraz zarafet…  

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.