SANAT VE EDEBİYAT SİGMUND FREUD

freud
(0/10 Puan)

Sanat ve Edebiyat Sigmund Freud

A+ A-

Kendimi bildim bileli, sanat ve edebiyata meraklıyım. Beni teşvik eden birileri de olmadı hayatımda ama nasılsa, kendi çocuk aklımla, bir şeyler bulmaya, izlemeye, dinlemeye ve hatta yapmaya çalıştım. Toplumun genel algısı mı böyle yoksa eğitim sistemi mi insanları bu yönde etkiliyor bilmiyorum, derslerinde başarı gösteren hemen hemen kimse sanata ya da edebiyata (ve hatta genişletirsem felsefe, sosyoloji, tarih vs.) yönlendirilmiyor. Gördüğüm okul birincilerinden hiçbiri ressam ya da müzisyen olmadı mesela… Yeteneği yoksa, istemiyorsa o başka ama çok yetenekli arkadaşlarımın toplum ve aile baskısı sebebiyle mühendis olmayı seçtiğini biliyorum. İnsan onu seçer, bunu seçer ve sonra seçimlerini değiştirir bütün bunlarda bir beis yok ama -özellikle konumuzla alakalı olduğu için- sanat ve edebiyata meyilli olanlara kendi hayal aleminde yaşayan, dünyadan habersiz, düşük olmasa da vasat bir zekaya sahip, çoğunlukla sıkıcı ve amaçsız muamelesi yapılmasını sevmiyorum. Türk bir keman virtüözü, bir ressam, bir şair, bir heykeltıraş, bir yönetmen ya da yazar çıktı mı gururlananlar, aynı kişiler -misal- önemli bir konuya dahil olmak istediklerinde gidip kalemi, enstrümanı, boyası vs. ile uğraşmasını salık veriyorlar… Elbette sanatı, edebiyatı ve diğer sosyal bilimleri destekleyenler de var ama benim şahit olduğum şeyler genelde bu yönde. Neyse… Kendimi durdurmazsam yazacaklarım bitmez. Gelelim kitaba.

Sigmund Freud’un -adından da anlaşıldığı gibi- sanat ve edebiyat eserlerinin bir nevi analizini yaptığı, kafa karıştıran, ağır ve yoğun kitabı birçok bölümden oluşuyor. Bu bölümlerin bazılarında alt bölümler de var elbette. Fikir vermek açısından bazı başlıkları paylaşmak istiyorum. Bunlar: Sahnedeki Psikopatik Kişilikler, Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri, Leonardo Da Vinci ve Çocukluğunun Bir Anısı, Michelangelo’nun Musa’sı, Mizah, Dostoyevksi ve Ana Baba Kıyımı… Freud’un makalelerinden derlenen kitapta, sadece eserlerin analizi yapılmıyor, eserin yaratım sürecinin ruhbilimsel yönleri inceleniyor. Yani sanatçının o eseri ortaya koyma serüvenindeki bilinçli ve çoğunlukla bilinçdışındaki etkiler irdeleniyor. Kitabın ilk bölümündeki Wilhelm Jensen’in ‘’Gradiva’’ adlı romanına ait, Freud’un en kapsamlı çözümlemesi, bence akıllara zarar. Romanı okumadığım, bilmediğim için bu bölümde iyice zorlandım. Romanın konusundan, kişilerinden bahsedilse de bir yandan çözümleme yapılması kafamı allak bullak etti. Kitaptaki dil ağır, çeviri başarılı belki, anlaşılıyor ama kolay kavranamayabiliyor. Gözüm ne kadar korksa da meraktan, okumaya devam ettim. Gündüz düşlerinin ve düşlemin sanatçıların yaratılarındaki rolünün anlatıldığı bölüm çok ilgimi çekti. Freud, yaratıcı bir yazarın oyun oynayan bir çocuğun yaptığının aynısını yaptığını söylüyor. Sanatçı bunu, gerçeklikten ayrılıp, ciddiye aldığı bir düşlem dünyası yaratarak yapmakta. Zira gerçek olduğunda kişiyi rahatsız edecek birtakım duygular, düşlem yoluyla -sonrasında da bir esere yansıyarak- dinleyici ya da izleyicide hoş duygular uyandırabilir. Örneğin, Shakespeare’in eserlerindeki entrika ve cinayetler gerçek hayatta asla hoş karşılanmaz ama onları bir tiyatro oyunu olarak okuduğumuzda hayran oluyoruz. Freud’un şu tespiti de ilgi çekici bana göre; ‘’Gerçekten de asla bir şeyden vazgeçemeyiz; yalnızca onu bir diğeri ile değiştiririz. Vazgeçme olarak görünen şey gerçekte bir yerine -geçenin ya da vekilin oluşumudur. Aynı şekilde, büyüyen çocuk oynamayı bıraktığında hiçbir şeyden değil ama gerçek nesnelerle oyun arasında bağ kurmaktan vazgeçer; oynamak yerine artık düşlemlemeye başlar.’’ 

Freud, Leonardo Da Vinci’ye eskiden beri ilgi duyduğundan, sanatçıyla ilgili bir makalesi de kitapta yer alıyor. Savunma silahları tasarlamasından cinselliği reddedişine, anatomi çizimlerinden düşlemlerine, birçok bağlantı ve tespit yapılarak sanatçının eşcinselliğinin yapıtlarına nasıl yansıdığı irdeleniyor. Ödipal dönem, rüya analizi, anne-baba-çocuk ilişkisi ve özellikle ergenlik dönemindeki cinsel enerjinin bastırılmayıp araştırma ve öğrenme isteğine dönüşüp fiiliyata geçmesinin etkisini okumak çok ilgi çekiciydi. Kitapta en sevdiğim kısım -ki bayağı uzun- Leonardo Da Vinci’den bahsedilen bu bölümdü. Bence efsaneydi! 

‘’Sanat ve Edebiyat’’ hakkında yazmak benim için zordu hatta yazmamayı düşünüyorum. Ancak birkaç kişi kitabı merak ettiğini yazıp söyleyince elimden geldiği kadarıyla bahsetmek istedim. Herkesin ilgisini çekecek, sıkılmadan okuyacağı bir kitap değil. Ama eğer sanatla uğraşanlar varsa, çevrenizde sanatçılar varsa, hayatınızın bir kısmında sanatla terapiyle ilgilendiyseniz mesela, daha rahat okunabilir, hoşa gidebilir. Daha çok şey yazılır da önce kafamı toparlamam lazım. Belki başka sefere… 

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.