RÜYA YORUMLARI I- II SİGMUND FREUD

ruyayorum1
(0/10 Puan)

Rüya Yorumları I- II Sigmund Freud

A+ A-

Bazı kızılderili kabilelerinde, Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde rüyalar, doğaüstü bir iletişim yahut tanrısal bir müdahale olarak görüldüğünden, çeşitli yöntemler kullanılarak  çözümlenmeye ve yorumlanmaya çalışılırdı. Rüyalar, özellikle Yunan ve Roma’da kehanete ilişkin alametler taşıması açısından değerlendirilir, tanrılar ve kötü ruhlardan haberler sunardı. Fakat, rüyalara dair bütünsel bir anlayış ortaya konulamıyordu. Aristotales’e göre rüyalar, kötü ruhlar yüzünden ortaya çıkıyordu. Rüyalar hakkında birçok değişken görüşün olması, yorum problemini de birlikte getirdi ve konunun otoritesi olarak Artemidorus’un adı geçti. Bu dönemlerdeki anlayışa göre rüyalar, insanın ruhsal hayatının içinde var olan gerçeklikleri, dış dünyanın gerçeklikleri olarak gösteriyordu. Ortaçağ’da ise, düşlerin ilahi kaynaklı olduğu şüphe götürmez bir görüştü. Derken, 19. yy. sonlarında Freud ve Jung, rüyaları bilinç ve bilinçdışının etkileşimleri olarak ele almaya başladı.

Sigmund Freud’un en ünlü çalışmalarından biri olan ‘Rüya Yorumları’ ilk kez 1899 yılında yayımlandı. İki ciltten oluşan kitapta; rüyadaki hafıza, rüyanın psikolojik özellikleri, rüyadaki ahlaki duygular, rüyalarda arzunun gerçekleşmesi, rüya deformasyonu, rüyada semboller, rüyaları unutmak, bastırma ve bu gibi, düşlerle ilgili birçok konuda araştırma ve örnekler okumak mümkün. Zaman zaman kendi rüyalarını da irdeleyem Freud, rüyayı gören kişinin uyanık hayatı ve psikolojisini göz önünde bulundurarak, rüyaların şifresini çözme yoluna gidiyor. Bununla birlikte Freud’a göre kişi, gerçek hayatta gerçekleştiremediği dileklerini rüyalar vasıtasıyla gerçekleştirerek, bilincini –bilinçli olmamakla birlikte- rahatlatmaktadır. Rüyalar konusunu günlük hayattan alabilirken, katmanları irdelendiğinde kaynak, bilindışının en ıssız yerlerine kadar gidebiliyor. Freud’a göre rüyaların en önemli malzemesi ise bebeklik anıları. Bedensel uyarıcıların etkisini fazla önemsemiyor.

İlerleyen bölümlerde yazar, tipik rüyalara örnekler veriyor ve onları yorumluyor. Bununla birlikte rüyada görülen şeylerin temsil ettiği kavram ve duygular üzerine gidiyor. Rüyaların içeriği her ne kadar çeşitli sansürlerden geçse de, duygunun değişmezliği rüya analizi açısından bağlayıcı bir unsur olarak dikkat çekmekte. Başka bir deyişle, ister uyku halinde ister uyanıkken olsun düşünce ve dileklerin, aynı sistemin sürecinden geçtiği kabul ediliyor.

İki ciltte toplam 800 küsür sayfa olduğunu düşünürsek, burada her şeyi açıklamamın mümkün olamayacağını göz önünde bulundurmak gerekir. Kaldı ki, Freud’un yorumlarını hakkıyla açıklayabilmem de kabil görünmüyor. Bu yüzden, psikanalitik anlamda rüya yorumlama üzerine düşünenlerin kitabı okumaktan başka çaresi yok. Konuyla pek alakası olmayanlar kitabı sıkıcı ve manasız bulabilirler. Ancak benim gibi meraklıların keyifle okuyacaklarından eminim.

Ben, çok rüya görürüm. Hemen hemen her uyuduğumda rüya görürüm ve rüya görmediğimde garipserim. Gündüz yaşadığım bir olayı, konuşulan bir konuyu yahut hissettiğim bir duyguyu hemen akşamına rüyamda görebilirim. Şimdiye kadar rüyalarımın, uyanıkken gerçekleştiğini söyleyebilecek bir tecrübe yaşamadım. Ancak, bilinçdışıma yinelik birçok ipucunu rüyalarımdan elde ettim ben. Şayet bir alanda uzmanlaşmak isteseydim, bu kesinlikle rüya yorumları üzerine olurdu.  Bu yüzden de rüyalarımı ya kendim analiz ederim ya da çok güvendiğim bir- iki kişiye analiz ettiririm. Rüyaları herkese anlatmamak üzerine düşündüğümde de çıkışım bu yoldan olur; rüyalar –hiçbir önem yahut anlam arzetmese dahi-  kişinin en mahrem ve özel duygu, düşünce ve yaşantılarının saklandığı bilinçdışını yansıtması açısından mümkün olduğunca az kişiye anlatılmalı ve az kişiyle paylaşılmalı. Ya da şöyle sorayım; bir kasanız olsa şifresini kaç kişiye söylerdiniz? 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.