SERGÜZEŞT SAMİ PAŞAZADE SEZAİ

media543f48fd3905e.png
(0/10 Puan)

Sergüzeşt Sami Paşazade Sezai

A+ A-

Geçen haftaki yazımda, okulda verilen kitapların çoğunu okumadığımdan, oradan buradan bakarak ödev hazırladığımdan bahsetmiştim. Sonra, yazılarımı takip eden genç arkadaşlar aklıma gelince, kendimi bu konuda biraz sorumlu hissettim. Türkiye’de yaşıyorsak ve buradaki eğitim sistemine tabiiysek eğer, eleştirsek de eleştirmesek de, beğensek de beğenmesek de, öğrenci olarak sistemin gerekliliklerini yerine getirmek durumdayız. Yanlış yahut eksik bir uygulama varsa, bunu değiştirecek olanlar yetkili kişilerdir. Umarım, bu konuyu ele alacakları zaman da gelir. Ancak, o zamana kadar siz verilen kitapları okuyun. Ben okumadım da ne oldu? On küsur sene sonra işte yine okuyorum, inceleyip sizlerle paylaşıyorum.

Kafkasya’nın bir köyünde yaşayan dokuz yaşındaki Dilber, esircilerin eline düşerek, İstanbul’a getirilir. Burada bir memura satılır ancak, evin hanımı çok serttir ve Dilber’e zulüm eder. Memur, Erzurum’a atanınca Dilber’i tekrar bir esirciye satar. Birkaç sene esircinin yanında kalan Dilber’e, okuma ve ev işleri gibi şeyler öğretilir. Ardından Dilber, bu kez bir paşa konağına satılır. Asaf Paşa’nın konağında, Dilber ilk kez rahat eder. Ailenin Avrupa’da okumuş, melankolik oğlu Celal, resme meraklı yakışıklı bir gençtir. Dilber’i model olarak kullanmak isteyince, zamanla aralarında bir yakınlık meydana gelir. Gençlerin birbirine olan bu alakasını sezen Asaf Paşa ve karısı, Celal’e haber vermeden, Dilber’i bir esirciye satarak evden uzaklaştırırlar. Celal bu haberi duyduğunda üzüntüsünden yataklara düşerken, Dilber artık çok uzaklardadır. Ancak genç kızın içindeki özgürlük ateşi sönmemiştir ve bu kez, özgür olmayı kafasına koymuştur.

Çilekeş Dilber, özgür olmayı kafasına koydu da ne oldu, derseniz; size son moda cümlelerden biri olan, ‘kişi isterse her şeyi yapar’ sloganının her zaman işlemediği cevabını verebilirim. Oldukça hazin biten hikayede, belki de Dilber kızımız bu şekilde özgürlüğe kavuşmuştur, ki fikrimce gerçek anlamda özgürlük ancak o şekilde mümkündür. Kitabı okuduktan sonra ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Sezai’nin 1888 yılında yayımlanan ve Türk Edebiyatı’nda romantizme geçiş eseri olarak kabul edilen ‘Sergüzeşt’, kelime olarak macera anlamına gelir. Bu uzun öyküde ise, baştan sonra Dilber’in hazin macerası anlatılmakta. Eski bir kitap olmasına rağmen, gayet sade yazılmış ve akıcı bir şekilde okunuyor. Kölelik ve esaret konuları o kadar güzel işlenmiş ki, arada bazı acındırmalar göze batsa da, hikaye ve karakterler okuyucuyu içine çekmeyi başarıyor. Kısa ve öz olması ise bir solukta okunmasını sağlıyor.

II. Abdülhamit zamanında yazılan ve kitap yayımlandıktan sonra göz hapsinde tutulan Sami Paşazade Sezai, bu ‘esaretten’ kurtulmak için Paris’e kaçmış. O zamanlar, kölelik sistemini bu derece eleştiren ve günümüze kadar gelen bir eser bırakan Sezai; bu devri görseydi, acaba modern insanın köleliği hakkında neler yazardı, meraklanmadan edemiyorum...

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.