SEFİLLER VİCTOR HUGO

sefiller1
(0/10 Puan)

Sefiller Victor Hugo

A+ A-

‘’Tanrı, hiçbir çocuğu kötü olsun diye yaratmaz! Onu kötü yapan, kötü eğitimdir; kötü anne-baba, kötü çevre, kötü yönetim balçık gibidir, zavallı yavruları da çekip yutar.’’

Kitapta altını çizdiğim satır hatta paragraflara emsal teşkil edecek birkaç alıntı paylaşacağım ancak seneler önce ‘Sefiller’i ilk okuduğumda kurgudan öteye gidemediğimi söylemeliyim. Sadeleştirilmişinden okunan bir klasik, ortaokul çocuğuna ne verebilir, tartışılır. Mesele okuma alışkanlığı kazandırmak olduğundan konuyu iredelemeye gerek görmüyorum. Ama ‘Sefiller’den aklımda kalan sadece Jean Valjean’la psikoposun sahneleriyken, Dostoyevksi’nin ‘Suç ve Ceza’sını soluksuz, kalp çarpıntılarıyla okumam, kendimle ilgili birtakım şeyler düşünmemi gerektiriyormuş gibi hissettiriyor. Bunu başka zaman irdeleyeceğim. Onlu yaşlarımın ortalarında böyle hissederken, yaklaşık 15-20 sene sonra aynı kitapları tekrar okuduğumda bu sefer ‘Suç ve Ceza’dan  çok etkilenmezken ‘Sefiller’ adeta beni benden aldı… Bunları neden yazdım? ‘Ben onu küçükken okumuştum.’ Deyip kenara koyduğumuz bazı kitapları, seneler geçip bizler biraz daha yaş ve tecrübe almışken okuduğumuzda farklı şeyler görüp hissediyor olabiliriz. Bu yüzden de bazı kitaplar bir değil, iki hatta birkaç kez okunabilir.

Victor Hugo’nun en çok bilinen ve okunan eseri olan ‘Sefiller’in özetini, hepimiz, her öğrenci gibi,  çıkardığımızdan burada uzun uzadıya anlatmayacağım. Ekmek çaldığı için cezalandırılan Jean Valjean hapisten çıkar ancak mahkumiyet belgesi yüzünden kimse ona iş vermez. Kendisini evinde misafir eden psikoposun eşyalarını çalar, yakalanır. Beklediğinin aksine psikopos, kendisinden şikayetçi olmaz ve bundan sonraki hayatında namuslu bir adam olmasını ister. Bu olay Jean Valjean’ın hayatında bir dönüm noktasıdır. Düşkünlere yardım eder, kimsesiz çocuklara kol kanat gerer hatta peşindeki polis şefini bile yeri gelir kurtarır. Sonundaysa, baş ucunda psikopostan yıllar önce çaldığı şamdanlar dururken hayata veda eder. Oldukça romantik… Hugo’nun üzerinde 17 yıl çalıştığı rivayet edilen ‘Sefiller’, merhamet, suç, kin, yoksulluk, pişmanlık ve sevgi gibi duyguları irdelerken, Paris’in o dönemlerdeki sosyal ve politik durumuna, halkın ahlak ve din anlayışına da eğiliyor. Olayların öncesi yahut sonrasında yazarın yaptığı yorumlar, kitapta okumaktan en çok keyif aldığım bölümlerdi. Olayları, o düşünceleri yazmak için mi kurguladı yoksa düşünceler olayları yazarken mi geldi, bilemem ama herbirini okumak büyük keyifti benim için. 2000 küsur sayfayı bir daha kaç sene sonra okurum onu da bilmiyorum. O yüzden beni etkileyen hiçbir satırı atlamadan işaretledim, bazılarını birkaç kez okudum. Okuduğum, 1943 basım olduğundan, çeviride kullanılan kelimelerin ahengi de çok güzeldi. Çocukluğumdaki masumiyetim artık olmasa da, yine de severek okudum.

Aşağıda paylaşacağım birkaç satır, kitabın kaçta kaçı eder, matematiğim iyi olsaydı sizin için hesaplardım. Değme kişisel gelişim kitabına taş çıkaracak tespitler edebi bir dille ifade ediliyor, okuyucuyu da etkileniyor elbette. Şimdi bunun gibi birçok kitap yazılmışken, birkaç yüz sayfa az okuyacağım diye niçin vaktimi boşa harcayayım?

 

‘’Yapılacak şeylerin yapılmasını beklerken bozulan şeyleri de bir gözden geçirelim. Onlardan sakınmak için olsun, bilinmeleri lazımdır. Mazinin taklitleri, birtakım yeni ve sahte isimler alarak, istikbal suretine girerler. Mazi denilen cadı daima mürur tezkeresini sahteleştirmek mecburiyetinde bulunur. Bu tuzağı iyice yoklayıp içine düşmekten sakınmalıyız. Mazinin bir çehresi vardır: Taassub, bir de nikabı vardır: Riya. O nikabı çekip kopararak, çehresini meydana çıkarmalıyız.

 

Düşünmeğe gitmek için, evden çıkmak adet olduktan sonra, bir gün gelir ki denize atılmak için çıkılır.

 

Gözden kaybolan bir şeyin yadigarı kalbin karanlığı içinde yanar; o şey ne kadar ziyade kaybolursa, yadigarı o kadar ziyade parlar; yeis karanlığı içinde bulunan ruh kendi ufku üzerinde o şuleyi görür; bu, o dahili gecenin bir yıldızıdır.

 

Deniz dediğimiz şey insan cemiyetlerinin cezaya çarpılan mahkumları attıkları bitmez tükenmez karanlık bir gecedir. Deniz dediğimiz şey tükenmez sefaletlerdir. Bu girdaba düşen ruh bir ölü haline geçebilir. Kim diriltecek?’’

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.