SIFIR NOKTASINDAKİ KADIN NEVAL EL SEDDAVİ

sıfır
(0/10 Puan)

Sıfır Noktasındaki Kadın Neval El Seddavi

A+ A-

1931 yılında, Nil Nehri kıyınsındaki bir köyde dünyaya gelen Neval El Seddavi, tıp öğrenimi gördükten sonra psikiyatrist olarak çalışmaya başlar. Feminist yazar ve aktivist olarak da anılan El Seddavi, kadın haklarının yanı sıra işçi sınıfının problemlerine de eğilir. İslam’da kadının yerine ait birçok kitap yazan yazarın hayatı boyunca karşılaştığı kadınlardan biri de ‘Sıfır Noktasındaki Kadın’da bahsettiği Firdevs’tir…

Firdevs, adam öldürmekten idama mahkum edilmiş bir kadındır.  O zamanlar Mısır’daki Kanatır Cezaevi’nde görevli olan El Seddavi  ile yolları, idamını beklerken kesişir. Yazar, Firdevs’le görüşmek için birkaç kez girişimde bulunur ancak eli boş döner. Bir zaman sonra Firdevs, hayatını anlatmak için El Seddavi’ye haber yollar. Bunu hayatında ilk ve son kez yapacaktır. Kadın ifadesiz bir yüz, duygusuz ve monoton bir sesle anlatmaya başlar; Firdevs, henüz küçük bir çocukken ailesini kaybeder ve amcasıyla yaşamaya başlar. Firdevs’in başarılı ve akıllı bir öğrenci olması mühim değildir zira yengesi, evinde fazladan bir boğaz istemez. Bu yüzden de küçük kızın evlenmesi için kocasına baskı yapar. Çevresi tarafından dindar biri olarak bilinen ve saygı duyulan amcası da bir yandan Firdevs’I taciz ederken, diğer yandan yağlı bir kapı bulmak için kolları sıvar. Küçük kıza, kendinden 40-50 yaş büyük bir talip çıkar. Aile sevinir elbette fakat Firdevs  mutsuzdur. Evlilikten kurtulmak için evden kaçar ama dışarısı onu o kadar korkutur ki geri dönüp dedesi yaşındaki adamla evlenmeye karar verir. Evliliğinde gördüğü fiziksel şiddet genç kızın yeniden evden kaçmasına sebep olur. Karşısına çıkan ilk erkeğin onu sevdiğine inanır. Fakat adam, onu başkalarına satmak istediğinde beyninden vurulmuşa döner ve yine kaçar. Kaçtıkça kendini daha beter bir durumun içinde bulan Firdevs, bir süre sonra hissizleşir. Bir işe girip çalışmak ister fakat geçmişi peşini bırakmaz. Ardından paralı erkeklerle birlikte olarak ayaklarının üzerinde durmaya çalışır fakat karşısına çıkan bir adam hayatına mal olur.

Kitabı asap bozukluğundan elimden bırakamamış, birkaç saat içerisinde bitirmiştim. Az önce yukarıdakileri yazarken öfkelenmemeye çalıştım ancak bunu başarabilmem kolay olmuyor. Duygularımı karıştırmadan yazsam, bu sefer de samimiyetsiz, mekanik bir yazı çıkacak ortaya…Bunu hiç istemiyorum. Yine de ikisinin ortasını bulmaya çalışacağım.

İnsan olmanın hiç kolay olmadığını sık sık söyler, yazarım. Şu bir gerçek ki kadın olmak da üstüne tuz biber oluyor. Yazılan kitaplarda, yapılan bazı tartışmalarda, günlük hayatımızda ve haberlerde de bunu görüyoruz. Aslında bu konuyla ilgili daha ayrıntılı şeyler yazmıştım fakat hepsini kestim ve başka bir dosyaya kaydettim. Yeri geldiğinde kullanırım diye… Kitabın başında hayalleri, umutları, istekleri olan küçük bir kız çocuğunun yaşadığı zorbalık ve şiddet neticesinde nasıl hissiz, sert ve vazgeçmiş bir kadına dönüştüğünü görmek içimi parçaladı. Yokluk, çaresizlik ve sevgisizlik küçük bir çocuğun elini kolunu nasıl bağlıyor? Aklı, yeteneği ve öğrenme isteği nasıl göz ardı ediliyor? Kimsesi, hiçbir güvencesi olmayan bir kadın bu mücadele gücünü nereden buluyor? Dünya nasıl bu kadar zalim olabiliyor? Peki bunların hepsi neden sadece fimlerde kalmıyor? Firdevs her şeye rağmen fahişeliği seçmeli miydi? Bence bunu yargılamak kimseye düşmez.  Özellikle böyle hassas konularda, ‘öyle mi olsaydı, böylemi yapsaydı?’ şeklindeki yorumlardan hoşlanmam. Olan olmuş, yapılacak bir şey yok. Ama belki Firdevs’lerin çoğalmaması için yapılacak bir şeyler vardır...

 

 

 

 

Not: ‘Dindar’ amcanın küçük kızı taciz etmesiyle ilgili de bir şeyler yazdım ancak yazı o kadar uzadı ki, çıkarmak zorunda kaldım. Belki sonraki zamanlarda onu da paylaşırım. 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.