ROBİNSON CRUSOE DANİEL DEFOE

robinsonc
(0/10 Puan)

Robinson Crusoe Daniel Defoe

A+ A-

‘’Yabancı diyarlara macera aramaya gitmenin ya çaresiz kalmış adamlara ya da herkesin gittiği olağan yolun dışında kalan bir kaderin peşinden koşarak atılganlıklarıyla ün ve muazzam bir servet kazanma arzusu taşıyan insanlara göre olduğunu söyleyerek bu tür şeylerin benim için ya çok yükseklerde ya da çok aşağıda kaldıklarını; benim kaderiminse ortalarda bir yerde, olmadı alçakgönüllü bir yaşamın en üst basamağında yer aldığını; epeyce bir deneyimin ardından kendisinin de anladığına göre, yoksulluğa ya da güçlüklere, sıradan insanoğlunun harcadığı emeğe, katlandığı acılara kapalı bulunduğu ve üst düzeydeki kişilerin gururu,  lüksü, hırsı ve kıskançlığıyla kirlenmediği için bu dünyada insanın mutluluğuna en uygun durumun da bu basamak olduğunu anlattı.Bu durumun sağlayacağı mutluluğu kolaylıkla değerlendirebileceğimi yani bunun öteki insanların imrendiği bir konum niteliği taşıdığını;kralların bile çoğu kez büyük işler yapmak için dünyaya gelmiş olmanın acınası sonuçlarına dövündüklerini ve alçaklıkla yücelik gibi iki aşırı ucun tam ortasına bırakılmış olmayı dilediklerini; bilgelerin ne yoksul ne de zengin olayım diye dua etmeyi mutluluğunun koşulu saymalarının da işte tam bunun kanıtı olduğunu söyledi.’’ (syf:2)

Bu sözleri kim mi söyledi? Robinson Kreutzner’ın dünyayı gezme hayalleri olduğunu sezen babası, onu odasına çağırarak uzunca bir konuşma yapar ancak oğlunu yolundan döndüremez. İlk yolculuğunda hezimete uğradıktan hemen sonra ikinci bir yolculuğa çıkan Robinson, içinde bulunduğu gemi korsanların saldırısına uğrayınca esir düşer. Bir- iki sene bahçıvanlık yaptıktan sonra oradan kaçar ve gemiyle Brezilya’ya gider. Burada bir fabrikada çalıştıktan sonra Afrika’ya giden bir gemiye biner. Şiddetli fırtına yüzünden diğer tayfalarla birlikte sandala binerek kurtulmaya çalışır ancak sandal da devrilince, kıyıya yüzerek ulaşmak zorunda kalır. Robinson’ın yıllarca tek başına yaşayacağı hayatı da böyle başlar… Kendine bir kulübe yapmaya çalışır, adayı keşfetmek için yürüyüşler yapar, karnını doyurmak için avlanır ve bir süre sonra sebze yetiştirmeye başlar, hayvan evcilleştirir. Gemide bulduğu deftere, gün be gün neler yaptığını ve düşündüklerini kaydederek hem zaman mevhumunu kaybetmeyecek hem yaşadığı değişimleri görebilecektir. Derken bir gün, Robinson yalnızlığa ve kendiyle konuşmaya çoktan alışmışken, Cuma adını verdiği bir esirle karşılaşır…

Daniel Defoe’nun ‘’Moll Flanders’’ adlı romanından sonra okuduğum ‘’Robinson Crusoe’’nun ilk basımı 1719 yılında yapıldığında okurlar tarafından çok beğenilmiş ve kitap, bir yıl dolmadan dört baskı yapmış. ‘’Robinson Crusoe’’ macera romanı olarak anılır ve kendimi bildim bileli çocuklara tatil kitabı olarak verilir. Okumadığım için sadeleştirilmişini yahut çocuklar için olanını bilmiyorum fakat kitap bir macera romanından daha fazlası… Dikkat çeken konulardan biri sömürge düzeni… Robinson doğaya uyum sağlamaya çalışırken, romanda o dönemde Batı Avrupa’daki sömürge yarışına da değiniliyor. Bir diğer konu ise inanç… Adaya düşmeden evvel Tanrı’yı pek de aklına getirmeyen Robinson, yaşadığı yalnızlık  ve çaresizlik neticesinde inancını gözden geçirir ve içinde bulunduğu durumun Tanrı’yı anlamak yolunda büyük bir fırsat olduğunu düşünür.

Robinson bir anda imana gelip, yaptığı ve yapacağı her şeyin odak noktasına inancını koyması ve bir süre sonra iki cümlesinden birinin  iman ve inançla alakalı olması dikkatimi çekse de Defoe’nun anlatımını muhteşem bulduğumu söylemem gerekir. Satırlar su gibi akıyor. Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman ironik ve espirili anlatımıyla okumaktan çok keyif aldım. Şayet okumadıysanız ‘’Robinson Crusoe’’nun ardından okumanız için, Michel Tournier’nin ‘’Cuma ya da Pasifik Arafı’’nı önermiyorum. Çünkü kitap önermiyorum artık. Sadece aklınızda bulunsun…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.