ŞEKER PORTAKALI JOSE MAURO DE VASCONCELOS

media5335a64e68571.png
(0/10 Puan)

Şeker Portakalı Jose Mauro de Vasconcelos

A+ A-

Normalde pek de merak etmediğiniz ve etmeyeceğiniz şeylere yasak geldiğinde bir anda hepsi birden ilgi odağınız haline gelir mi? Yoksa bu bana özgü bir şey mi? Sanmam. Ancak huyumdur, herhangi bir kitaba yasak geleceğini ya da incelemeye alındığını duyduğumda muhakkak o kitabı okuma isteğiyle yanıp tutuşurum. Vakit kaybetmeden satın alırım ki, mazallah tekrar yayımlanmaz da mahrum kalırım, bünyem kaldırmaz. İlkokulda ödev olarak verilen Şeker Portakalı’nı o zamanlar okumamış, arkadaşımın özetini biraz değiştirerek yazıp, öğretmene teslim etmiştim. Zira o zamanlar ‘Yaramazlar Kızlar Sınıfı’ gibi önemli kitaplar okuyordum ve ‘Şeker Portakalı’ gibi basit kitaplara ayıracak zamanım yoktu. Derken, bunca sene sonra, kitabın müstehcen olduğu ve incelendiği haberlerini duyunca, ışık hızıyla listeme ekledim, satın aldım ve okumaya başladım.

Herkesin bildiği gibi Zeze, yoksul bir ailenin, yaramaz ancak bir o kadar da akıllı çocuğudur. Ailesindeki herkesin geçim derdinde olması, Zeze’nin yeterli ilgi ve sevgiden mahrum büyümesine sebep olur. Yaptığı yaramazlıklar yüzünden sürekli şiddet gören Zeze’nin en büyük koruyucusu ablasıdır. Gel zaman git zaman, yine yaramazlık yaptığı bir gün Zeze, hayatında büyük yer edecek olan Manuel Valadares ile tanışır. İlk başta nefret ettiği bu adam, zaman geçtikçe Zeze’nin hayatının odak noktası haline gelir. Manuel de Zeze’yi çocuğu gibi sevmektedir ve birlikte sık sık vakit geçirmeye başlarlar. Ancak hayat acımasızdır ve Zeze, bu çok sevdiği insanı talihsiz bir kaza sonucu kaybeder. Acının her insana yaptığı gibi, Zeze de büyümüştür artık….

O kadar sevdim, o kadar sevdim ki bu kitabı, anlatamam. Sanıldığı gibi bir çocuk kitabı değil bu. Her yaşın kitabı, herkesin kitabı. Edmundo Dayı’nın sözleri, Zeze’nin kendi hayalinde yaşattıkları, gerçekte yaşadıkları ve anne-babasının çaresizliği çok yüreğime dokundu. Yazar o kadar güzel betimlemiş ki herşeyi, o kadar güzel bir hikaye yaratmış ki, ne desem az kalır. İlkokul zamanı okusaydım bu kadar anlar, bu kadar etkilenir miydim bilmiyorum. Öyle ki, küçükken okumuş olmama rağmen, ‘Çocuk Kalbi’ni de tekrar okumaya karar verdim. Tıpkı ‘Küçük Prens’ gibi, bazı kitaplar var ki, insan hayatının her evresinde okuyup, başka tatlar alabilir.

Müstehcen olan bir şeyler bulmaya çalıştım ancak bulamadım. Kullanılan bir-iki argo kelimeyse mesele, bu kadar güzel bir klasiği harcamaya değmez diye düşünüyorum. Çocuklarından evvel anne-babalar okusa bu kitabı, belki onların küçük dünyalarını merak eder,onlara farklı bir gözden bakmaya başlayarak, ilişkilerini çok daha farklı bir boyuta taşıyabilirler, kim bilir. Hem buna gelene kadar incelenmesi gereken çok daha ‘müstehcen’ kitaplar yahut çizgi filmler vardır muhakkak. Herneyse…

Diyeceğim o ki; okumadıysanız okuyun, okuduysanız tekrar okuyun ve seneler sonra yeniden okuyun. Bu kadar…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.