ÖZGÜRLÜK VE KADER ROLLO MAY

ozgurluk
(0/10 Puan)
1 Yorum

Özgürlük ve Kader Rollo May

A+ A-

Ölümün farkında oluşumuz, kaderin en canlı ve zorlayıcı örneğidir. Ben basitçe ölüm yerine, ölümün farkında olmak diyorum; çünkü doğadaki her şey zamanı gelince ölür.

‘Özgürlük ve Kader’de, anlaşılacağı gibi, içsel ve kişisel özgürlük irdelenmekte. İnsanların çoğuna göre kader  kısıtlayıcı bir unsur gibi gözükür. Yazara göreyse kader ancak biz özgürlüğe sahip olduğumuz için belirleyicidir. Daha da dikkat çeken bir nokta var ki, kaderle birlikte özgürlüğümüz için verdiğimiz savaştan, yaratıcılığımız ve uygarlığımız doğmuştur. May’in kişisel ve mesleki hayatında yaşadığı tecrübelerden de yola çıkarak yazdığı kitap, daha çok Batı toplumlarındaki özgürlük anlayışına eğilerek, çeşitli eleştirileri içeriyor. Kitap dört ana bölümden oluşmakta. Bunlar; Özgürlüğün Krizi, Özgürlüğe Giden Yanlış Yollar, Özgürlüğün Karakteristikleri ve Özgürlüğün Meyveleri. Bu ana bölümlerin altında; Özgürlüğün Paradoksları, Yeni Narsizm, Özgürlüğün Baş Dönmesi ve Yaşamın Yenilenişi gibi bazı konu başlıkları bulunuyor. Varoluşçu Felsefe ve hümanist psikolojinin önemli isimlerinden biri olarak görülen psikiyatrist Rollo May, birtakım insanların bilmeden ve düşünmeden, ağzının suyu akarak izlediği sözde özgürlük ülkelerindeki çelişkileri bir bir saptayıp okuyucuya sunmakta. Bunu yaparken, son dönemde hemen herkes tarafından kullanılan ve hatta çıkar uğruna sömürülen Doğu Mistisizmi’ne başvurmadan, kavram, olay, olgu ve davranışları hem psikolojik hem de felsefi açıdan değerlendirmekte. Özgürlük ve kader… Biri olmadan ötekinin de olamayacağını gösteriyor May…

Yaratma Cesareti’ adlı kitabı seneler evvel okumuş, çok etkilenmiştim. Ama nedense uzun bir süre yazarın başka kitabını okumak aklıma gelmedi. Ta ki bu zamana kadar… Rollo May, bu kitabında da gayet açık ve anlaşılır bir üslupla kavramları irdelemekte. Verdiği örnekler, bakış açısı ve tespitleri bence hem çok dikkat çekici hem de ufuk açıcı nitelikte. Yine kafamı meşgul eden birçok şeye cevap bulduğumu yahut daha sağlam düşünebilmek için birçok malzeme edindiğimi söyleyebilirim. Bununla birlikte, May’in düşünce ve fikirlerine güveniyorum da… Doğrudur, yanlıştır ya da çürütülür bilemem, çoğu Amerikalı’nın aksine çok doğal ve samimi buluyorum kendisini. Hele ki son dönemde, yerli ya da yabancı, hayatımızı değiştirecek (!) birçok kitap yazılır, – ki bunların çoğu eskiden yazılmış psikoloji kitaplarının çirkin birer taklidi- okura, tabir-i caizse, sürekli gaz verilir ve sanal bir dünya oluşturulurken, böylesi kitapların hala piyasada olması benim için umut verici. Bir Amerikalı olarak, May’in Amerika hakkında yaptığı özgürlük eleştirileri de takdire şayan. Yerli yerinde, üsluba ve dile dikkat edilerek, bilgi ve birikim dahilinde yapılan eleştirilere ben şahsen bir Türk vatandaşı olarak açım. Ama ne var ki bizde böyle insanların ne dediği dahi dinlenmez ki söyledikleri düşünülsün. Ama ilginçtir, bu insanları dinlememelerine, ne dediğini duymadıklarına rağmen sürekli eleştiren, küfreden ve aşağılayan bir topluluk da vardır hep. Bu yorucu, sıkıcı ve ilkel durumları ne zaman aşacağız bilemiyorum…

Uzun zamandır yazdığım yazılarda, ‘şunu okuyun, bunu mutlaka okuyun’ gibi şeyler yazmıyorum artık. Hem çok popülist bir tarz olduğunu düşünüyor hem de her kitabın herkeste aynı etkiyi yaratmadığını tecrübe ediyorum. Nasıl seçtiğimiz kitap, kitaptan ne anladığımız, kitabı ne gözle okuduğumuz ya da kitapta neyi nasıl muhakeme ettiğimiz, bizim kabımızla ölçülüyorsa; bu hayatı nasıl yaşadığımız da o kabın ölçüsüne ve belki daha ziyade içini neyle ve ne kadar doldurduğumuzla ölçülüyordur. Bu yüzden, yine Bilge Karasu’yu yad etmeden geçemeyeceğim, önünde sonunda kitap okuru bulur.

 

‘’Özgürülüğün büyük tehlikesi tam da böyle bir ikiyüzlülüğe yuvarlanabilmesindedir: Çünkü bağımsızlığımızı kurtarmak bahanesi altında, özgürlüğümüz aşırı baskı altına alınabilir.

 

Paradoks şudur ki; özgürlük canlılığını kadere, kader de önemini özgürlüğe borçludur.

 

Geçmiş değiştirilemez, sadece onaylanabilir ve ondan öğrenilebilir. İnsanın hedefi budur. Yeni deneyimlerle sindirilebilir ve yatıştırılabilir ama değiştirilemez ve silinemez.

 

Kader kavramı öfkenin yaşanmasını gerekli kılar. ‘Hiç öfkelenmeyen’ bir kişi, emin olabilirz ki kaderle hiç yüzleşmemektedir.

 

Yapıcı öfke, gücümüzü, kaderi karşılamak üzere yolumuzu seçmede kullanmamızın bir aracıdır.

 

‘Ben’ çağını hemen Zen çağı izlemiştir. Bu iki evre karşıt gibi gibi görünür ama sadece kağıt üzerinde böyledir. Fakat yakınlıkları bize ikisinin de genelde kendinden kaçmak için aynı özlemleri olduğunu gösterir.

 

O halde ne yapacağız? Tek yanıt, ‘Merhametli ol!’dur. Kötülüğün evrenselliği insan merhametini gerekli kılar.’’

Benzer Kitaplar
1
YORUMLAR
Yorum Yaz
Ali İlker Yapıcı
16.03.2017 06:20

Samimi, yumuşak tonlu ve hoş üsluplu bir yazı.

* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.